Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

anahtar vermek

tiy. tuluat tiyatrosunda komiğe nükte yapma kolaylığı vermek.

105

anahtarı beline takmak

evde yönetimi ele almak.

108

analı kuzu, kınalı kuzu

1) her işi yolunda giden; 2) annesi sağ olan çocukların mutluluğunu anlatan bir söz.

110

anam babam

içtenlik bildiren bir söz: Bilir miyim ben anam babam!

48

anan yahşi, baban yahşi

birini, bir işe razı etmek için onu övmek amacıyla söylenen bir söz.

107

ananın (anasının) ak sütü gibi (helal olsun)

'anamın sütü bana nasıl helal ise bu da sana öyle helal olsun' anlamında kullanılan bir söz: 'Şimşek gibi çakan ağrılardan beni kurtarsınlar, servetimin yarısını anamın ak sütü gibi vereyim.' -R. N. Güntekin.

105

anası turp (sarımsak), babası şalgam (soğan)

hlk. ne olduğu belirsiz kimselerin çocuğu.

53

anası yerinde

anne gibi kabul edilen (kadın).

101

anasından doğduğuna bin pişman

1) çok tembel, üşengeç; 2) canından bezmiş.

114

anasından doğduğuna pişman olmak

çok eziyet görmek, çok üzülmek, bezdirilmek.

106

anasından emdiği süt burnundan (fitil fitil) gelmek

bir işi yaparken çok sıkıntı çekmek: 'Mütercim olarak işe başladığım gün anamdan emdiğim süt burnumdan gelmiştir.' -B. R. Eyuboğlu.

109

anasından emdiği sütü burnundan getirmek

birine bir iş yaptırırken çok sıkıntı çektirmek: 'Hiç belli olmaz insanoğlu! Bir gün anadan emdiği sütü burnundan getirir.' -B. R. Eyuboğlu.

105

anasını bellemek

kaba en büyük kötülüğü yapmak: 'Geçmeyen zamanın anasını uyku beller.' -N. F. Kısakürek.

41

anasını eşek kovalasın!

kaba sözü edilen kimse veya iş için bıkkınlık, dikkate almama ve umursamama anlatan bir söz.

111

anasını sat! (satayım!)

hlk. 'önem verme (vermem), aldırma (aldırmam), umursama (umursamam)!' anlamında kullanılan bir söz.

46

anasının gözü

argo çok kurnaz, çok açıkgöz, dalavereci, hinoğluhin.

109

anasının ipini satmış (pazara çıkarmış)

ipsiz, kendisinden her türlü soysuzluk beklenebilen (kimse).

126

anasının kızı

her yönüyle annesine benzeyen kız çocuğu.

130

anasının körpe kuzusu

pek küçük kucak çocuğu.

47

anasının nikâhını istemek

bir şeye değerinden çok para istemek.

98

anasının oğlu

her yönüyle annesine benzeyen erkek çocuğu.

109

andını bozmak

andına uymamak, andına aykırı davranmak.

96

angarya (angaryasını) çekmek

bir işi isteksizce, hatır için yapmak zorunluluğunda olmak: 'Benim bu angaryalarımı da başka türlü kimsecikler çekmez.' -O. C. Kaygılı.

49

angaryaya koşmak

birini zorunlu olmadığı hâlde bir işte çalışmaya zorlamak.

108

anız bozmak

anızı altüst etmek için toprağı yüzden sürmek.

108

anladımsa arap olayım

tkz. 'hiçbir şey anlamadım' anlamında kullanılan bir söz.

118

anlam çıkarmak

1) bir cümleden veya metinden yeni ve değişik bir anlam yakalamak; 2) mec. yersiz ve gereksiz bir yargıya varmak, yanlış değerlendirmek; bir söze, söyleyenin aklından geçmeyen bir anlam vermek.

99

anlam vermek

kendince bir yargıya varmak, yorumlamak.

48

anlamazlıktan gelmek (anlamazlığa vurmak)

bir şeyi anladığı hâlde anlamamış gibi davranmak: 'Anlamazlığa vuruyorum, teşekkür ederek ayrılıyorum daireden.' -A. Ümit.

121

anlamına gelmek

bir anlam bildirmek.

107