Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

bucak bucak kaçmak

bir olay, bir durum veya bir kimseyle karşılaşmamaya çalışmak: 'Sen gerçek hayattan bucak bucak kaçıyorsun.' -A. Kulin.

104

bugün git, yarın gel

bir iş yapılmak istenmediğinde baştan savmak için kullanılan bir söz.

104

bugünden tezi yok

hemen şimdi, derhâl: 'Bugünden tezi yok, şimdi buradan çıkıp oraya gidiyorum.' -H. R. Gürpınar.

115

bugünkü günde

şimdi, içinde bulunduğumuz zamanda, şimdiki şartlarda: 'Bugünkü günde İngilizcesiz olmuyor çok iş.' -N. Uygur.

107

buhar olmak

hlk. yok olmak, kaybolmak: 'Sanki buhar olup göğe çekilmişlerdi.' -S. Ayverdi.

114

buhran geçirmek

bunalım geçirmek.

42

buhrana tutulmak

buhran geçirmek.

105

bukağı vurmak

bukağı takmak.

100

bukalemun gibi renkten renge girmek

sürekli düşünce değiştirmek.

103

bula bula bunu (onu, bir şeyi, birini) bulmak

1) var olanların en değersizini seçmek; 2) kötü bir şeye rastlamak.

40

bulantı vermek

1) midesini bulandırmak; 2) mec. bıkkınlık vermek: 'Gözlerime, kulaklarıma, beş duyuma birden tiksinti, bulantı veren bu manzaraların ortasında niye duruyordum?' -A. Gündüz.

41

bulaşık suyu gibi

kötü hazırlanmış, tadı tuzu olmayan (sulu yiyecek ve içecek).

43

buldumcuk olmak

bir şeye sonradan ulaşınca şımarmak.

99

bulunmaz Bursa (Hint) kumaşı

alay çok az bulunduğu ve çok değerli olduğu sanılan şey: 'Nuri'ye gelince bulunmaz bir Hint kumaşı sayılmazdı o da.' -O. Rifat.

114

bulup buluşturmak

çaba göstererek bir şeyler sağlamak.

107

bulut gibi

çok sarhoş.

109

bulut olmak

çok sarhoş olmak: 'Meyhaneli köylerin her birinde üçer beşer çekmiş, bulut olmuştur.' -O. C. Kaygılı.

43

buluttan nem kapmak

en küçük bir şeyden alınmak, çok alıngan olmak: 'Biraz gariptir ki buluttan nem kapan o zamanki sansür bu cinayetler ve tesadüflerden ahkâm çıkararak hafiyelik etmezdi.' -A. Ş. Hisar. 'İhtiyatlı ol, bunlar tilkidir, rüzgârdan nem kapar; elden kaçırmayalım.' -A. İlhan.

44

buna değdi (idi) buna değmedi (idi) demek

birçok şeyin, iyilerini seçip önceden beğenmeyip bıraktıklarını da sonradan almak.

103

bunda bir iş var

gizli veya bilinmeyen bir yönü olan olay veya durum için kullanılan bir söz.

44

bundan iyisi can sağlığı

'bundan daha iyisi olamaz' anlamında kullanılan bir söz.

42

burnu (bile) kanamamak

1) zarar görmemek, yarasız beresiz olmak; 2) tehlikeli bir durumdan yara bere almadan kurtulmak: 'Burunları bile kanamadan ganimete kavuşacaklardı.' -F. F. Tülbentçi.

99

burnu büyümek

kibirlenmek, büyüklenmek: 'Yalnız onun mu burnu büyüdü? Burnu büyüyen büyüyene!' -N. Hikmet.

140

burnu çenesine değmek

çok yaşlanmak: 'Bu kez gelen, burnu çenesine değmiş bir acuzeydi.' -İ. O. Anar.

127

burnu Kafdağı'na çıkmak (varmak)

kibirlenmek, şımarmak, burnu büyümek: 'Nikâh ettirir ettirmez kadının burnu Kafdağı'na çıkmış.' -S. M. Alus.

95

burnu Kafdağı'nda (olmak)

çok kibirli (olmak): 'Çeltikçiler, o burunları Kafdağı'nda çeltikçiler çarşıya düşmüşler, önlerine gelene dert yanıyorlar.' -Y. Kemal.

107

burnu kırılmak

büyüklenemez duruma gelmek.

46

burnu sızlamak

duygulanmak: 'Orada zaman zaman sebepsiz yere burnu sızlardı insanın.' -M. Mungan.

109

burnu sürtülmek

sıkıntı çektikten sonra daha önce beğenmediği bir durumu kabul etmek, gururundan vazgeçmek.

37

burnu yere düşse almaz

kendini beğenmiş, kibirli.

111