Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

avucunu yalamak

alay umduğunu ele geçirememek: 'Sen avucunu yalarsın! Beni daha fazla rahatsız etme, tamam mı?' -E. Bener.

111

avucunun içi gibi bilmek

bir yeri, bir şeyi çok iyi ve ayrıntılı olarak bilmek: 'Sizin analarınızın, babalarınızın hayat idealini avucumun içi gibi bilirim.' -H. Taner.

106

avucunun içine almak

bir kimseyi baskı ve etkisi altına almak.

114

avuç (avucunu) açmak

1) dilenmek, para istemek: 'İki gündür yemek yemedim ama daha avuç açmadım.' -N. Hikmet. 2) yardım istemek: 'Elinde böyle bir sanat varken herkes sana avuç açmaktan başka ne yapabilir?' -N. F. Kısakürek.

123

avuç içi kadar

pek küçük, dar (yer).

117

avukat tutmak

adli işlemleri gereğince yerine getirmek için bir avukata vekâletname verip onu yetkili kılmak: 'Kasabadan Bilâl Efendi'yi avukat tuttular.' -M. Ş. Esendal.

102

avurdu avurduna geçmek

çok zayıflamak.

110

avurt satmak (avurt zavurt etmek)

1) beceremeyeceği şeyleri becerebilecekmiş gibi konuşmak; 2) korkutucu sözler söylemek.

115

avurtları çökmek (birbirine geçmek)

çok zayıfladığı yüzünden belli olmak: 'Hüdai, Bayram'ın avurtları çökmüş solgun yüzüne bakarak bir varsayım yapmıştı.' -A. Kulin.

115

ay gibi

ay parçası.

100

ay harmanlanmak

ayın çevresinde ayla oluşmak.

114

ayağa fırlamak

hızla ayağa kalkmak: 'Derken balıkçı öfkeyle ayağa fırladı, kafese kapatılmış bir kaplan gibi dolandı güvertede.' -A. Erhat.

45

ayağa kaldırmak

telaş ve heyecana düşürmek.

100

ayağa kalkmak

1) ayakları üzerinde durmak, dikilmek: 'Yeniden ayağa kalkıyorum, pencereye kadar gidiyorum.' -A. Ümit. 2) hasta iyi olmak, iyileşmek; 3) saygı göstermek için oturma durumundan ayaküzeri durumuna geçmek; 4) harekete geçmek: 'O gün yer yerinden oynadı, bütün İstanbul'a ayağa kalkmıştı.' -H. Topuz. 5) isyan etmek; 6) mec. telaşlanmak, telaşa kapılmak, heyecanlanmak: 'Bütün kahve halkı ayağa kalkıyor.' -B. R. Eyuboğlu.

119

ayağı (ayakları) dolaşmak

yürürken telaştan ayakları birbirine takılmak.

120

ayağı (ayakları) suya ermek

bir gerçeği anlayarak aklı başına gelmek.

111

ayağı almak

hlk. halay oyunlarında ayağı tempoya uydurmak.

48

ayağı düze basmak

güçlükleri yenerek ilerisinden korkmayacak bir duruma girmek.

105

ayağı gitmemek

1) gitmek istememek; 2) oynarken çalınan oyun havasının ritmine uygun hareket edememek.

104

ayağı ile gelmek

1) kendi isteğiyle gelmek; 2) emek çekilmeden elde edilmek.

115

ayağı yerden kesilmek

1) ayağı yere değmez olmak; 2) bir taşıta binip yaya yürümekten kurtulmak; 3) mec. çok mutlu olmak.

111

ayağına (ayaklarına) kapanmak

1) alçalırcasına yalvarmak: 'Sandılar ki ihtiyar bahçıvan, paçaları sıvayacak, yeğenine Rabia'yı almak için paşanın ayaklarına kapanacak.' -H. E. Adıvar. 2) bağışlanmak için yalvarmak.

116

ayağına bağ olmak

birinin bulunduğu yerden ayrılmasına veya yaptığı işi sürdürmesine engel olmak.

108

ayağına bağ vurmak

önüne bir engel çıkarmak.

103

ayağına çağırmak

yanına gelmesini istemek.

41

ayağına çelme takmak

1) biri yürürken ayakları arasına ayak uzatıp düşürmek; 2) mec. birinin işinde yükselmesine engel olmak.

115

ayağına dolanmak (dolaşmak)

1) başkasına yapmayı tasarladığı kötülük kendi başına gelmek; 2) iş yapmakta olan birine engel olmak, yürümesine engel olmak.

115

ayağına düşmek

çok yalvarmak: 'Obanın bütün kadınları, delikanlıları ayağına düştü.' -Y. Kemal.

42

ayağına geçirmek

bir şeyi aceleyle giymek.

39

ayağına gelmek

1) alçak gönüllülük göstererek birinin yanına gelmek; 2) emek çekilmeden elde edilmek: Kısmet ayağına geldi.

108