Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

bir baltaya sap olamamak

belli bir iş sahibi olamamak: 'Tavla, domino ve muhtelif kâğıt oyunlarından başka bir şey bilmediği için bir baltaya sap olamamıştı.' -R. N. Güntekin.

121

bir bardak suda fırtına koparmak

önemsiz, küçük bir sorunu büyütmek.

57

bir baştan (uçtan) bir başa (uca)

bir yerin bir sınırından öbür sınırına kadar.

109

bir ben, bir de Allah bilir

'çok sıkıntı içindeyim' anlamında kullanılan bir söz: 'Üç aydan üç aya maaş alıyoruz. Üç ayın sonunu nasıl bulduğumuzu bir biz biliriz, bir de Allah bilir.' -M. Yesari.

96

bir biçimine getirmek

1) çözüm yolu bulmak: 'Ne olur bir biçimine getir/ yak şu linyiti çıtır çıtır' -B. R. Eyuboğlu. 2) sırasını, fırsatını bulmak, punduna getirmek, en uygun durumunu yakalamak: 'Bir biçimine getirip benimle Samim'e de veriştiriyormuş.' -S. Birsel.

99

bir boka yaramamak

hiçbir şeye elverişli olmamak.

101

bir boydan bir boya

bir yerin bir ucundan öbür ucuna kadar, baştan başa: 'Önce, bir boydan bir boya sokağı gözden geçirdik.' -E. Bener.

117

bir bu eksikti

sıkıntılı bir durum varken bir yenisinin çıkması üzerine söylenen bir söz.

92

bir çatı altında (olmak, bulunmak)

aynı yapı, kurum, kuruluş vb. içinde (olmak).

106

bir çekirdek geri kalmamak

bütünüyle denk olmak.

111

bir çift lakırtı etmek

kısa konuşmak: 'Adam hesabına koyup bir hatır sormaz, bir çift lakırtı etmezler.' -M. Ş. Esendal.

103

bir çift sözü olmak

söyleyecek bir şeyleri bulunmak: 'Gel gör ki dilimin ucunda kağnı var. Kağnılar için de bir çift sözüm var.' -B. R. Eyuboğlu.

40

bir çuval inciri berbat etmek

düzelmekte olan bir durumu yersiz, yanlış davranışlarla bozmak: 'Bir çuval inciri berbat etmişlerin süklüm püklümlüğüyle müfettişin yanına çıktı.' -O. Kemal.

41

bir daha mı

hiçbir zaman: Bir daha mı, tövbeler tövbesi!

40

bir dalda durmamak

sık sık iş veya düşünce değiştirmek.

39

bir dediği bir dediğini tutmamak

söyledikleri birbirine uymamak, tutarsız konuşmak.

115

bir dediği iki olmamak

her istediği yapılmak.

105

bir dereceye kadar

bir noktaya veya sınıra kadar: Bu sıcak bir derece kadar çekilir.

41

bir deri bir kemik (kalmak)

çok zayıf (olmak): 'Zaten bir deri bir kemik, zayıf bir adamdı.' -S. Birsel.

112

bir dikili ağacı olmamak

hiçbir şeyi olmamak.

109

bir dikiş kaldı

nerede ise, az kaldı.

99

bir dirhem bal için bir çeki keçiboynuzu çiğnemek

verimi az, zahmeti çok olan bir işle çok uğraşmak.

46

bir don bir gömlek

yarı çıplak.

110

bir dostluk kaldı!

mal azaldığında satıcıların kullandığı bir müşteriyi özendirme sözü.

103

bir dudağı yerde bir dudağı gökte

masallardaki dev gibi korkunç ve çirkin.

46

bir düşüncedir (düşünce) almak

bir konuda kaygılanarak çözüm yolu bulmaya çalışmak: 'Neyse, sıramızı savdık ve yine yola çıktık ve yolda beni bir düşüncedir aldı.' -N. Hikmet.

101

bir eli yağda bir eli balda (olmak)

varlık ve bolluk içinde (olmak): 'Onlara göre bir eli yağda bir eli balda olan babam için dünyalık hiç bir sıkıntı ve tasa olmamak lazımdı.' -K. Bilbaşar.

122

bir elini bırakıp ötekini öpmek

aşırı saygı göstermek.

115

bir elle verdiğini öbür elle almak

yapar göründüğü bir iyiliği, sağladığı bir çıkarla ödetmek.

119

bir elmanın yarısı o, yarısı bu

birbirlerine çok benzeyen kimseler için kullanılan bir söz.

102