Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

arayı açmak

1) aradaki uzaklık artmak; 2) mec. görüşmemek.

112

arayı soğutmak

eski yakınlık, dostluk kalmamak.

41

arayı yapmak

arasını bulmak.

107

arayıp da bulamamak

beklenmedik iyi bir durumla karşılaşmak.

46

arazi açmak

fundalık, koruluk, sazlık yerleri temizleyerek tarıma elverişli duruma getirmek.

94

arazi olmak

1) sıvışmak; 2) işten kaçmak.

107

araziye uymak

1) ortama, çevreye uymak; 2) görünmemeye çalışmak.

35

ardı arası kesilmemek

aralıksız olarak gelmek: 'Olayların ardı arası kesilmez. Hepsi birbirini kovalar.' -N. F. Kısakürek.

109

ardı kesilmemek

arkası gelmemek, tükenmemek: Gidiş gelişin ardı hiç kesilmiyor.

97

ardından atlı kovalamak

arkasından atlı kovalamak.

111

ardından gitmek

1) peşine takılmak; 2) mec. aynı düşünceye sahip olmak.

96

ardını almak (getirmek)

bitirmek, tamamlamak.

89

ardını bırakmamak

peşini bırakmamak.

95

ardını kesmek

arkasını getirmemek, önlemek, son vermek, durdurmak.

34

arı gibi

1) çok çalışkan; 2) hızlı ve sürekli bir biçimde: 'Gürültü etmeden, iz bırakmadan, hadise çıkarmadan çalışıyorlar, arılar gibi.' -E. M. Karakurt.

101

arı gibi sokmak

iğnelemek, acı söz söylemek.

100

arı kovanı gibi işlemek

bir yerin gireni çıkanı çok olmak.

103

arık çekmek

tıkanan, bozulan arkları temizleyip açmak: 'Beş gün belinin, kollarının ağrısını duymadan Binnaz'ın önü sıra arık çekti.' -N. Cumalı.

103

arına dokunmak

utanç duymak: 'Hele meydanı hasımlarına bırakmak arıma dokunuyor.' -R. H. Karay.

30

arının yuvasına kazık (çöp) dürtmek

tehlikeli kişiyi kışkırtmak.

111

arif olan anlar (anlasın)

herkesin anlayacağı kadar açık söylenmeyen bir sözün gerçek anlamını kavrayanlar için söylenen bir söz.

110

arifeyi gösterip bayramı göstermemek

bir işi sonuna kadar başarılı götürüp, sonunda olumlu sonuca ulaşamamak.

108

arka (geri) planda kalmak

1) gözden düşmek; 2) önemini yitirmek, değersizleşmek.

35

arka arkaya vermek

birbirini korumak için birleşmek, destek olmak, dayanışmak.

110

arka bulmak

bir koruyucu, kayırıcı bulmak.

42

arka çevirmek

sırt çevirmek.

94

arka çıkmak

bir kimseyi başkalarına karşı korumak, kayırmak: Annesi arka çıktı da çocuğu dayaktan kurtardı.

111

arka kapıdan çıkmak

okuldan başarısızlık nedeniyle ayrılmak.

36

arka olmak

maddi veya manevi yönden destek olmak.

97

arka plana kaymak

1) gözden düşmek: 'Bu üslubu ve bakış açısı yüzünden arka plana kaymış.' -T. Buğra. 2) önemini yitirmek, değersizleşmek.

101