Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

boşa çıkarmak

olumlu bir sonuç alınmasını engellemek: 'Çocuklar her atılımını boşa çıkarıyor, onunla alay ediyorlar.' -A. İlhan.

103

boşa çıkmak

umut, düşünce vb. şeyler sonuç vermemek, gerçekleşmemek: 'Ümidim boşa çıkınca dizlerimin bağı çözülür.' -H. R. Gürpınar.

47

boşa gitmek

harcanan emek, para hiçbir işe yaramamak, olumlu bir sonuca ulaşamamak: 'Bir fikrin gerçekleştirilmesine yaramayan zaferler boşa gider.' -Atatürk.

116

boşa koysan dolmaz, doluya koysan almaz

içinden çıkılamayan güç bir durum karşısında kalındığında söylenen bir söz.

105

boşa vermek

boş geçirmek.

107

boşta gezmek

işsiz olmak: 'Huriye Hanım, kızının bu boşta gezer oğlana vardığı zaman ...' -B. Felek.

108

boşta kalmak

işsiz kalmak.

96

boy almak (sürmek)

boyu uzamak, boylanmak.

117

boy atmak

boyu uzamak, boylanmak, gelişmek.

112

boy bos yerinde

uzun ve biçimli: Boyu bosu yerinde, yakışıklı adam.

105

boy göstermek

1) görünmek: 'Burada biraz boy gösterdikten sonra bir yolunu bulup kapağı Paris'e attı.' -H. E. Adıvar. 2) gösteriş yapmak.

43

boy vermek

1) su insan boyunu aşacak kadar derin olmak; 2) suya dalarak boyu ile suyun derinliğini ölçmek; 3) büyümek: 'Eğer fideleriniz nitelikli değilse boy verip yapraklandıkça, çiçek açtıkça, meyve verdikçe fideliğe kızmaya hakkınız yoktur.' -S. Birsel.

104

boya tutmak

bir şey iyi boyanır olmak.

111

boya vurmak (çekmek, sürmek)

boyamak: 'Kimi kirpiklerine boya sürüyordu.' -R. H. Karay. 'Kıpkızıl bir boya çektin odanın her yerine.' -M. A. Ersoy.

45

boyası atmak

boyası solmak.

104

boynu armut sapına dönmek

çok zayıflamak.

107

boynu kıldan ince olmak

haksız olduğu anlaşıldığında verilecek her türlü cezaya razı olmak: 'Eğer efendim, bir kelime yalanım varsa hükûmete karşı boynum kıldan incedir. Vurunuz.' -H. R. Gürpınar.

122

boynuna almak

bir şeyi borç veya ödev olarak üzerine almak: 'Çobanın hekim parasını, ilaç parasını boyunlarına aldılar.' -M. Ş. Esendal.

103

boynuna geçirmek

bir şeyi kendine mal etmek, zimmetine geçirmek.

97

boynunda kalmak

bir sözü iletmediği veya birine ödenecek parayı ödemediği için üzerinde borç kalmak.

96

boynunu bükmek

1) acındırıcı, çaresiz bir durumda kalmak: 'Biraz düşündükten sonra ağır ağır başını eğip yere baktı ve boynunu büktü.' -Y. Z. Ortaç. 2) bir durumu, bir işi ister istemez kabul etmek: 'Şoför yine boynunu büktü, 'O yürüyemezse, ben de yürüyemem ne yapayım?' der gibi yüzüme baktı.' -N. Hikmet. 3) bitki canlılığını yitirmek.

122

boynunu kırmak

hlk. çekip gitmek: 'Daha bir ay tutunamazlar, boyunlarını kırarlar deniliyordu.' -Ö. Seyfettin.

106

boynunu uzatmak

her şeye, her cezaya razı olmak.

101

boynunu vurmak

başını keserek öldürmek.

101

boynuz çekmek

boynuz kullanarak kan çekmek, hacamat etmek: 'Hastalık göğse inip ateş başlayınca yapılacak şey hastaya boynuz çekmek olurdu.' -B. Felek.

107

boynuz dikmek

kadın başka erkekle ilişki kurarak kocasını aldatmak: 'Ah ayol, kadın bu yaştan sonra boynuz dikiyor diye ondan iğrenirler.' -Ö. Seyfettin.

117

boynuz eğmek

istemeyerek uymak, karşı tarafın gücünü kabul etmek.

100

boynuz isterken kulaktan olmak

daha iyisini, mükemmelini ararken mevcut olanı yitirmek.

109

boynuz kulağı geçmek

bir konuda daha sonra yetişenler yetenek bakımından eskileri geçmek.

112

boynuz takmak (takınmak, taktırmak)

karısı başka bir erkekle ilişki kurarak aldatmak (aldatılmak): 'Onlar da sana seksen zamparayla boynuz taktırdılar ya.' -H. R. Gürpınar.

48