Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

anlarsın ya!

açıklanmaması gereken bir olayı dolaylı yoldan anlatmak için kullanılan bir söz.

104

anlaşıldı Vehbi'nin kerrakesi

'işin içyüzü, gerçeği öğrenildi' anlamında kullanılan bir söz.

106

anlaşmaya varmak

bir konuda birisiyle anlaşmak.

42

anlaşmazlığa düşmek

anlaşamamak, uyuşamamak: 'Anlaşmazlığa düşmezdik. İyi çocuklardı.' -A. Kutlu.

46

anlaşmazlık çıkmak

bir konuda uyuşmazlık söz konusu olmak: 'Miras dağılımında üvey annesiyle aralarında anlaşmazlık çıkmış.' -C. Külebi.

103

anlayıp dinlemek

bir olayı iyice anlamak.

41

anlayış göstermek

istenilen veya söylenilen bir şeyi hoşgörüyle karşılamak: 'Yaşamı her yönden yalnızlığa yaslanmış olan bu kadına tek çocuğun bile anlayış gösterdiğini sanmam.' -A. Kutlu.

48

ant içmek

bir şeyi yapmaya veya yapmamaya söz vermek, yemin etmek: 'Böyle uzaklaşınca ağır ağır o bizden / Biz ayrı düşmemeye ant içmiştik denizden' -F. N. Çamlıbel.

115

ant verdirmek

1) ant içmesini sağlamak; 2) herhangi bir şeyi yapmaması için söz almak.

101

ant vermek

Allah aşkına, çocuklarının başı için vb. sözlerle karşısındakini bir şeye zorlamak.

97

antant kalmak

anlaşmak, uzlaşmak.

106

antikasını bilmek

en iyisini bilmek.

110

antipati duymak

kanı kaynamamak.

105

antipatik bulmak

sevimsiz bulmak, kanı kaynamamak.

101

apışıp kalmak

ne yapacağını bilemez duruma gelmek: 'Bu sonsuzluğun içinde işte besbelli sen de kendini kaybederek apışıp kalmışsın.' -H. R. Gürpınar.

43

apoletleri sökülmek

bir suç sebebiyle rütbesi indirilmek veya askerlikten atılmak.

109

aportta beklemek

1) köpek avını kovalamak üzere hazırda beklemek; 2) fırsat kollamak.

41

aptal yerine koymak

1) hiçbir şeyden anlamaz, bilmez sanmak: 'Bu kadını zaman zaman aptal yerine koymam, büyük aptallık galiba.' -R. Erduran. 2) birine, aptal gözüyle bakmak.

106

aptallığa vurmak

bir şeyi bilmez, anlamaz gibi görünmek.

97

ar damarı çatlamış

utanç duyulacak şeyleri sıkılmadan yapan, utanmaz.

107

ar etmek

utanmak.

50

ar namus tertemiz

utanması olmayan.

39

ar ve hayâ perdesi yırtılmak

1) utanmamak, utanç duymamak: 'Atalarımızın ar ve hayâ perdesi yırtılmak diye pek düşündürücü bir tabirleri vardır.' -R. N. Güntekin. 2) yüzsüzlük etmek.

105

arabanın tekerine taş koymak

güçlük çıkarmak.

114

arabasını düze çıkarmak

karşılaştığı güçlükleri yenip işini kolay yürür duruma getirmek.

108

aracı koymak

bir kimseyi, uzlaşma sağlamak için görevlendirmek.

43

arada çıkarmak

başka işler arasında bir işi de yapıvermek.

40

arada kalmak

iki tarafı uzlaştırmak üzere araya girme dolayısıyla güç duruma düşmek.

109

arada kaynamak

karışık bir durumda gereken ilgiyi görmemek.

47

aradan çekilmek

1) ara bulucu olmaktan vazgeçmek; 2) herhangi bir iş yapılırken işi başkalarına bırakmak, ilişiğini kesmek.

107