Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

ateş kesilmek

1) çok kızgın davranışlarda bulunmak, ateş püskürmek; 2) sonradan çok çalışkan, hareketli ve becerikli olmak.

41

ateş kesmek

ateşli silahlarla yapılan atışa son vermek.

34

ateş püskürmek

çok öfkeli olmak: 'Parça parça morarmış yüzüyle ateş püskürüyordu.' -A. Ş. Hisar.

38

ateş saçmak

çok kızmak, çok öfkelenmek.

39

ateş vermek

tutuşturmak.

52

ateş yağdırmak

1) ateşli silahlarla aralıksız mermi atmak; 2) mec. çevresindekilere ağır sözler söylemek.

108

ateşe tutmak

1) az ısıtmak; 2) üzerine ateşli silahla mermi atmak.

107

ateşe vermek

1) ateş içine sokmak: 'Bir parça büküyor, onu tekrar ateşe verinceye kadar evvelki hazır oluyordu.' -M. Ş. Esendal. 2) bir yeri kasten yakmak, kundak sokmak; 3) mec. aşırı telaşa ve sıkıntıya düşürmek; 4) mec. bir ülkeyi savaşa sokarak veya kargaşa ve karışıklık yaratarak sıkıntı ve yıkıma uğratmak.

45

ateşe vurmak

bir yemeği pişmek üzere ocağa koymak: 'Taş ocağın üstünde, ateşe vurduğu güveçten, kaynayan etin kokusu geliyordu.' -N. Cumalı.

112

ateşe vursa duman vermez

pek cimri olanlar için söylenen bir söz.

120

ateşi başına vurmak

çok öfkelenmek, sinirlenmek, coşmak.

105

ateşi çıkmak (yükselmek)

hasta vücut ısısı olağandan çok artmak.

102

ateşi düşmek

hastanın ateşi geçmek veya azalmak.

117

ateşi uyandırmak

sönmek üzere olan ateşi canlandırmak.

105

ateşini almak

1) yüksek vücut ısısını düşürmek: Alnına sirkeli bez koyun, ateşini alır. 2) derece ile ateşi ölçmek; 3) mec. acıyı, yanmayı azaltmak.

41

ateşle oynamak

pek tehlikeli bir işle uğraşmak.

43

ateşler içinde yanmak

1) hasta çok ateşli bir durumda olmak; 2) mec. bir şeye fazlasıyla tutulmak.

130

atı alan Üsküdar'ı geçti

fırsatın kaçırılıp artık yapılacak bir şeyin kalmadığını anlatan bir söz.

108

atılı bulunmak

ertelenmiş olmak.

104

atını sağlam kazığa bağlamak

eşeğini sağlam kazığa bağlamak.

102

atıp (atmak) tutmak

1) bir kimse veya bir şey için kötü konuşmak: 'Hatta aleyhimde atıp tuttuğunu bile duysam kendimi tanıtmamalıydım.' -O. V. Kanık. 2) abartmalı konuşmak: 'Dünyanın siyasetiyle meşgul oluyorlar, büyük olaylar hakkında atıp tutuyorlar.' -H. R. Gürpınar.

112

atla arpayı dövüştürmek (dalaştırmak)

fesat karıştırmak, arabozanlık etmek.

103

atladı geçti Genç Osman!

bir işin bittiğini veya tehlikenin atlatıldığını anlatan bir söz.

110

atlama taşı yapmak

daha iyi bir yere geçmek için bir durumu veya bir kimseyi araç olarak kullanmak.

107

atma Recep, din kardeşiyiz

argo 'söylediklerin hep yalan, abartma ancak biz bunun farkındayız' anlamında kullanılan bir söz.

107

atsan atılmaz, satsan satılmaz

işe yaramadığı veya sıkıntı verdiği hâlde vazgeçilemeyen şeyler ve kimseler için söylenen bir söz.

107

attan inip eşeğe binmek

bulunduğu önemli görevden daha aşağı bir göreve alınmak.

108

avaz avaz bağırmak

var gücüyle bağırmak: 'İspanyol denizcisi hâlâ avaz avaz bağırıyordu.' -H. R. Gürpınar.

102

avazı çıktığı kadar

çok yüksek sesle: 'Avazı çıktığı kadar haykırmak istiyordu.' -P. Safa.

113

avucu (avuçları) kaşınmak

avucundaki kaşıntıyı bir yerden para geleceğine yormak.

44