Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

bir köşeye çekilmek

hiçbir işe karışmayarak yaşamak: 'Bir köşeye çekilip ölümü beklemek.' -Ö. Seyfettin.

73

bir köşeye koymak

saklamak, biriktirmek: 'Yıllardan beri dişinden tırnağından artırdığı, çoluk çocuğunun nafakasından kestiği parayı günün birinde, ben de bu zilletten kurtulurum umuduyla bir köşeye koymuştu.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

95

bir köşeye oturmak

gelin olmak, evlenmek.

36

bir kulağından girip öbür kulağından çıkmak

söylenen söze önem vermemek: 'Fakat bütün bu sözler benim bir kulağımdan girip öbür kulağımdan çıkıyordu.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

42

bir kurşun atımı

kurşunun gidebileceği uzaklık.

95

bir kuşsütü eksik

her türlü yiyecek var.

105

bir lokma bir hırka

hayatta azla yetinmeyi, dervişçe geçinmeyi anlatan bir söz: 'Toplumumuzda sanatçı-edebiyatçının bir lokma bir hırka felsefesi uyarınca yaşaması beklenir.' -T. Uyar.

103

bir o kadar

ne kadar varsa o kadar daha, bir katı, bir misli.

35

bir o yana, bir bu yana

rastgele, birçok yere, çeşitli yönlere.

109

bir olmak

bir araya gelmek, iş birliği yapmak: 'Böyle bir iftirayı yedi düvel bir olsa, yedi hafta tetkik eylese, künhüne eremez.' -N. Hikmet.

99

bir papel (pul) etmemek

değeri olmamak: 'Topunuzu satsam bir papel etmezsiniz. Hele bunu şehirde yapaydınız dumanınızı savururlardı, dedi.' -Halikarnas Balıkçısı.

35

bir paralık etmek

çok utanacak, işe yaramaz bir duruma düşürmek: 'Burnumuzun dibinde araba soydular, namusumuzu bir paralık ettiler.' -R. N. Güntekin.

96

bir sıkımlık canı olmak

çok cılız ve güçsüz olmak: 'Bir sıkımlık canın var. Bu boyla bir de adam korkutmaya kalkarsın ha diye ensesine iki tokat attım.' -R. N. Güntekin.

109

bir söylemek pir söylemek

uzatmadan gereği gibi söylemek.

42

bir şey (şeyler) olmak

1) huyu, durumu, tutumu değişmek, yeni huylar edinmek: Son zamanlarda ona bir şeyler oldu. 2) bayılır gibi olmak, birden fenalık gelmek: Bana bir şeyler oluyor, dedi ve bayıldı. 3) ölmek: Bana bir şey olursa çocuklar size emanet.

103

bir şey sanmak

bir kimseyi, bir şeyi, bir yeri gerçeğinden, olduğundan başka türlü düşünerek hayal kırıklığına uğramak, değerlendirmede yanılmak: Tüccar deyince biz de onu bir şey sandık.

99

bir şey söylemek

1) konuşmak; 2) belirtmek, anlatmak, ifade etmek.

92

bir şeye benzememek

işe yarar durumda olmamak.

29

bir şeyler, bir şeyler

daha fazla açıklamamak, kısa kesmek gerektiğinde söylenen bir söz.

33

bir tahtası eksik

tkz. akılca eksik, yarım akıllı.

108

bir tarafa bırakmak (koymak)

önemsememek, benimsememek, ertelemek.

102

bir tarakta bezi olmamak

sözü edilen konu ile ilgisi olmamak, bilgisi bulunmamak.

111

bir taşla iki kuş vurmak

bir davranışla birden çok yararlı sonuca ulaşmak.

49

bir tat, bin feryat

mutluluktan çok, sıkıntısı olan: 'O zamana kadar kira köşelerinde sürünmekten bir tat, bin feryat, türlü sıkıntılara giriftar olmuşken...' -H. Z. Uşaklıgil.

113

bir tek atmak

bir kadeh içki içmek: 'Canım şurada bir tek atalım, serinleriz, konuşuruz, dediler.' -R. H. Karay.

108

bir torba kemik

çok zayıf.

108

bir tutmak (görmek)

eşit saymak, eşit görmek.

109

bir yakadan baş çıkarmak

bir çatı altında dirlik düzenlik içinde yaşamak.

101

bir yastığa baş koymak

evli bulunmak.

119

bir yaşına daha girmek

şimdiye değin görmediği şaşılacak yeni bir şeyle karşılaşmak: 'Ah anacığım bir yaşıma daha girdim, dünyada her şey aklıma gelirdi de tefle ayı oynatmak gelmezdi.' -O. C. Kaygılı.

107