Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

balyoz gibi

çok ağır, ezici (kol veya yumruk).

104

bana bak!

tkz. 'beni dinle' anlamında kullanılan bir seslenme ve gözdağı sözü: Bana bak, karışmam sonra!

100

bana da ... demesinler

bir işin kesinlikle yapılacağını belirtmek için söylenen bir söz: 'Fırat'ın iki yakasını birbirine bağlamazsam bana da vali demesinler.' -A. Kulin.

107

bana da mı lolo

bir sözün, bir tutumun veya davranışın gerçek ve geçerli olmadığını, başkalarının söz konusu olayda aldanabileceğini ancak söz sahibinin aldanmayacağını, aldatılamayacağını belirten bir söz.

101

bana mısın dememek

hiçbir şey etkili olmamak, hiçbir şeye aldırış etmemek: 'Kilidi çekiştiriyorum, bana mısın demiyor.' -A. Ümit.

101

banda almak

bir sesi, ses cihazı ile bant üzerine kaydetmek.

110

banka gibi

çok zengin (kimse).

109

bankaya yatırmak

bankadaki hesabına para koymak, biriktirmek: 'İyi kazanmıyordu fakat ne kazanıyorsa hepsini bankaya yatırıyordu.' -T. Dursun K.

32

banko geçmek

yarışlarda, toto, loto vb. oyunlarda, bir atın veya sayının kesin olarak tutturulacağını tahmin edip işaretlemek.

43

bant çözmek

manyetik bir bant üzerine alınmış sesleri yazıya aktarmak, deşifre etmek.

100

bant doldurmak

bir banda ses kaydetmek.

95

bar tutmak

bar oynamak için hazırlanmak ve oyuna başlamak.

99

barajı aşmak

herhangi bir sebeple konulmuş olan koşulu yerine getirip başarı sağlamak.

104

bardağı taşıran damla

sabır tüketen aşırı davranış veya durum: 'Son tartışmamızın bardağı taşıran damla olduğu belli oluyordu.' -E. Bener.

41

bardağı taşırmak

sabrını tüketmek: Son davranışı bardağı taşırmaya yetti.

109

bardaktan boşanırcasına yağmak

yağmur çok şiddetli yağmak: 'Sabahleyin yağmur bardaktan boşanırcasına yağıyordu.' -Ö. Seyfettin.

99

barış görüş olmak

hlk. her türlü dargınlığı unutarak barışmak.

101

barut fıçısı gibi

1) çok kızgın, sinirli (kimse): 'Sadi Nahit'i delice kıskanıyordu, içi bir barut fıçısı gibi hasetle doluydu.' -T. Buğra. 2) kavgaya yol açacak (durum).

100

barut gibi

1) öfkeli, huysuz, sert, aksi (kimse): 'Hocamız barut gibi sert bir adam.' -H. R. Gürpınar. 2) pek ekşi; 3) acı.

118

barut kesilmek (olmak)

çok öfkelenmek.

45

barut kokusu gelmek

savaş tehlikesi sezilmek.

102

barutla oynamak

tehlikeli işlerle uğraşmak.

46

bas tutmak

ince sesli çalgılara tek perdeden eşlik etmek.

40

basamak yapmak

bir kişiyi, bir durumu bulunduğu konumdan daha yükseğine erişmek için araç olarak kullanmak.

102

basıp geçmek

1) önde gideni geçmek: 'Yastık koşusunu kazanan tayın, biraz idman edilirse çok atları basıp geçeceğini konuşuyorlardı.' -M. Ş. Esendal. 2) önem vermeyerek uğramamak.

106

basıp gitmek

birdenbire gitmek, aklına koyduğu şeyi yapmak üzere bulunduğu yerden uzaklaşmak, çekip gitmek.

48

basireti bağlanmak

iyi düşünemez, gerçeği göremez bir duruma düşmek: 'Bazen en mahir canilerin bile böyle mühim nisyanlarda bulunacak kadar basiretleri bağlanır.' -H. R. Gürpınar.

109

baskı yapmak

1) bir kimseyi bir işi yapmaya zorlamak, zor kullanmak; 2) sp. oyuncunun rahat hareket etmesini engellemek.

109

baskıda kalmak

yağmur yağdıktan sonra toprağın üst kısmı sertleşerek tohumlar fidelenip toprak üstüne çıkamamak.

102

baskın çıkmak (gelmek)

karşılaştırma konusu olan kimseyi geçmek, ona karşı üstünlüğünü göstermek.

110