Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

bir fende kazık kakmak (çakmak)

bir bilgi veya bilim dalında saplanmış kalmak: 'Bir fende kazık kakmaktansa hepsinden birer parça malumat kapma fikrinde idi.' -H. R. Gürpınar.

41

bir gömlek aşağı

birinden bir derece daha düşük.

108

bir gömlek fazla eskitmiş olmak

birinden daha yaşlı ve daha görmüş geçirmiş olmak.

101

bir göz gülmek

hem gülüp hem ağlamak.

111

bir hâl olmak

1) bir şeyin çok tekrarlanması yüzünden bitkin duruma gelmek, usanmak, bezmek, fenalık gelmek: Çocuklar, yapmayın, etmeyin demekten bir hâl oluyorum. 2) huyu değişmek: 'Bu çocuğa bir hâl oldu, bu çocuk avareleşti.' -Y. K. Karaosmanoğlu. 3) kazaya uğramak; 4) ölmek.

41

bir hoş eylemek

hüzünlendirmek.

102

bir hoş olmak

1) şaşırmak; 2) hüzünlenmek.

120

bir hoşluğu olmak

garip veya tuhaf bir durumda olmak: 'Bir hoşluğu var üstünde bugün / Dursun Ağa'nın / Biraz başı ağrıyor / Biraz dişi ağrıyor' -O. Rifat.

106

bir içim su (gibi)

çok güzel (kadın): 'Görmeyeli sen büsbütün bir içim su olmuşsun.' -A. İlhan.

86

bir iğne bir iplik olmak

iğne ipliğe dönmek.

117

bir iki demeden (demeye kalmadan)

duraksamadan, karşısındakine vakit bırakmadan: 'Sol ayağımı eline aldı, bir iki demeye kalmadan çevirdi mi, bastırdı mı, bilmiyorum.' -T. Dursun K.

110

bir iki derken

az olmakla birlikte.

104

bir ilke imza atmak

bir konuda hiç kimsenin veya kuruluşun yapmadığı bir işi gerçekleştirmek.

105

bir iş olmak

anlaşılmaz, bilinmeyen bir durum olmak: 'Kaynının geceyi onlarda geçirmesinde vardı bir iş.' -O. Kemal.

114

bir işaretine bakmak

bir işi yapmak için hazır beklemek.

100

bir işi başından kesmek

yapılması istenmeyen bir işi baştan engellemek.

114

bir iştir oldu

istenmeyen, kötü bir durum karşısında söylenen bir söz.

112

bir kalem geçmek

boş vermek, bir an için göz ardı etmek: 'Üniversiteyi filan bir kalem geçin, liseyi bile okuyamamıştı.' -H. Taner.

96

bir kapıya çıkmak

aynı sonuca varmak.

106

bir karış beberuhi

alay çok kısa boylu kimse.

34

bir kazanda kaynamak

anlaşmak, uyuşmak, bağdaşmak.

104

bir kenara atılmak

unutulmak, terk edilmek, ilgi kesilmek.

101

bir kenarda durmak

gerektiği zaman kullanmak üzere hazırda tutmak.

94

bir kıza dünür düşmek

bir kızı evlenmek üzere başkası için istemek.

98

bir kol çengi

şen sözler ve davranışlarla çevresine neşe saçanlar için söylenen bir söz.

102

bir kolayını aramak

bir şeyi yapmak, çözmek için gerekli kolay ve kestirme yöntemi araştırmak: 'Yanlışını düzeltmek için bir kolayını aramaya başladı.' -M. Ş. Esendal.

28

bir kolayını bulmak

kolaylıkla yapabilmeyi sağlamak veya yapma yolunu bulmak: 'Etrafında, bir kolayını bulup dışarıya sızanlardan birkaç kişi ha bire ellerinden öpüyor.' -N. F. Kısakürek.

31

bir koyundan iki post çıkarmak

olması gerekenden daha fazla elde etmek.

102

bir Köroğlu, bir Ayvaz

bir karı kocanın çocuklarının, yakınlarının yanlarında bulunmadığını veya çocukları olmadığını anlatan bir söz: 'Eve işçi, aşçı tutmam, kaynana, baldız istemem. Bir Köroğlu bir Ayvaz.' -M. Ş. Esendal.

44

bir köşeye atılmak

terk edilmek, ilgilenilmemek, kendi kaderine terk edilmek: 'Böyle bir köşeye atılmak, iktidardan uzak kalmak, diri diri gömülmekti benim için.' -T. Oflazoğlu.

108