Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

can derdinde olmak

zor bir durumdan kurtulmaya çalışmak: 'Herkes can derdinde, ben de Şahin'in ardına düşmüşüm.' -Y. K. Beyatlı.

107

can kalmamak

bitkin bir duruma gelmek, gücü tükenmek.

107

can kaygısına düşmek

her şeyden vazgeçip sadece kendi hayatını koruma veya kurtarma çabasında olmak.

106

can olmak

sevimli, hoş görünmek: 'Yok canım, öyle demişim demek, derken ne kadar da can olurdu.' -T. Buğra.

36

can sıkmak

1) bıkkınlık vermek: 'Adam sizin çok can sıktığınızı, çok anlayışsız ve inatçı olduğunuzu ifade etmek üzere ters bir bakışla bakıyor yüzünüze.' -İ. Özel. 2) huzur bozmak: 'Hani hakikati bilmek iyi şeydir ama bu kadarı da onu değiştiremediğiniz için, can sıkıyor.' -N. Hikmet.

99

can simidi olmak

birinin kötü durumda kalmasını engellemek.

101

can vermek

1) ölmek: 'Göçük altında can vermiş kaç insan görmüştü bugüne kadar?' -A. Kulin. 2) ruha güç vermek: Bu sözleriniz bana can verdi. 3) canlanmasına yol açmak: 'Bahar toprağa gene can verdi.' -F. R. Atay. 4) bir şeyi çok istemek.

102

can yakmak

1) zulmetmek, eziyet etmek: 'Yahu! Sen en az çirkin, en az can yakıcı bir usulle para çalan bir zavallıdan başka nesin?' -N. F. Kısakürek. 2) bir kimseyi büyük zarar ve ziyana sokmak; 3) üzmek, acı vermek: 'Ayrılık! Her vakit can yakar, ağlatır.' -A. Rasim.

35

cana (canına) can katmak

yaşama gücünü artırmak: 'Pınarların dibindeki çimenlik, sofada kuşların çığlıkları geziye çıkanların canına can katar.' -S. Birsel.

103

cana kıymak

öldürmek.

91

cana minnet saymak (bilmek)

bir lütuf olarak kabul etmek: 'Yeni yıla değil, yeni bir sabaha sağ çıkabilmeyi cana minnet sayıyorlardı.' -H. Taner.

96

canavar gibi

1) iri yarı, saldırgan; 2) çok fazla: Canavar gibi çalışıp sınavlara hazırlandı.

37

canavar kesilmek

hırçınlaşmak, canavar gibi olmak: Fakat o, bu gece sahiden canavar kesilmiş.

96

canciğer kuzu sarması

içli dışlı, candan, pek içten: 'Bir gün evvel canciğer kuzu sarması, ferdası günü sen kimsin efendi ben seni tanımıyorum.' -H. Taner.

40

canciğer olmak

birbiriyle çok yakın arkadaş olmak: 'Birbirinizin yüzüne karşı canciğer olursunuz fakat sekiz on adım ayrıldığınız gibi başka birine mükemmel çekiştirirsiniz.' -R. N. Güntekin.

93

candan geçmek

ölmek: 'Geçti Galip Dede candan yahu.' -Süruri.

99

canevinden vurmak

en etkileyici yönünden saldırmak: 'Zeki bakışı, hınzır nükteleriyle beni canevinden vurmaktan geri kalmadı.' -T. Uyar.

67

canfes gibi

ince, taze ve sinirsiz (asma ve dut yaprağı).

97

canı acımak

1) çarpma, vurma vb. sonucu acı duymak: 'Şaşkınlığından bir kestane yığınına çarptı, canı acıyordu.' -S. F. Abasıyanık. 2) üzülmek, rahatsız olmak.

98

canı ağzına (boğazına) gelmek

1) büyük bir tehlike karşısında ölecekmiş gibi bir korkuya kapılmak: 'Bunlardan biri elimden kayarak ayağım üstüne şiddetle düşüverdi, az kalsın canım ağzıma gelecekti.' -Y. K. Karaosmanoğlu. 2) aşırı duygulanmak, çok heyecanlanmak: 'Bitip tükenmek bilmeyen bir tablo gibi serilip giden lale tarlası renkten renge geçtikçe herkesin canı ağzına geliyor.' -B. R. Eyuboğlu.

113

canı bayılmak

iç geçmek, takatsizlik göstermek.

99

canı burnuna (burnundan) gelmek

bir şey yaparken çok zorluk çekmek.

101

canı burnundan çıkmak

çok kızgın olmak, öfkelenmek: 'Öte yandan Osman da canı burnundan çıkarak 'karışma, hırsını alsın, anne!' der.' -M. Seyda.

96

canı cana ölçmek

başkasına yapılacak şeyi kendine yapılacak gibi düşünmek: 'Canı cana ölç. Allah esirgesin bize birisi böyle bir şey yapsa Allah razı olsun der miyiz?' -R. N. Güntekin.

105

canı canına (içine) sığmamak

sabırsızlık göstermek, tahammül etmemek.

97

canı cehenneme

sevilmeyen bir kimse için duyulan öfke ve nefreti bildiren bir söz.

98

canı çekilmek

1) vücudun herhangi bir organının canlılığı azalır gibi olmak; 2) içi ezilmek.

112

canı çekmek

bir şeyi istemek, istek duymak, arzulamak: 'Yufka, dedim de canım bir ıspanaklı börek çekti ki.' -S. F. Abasıyanık.

43

canı çıkmak

1) çok yorulmak veya çok zorluk çekmek: Çalışmaktan canım çıktı. 2) ölmek: 'Herifin burnunu sıksan canı çıkacak.' -S. F. Abasıyanık. 3) çok yıpranmak: Her gün giyilmekten elbisenin canı çıktı. 4) zarar etmek: 'Kazandığımız paranın aslan payını gidip ona toka etmekle canımız çıkıyor.' -Halikarnas Balıkçısı.

57

canı gelip gitmek

1) ayılıp bayılmak; 2) ümit ve ümitsizlik arasında kalıp heyecanlanmak.

95