En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

kafası ile oynamak

takım sporlarında arkadaşlarının durumunu göz önünde tutup en iyi fırsatı değerlendirerek bedenini fazla yormadan oynamak.

107 görüntülenme

boynu armut sapına dönmek

çok zayıflamak.

107 görüntülenme

elden geldiği kadar

yapılabildiği, olabildiği kadar: 'Müsteşardan kapıcıya kadar bütün nezaret mensupları elden geldiği kadar gayret ettiler.' -R. N. Güntekin.

107 görüntülenme

hava kaçırmak

1) nesneler için içindeki havayı tutamayıp dışarıya vermek; 2) yellenmek.

107 görüntülenme

kafası (kafasına) takılmak

zihni bir şeyle sürekli olarak uğraşmak: 'Bu soru kafasına takıldıkça gülüşü mide spazmı geçirir gibi oluyordu.' -T. Buğra.

107 görüntülenme

karakol gezmek

huzur ve güvenliği sağlamak amacıyla dolaşmak, devriye gezmek.

107 görüntülenme

kervana katılmak

bir topluluğa karışmak.

107 görüntülenme

rehine koymak (vermek)

tutuya koymak: 'Beş lira için ananın saatini rehine koyduğunu unuttun mu?' -H. R. Gürpınar.

107 görüntülenme

tertibat almak

olacağı düşünülen sakıncalı bir duruma, harekete karşı hazırlık yapmak: 'Yüz sandık cephaneyi Anadolu'ya gönderebilmek için müzakere edip tertibat aldıklarını veya depolardan silah kaçırdıklarını söylüyorlardı.' -M. Ş. Esendal.

107 görüntülenme

karakola düşmek

herhangi bir suç dolayısıyla karakolluk olmak.

107 görüntülenme

âciz kalmak

çok uğraşmasına karşın bir işi yapamamak: 'Kitaplar Taptuk'u anlatmaktan âciz kalır.' -A. Kabaklı.

107 görüntülenme

damarına girmek

birinin hoşlanacağı şeyler yaparak kendisini ona sevdirmek.

107 görüntülenme

tadını çıkarmak

bir şeyin güzelliğinden veya sağladığı imkânlardan yeterince yararlanmak: 'Kırlarda karısı ile birlikte çıkacakları uzun at gezintilerinin, ocak ateşlerinin tadını çıkarırdı.' -N. Cumalı.

107 görüntülenme

selam vermek

1) selamlamak: 'Kapıdan içeri giren adam, topuklarını birbirine vurarak askerce bir selam veriyor.' -E. M. Karakurt. 2) din b. başını sağ ve sol omuzlarına çevirerek namazı bitirmek.

107 görüntülenme

teslim almak

1) teslim edilen bir şeyi almak; 2) tutsak almak.

107 görüntülenme

üstünde durmak

bir işe önem vermek, bir işle yakından ve sürekli ilgilenmek: 'Bir çeşit ezbere okuyoruz, durmuyoruz metin üstünde, fikir üstünde.' -A. Erhat.

107 görüntülenme

boynunu kırmak

hlk. çekip gitmek: 'Daha bir ay tutunamazlar, boyunlarını kırarlar deniliyordu.' -Ö. Seyfettin.

107 görüntülenme

keseye davranmak

ödemek istemek: 'Sizi fena alıştırmışlar. Hemen keseye davranmayın.' -M. Ş. Esendal.

107 görüntülenme

tadını tuzunu bulmak

kıvamına gelmek, beklenen ölçülere ulaşmak.

107 görüntülenme

akıl etmek

herhangi bir önlem veya çareyi zamanında düşünmek: 'Duvar saatine bakmayı akıl ettiğinde ise zihni adamakıllı bulandı.' -İ. O. Anar.

107 görüntülenme

girişimde bulunmak

davranmak, teşebbüs etmek: 'Mahmut Bey'in adamlarını kendi taraflarına çekmek için her türlü girişimde bulunmuşlardı.' -H. E. Adıvar.

107 görüntülenme

anafora kaptırmak

başkasının emeksiz ve karşılıksız olarak yararlanmasına sebep olmak.

107 görüntülenme

baş kesmek

selam vermek için baş eğmek: 'Gülerken de göğsünün sağ köşesine baş kesmeyi unutmaz.' -S. Birsel.

107 görüntülenme

kötü yola saptırmak

kötü yola sürüklemek: 'Parmak kadar çocuğu kötü yollara saptıranların kökünü kazırım.' -S. Ali.

107 görüntülenme

boy bos yerinde

uzun ve biçimli: Boyu bosu yerinde, yakışıklı adam.

107 görüntülenme

ziyafet çekmek (vermek)

konukları yemekli ağırlamak: 'O gece telgrafçı, gümrükçü, liman çavuşu, müdür beye bir ziyafet vermek istemişlerdi.' -M. Ş. Esendal.

107 görüntülenme

oflayıp puflamak

'of, puf' diyerek sıkıntısını, acısını dışa vurmak.

107 görüntülenme

melek gibi

1) sessiz, sakin: 'Annem melekler gibi iyi kadındır.' -S. F. Abasıyanık. 2) güzel: 'Kimi tarafları pek ince delikanlılar melek gibi kızları övüyorlardı.' -S. F. Abasıyanık.

107 görüntülenme

akıl vermek

akıl öğretmek.

107 görüntülenme

maaş bağlamak

aylık bağlamak.

107 görüntülenme