En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

içine ateş atmak

aşırı acı, sıkıntı veya üzüntü verecek davranışta bulunmak: 'Nazmiye'nin içine avuçla ateş atıp evden içeri giriyor ama başını kaldırıp pencereye bakmıyordu.' -O. Kemal.

82 görüntülenme

iş karıştırmak

1) fesat sokmak; 2) zararlı bir iş yapmak.

82 görüntülenme

kırmızı kart görmek

1) oyundan çıkarılma cezasına çarptırılmak; 2) mec. ciddi bir biçimde uyarılmak; 3) mec. dışlanmak.

82 görüntülenme

ığrıp çekmek

balık yakalamak için atılmış ığrıbı yukarı çıkarmak.

82 görüntülenme

(birini) deniz tutmak

deniz taşıtlarında sallantıdan etkilenmek: 'Biz tayfaları da deniz tuttu ama geminin doktoru bir defacık olsun, görünmedi.' -S. F. Abasıyanık.

82 görüntülenme

kasayı devretmek

işletmelerde nöbetleşe çalışan kasadarlar kasa mevcudunu birbirine aktarmak.

82 görüntülenme

pas atmak (vermek)

1) sp. bazı top oyunlarında bir oyuncu takım arkadaşına top geçirmek; 2) argo karşı cinse umut ve cesaret vermek.

82 görüntülenme

kasım kasım kasılmak

gururlanmak, büyüklük taslamak, büyüklenmek.

82 görüntülenme

kalafata çekmek

1) gemiyi onarmak için karaya çekmek; 2) mec. azarlamak, paylamak.

82 görüntülenme

orasına burasına

dağınık olarak, gelişigüzel bir biçimde.

82 görüntülenme

dev gibi

iri ve korkunç: 'O kadar kaba saba, öyle dev gibi bir adamdı ki...' -A. Gündüz.

82 görüntülenme

bir ... bir (bir de)

hem ... hem: 'Denize bir konup bir kalkan martılar yüksekten avlarına bakarak haykırışırlar.' -A. İlhan.

82 görüntülenme

duba gibi

çok şişman.

82 görüntülenme

kur yapmak

1) karşı cinsten birine ilgi göstererek onun hoşuna gitmek, gönlünü kazanmaya çalışmak: 'Hepsi de aynı yavan, tatsız sözlerle kur yapacaklardı.' -H. C. Yalçın. 2) birinin duygularını okşayacak biçimde davranarak onu elde etmeye çalışmak: 'Muhtaç hemşehrilerin bir kısmı etrafımda dolaşmaya, bana kur yapmaya başladılar.' -R. N. Güntekin.

82 görüntülenme

(birini) gır gıra almak (getirmek)

alaya almak: 'Baskına dikkat et diye emir yayımlamıştı da gır gıra aldık adamı.' -A. İlhan.

82 görüntülenme

fındık kabuğunu doldurmaz

önemsiz, değersiz.

82 görüntülenme

sülük gibi

çok sırnaşık, yapışkan (kimse).

82 görüntülenme

kuyruğu titretmek

argo ölmek: 'Aklın varsa bu kahpe dünyada kuyruğu titretmeden çekmene bak!' -O. C. Kaygılı.

82 görüntülenme

sükûnet bulmak

sakinleşmek, rahatlamak: 'Azıcık sükûnet bulduktan sonra odayı terk etmediğime sevindim.' -R. H. Karay.

82 görüntülenme

tarak vurmak

taramak.

82 görüntülenme

kuzu kesilmek

uysallaşmak, sessizleşmek, sakin bir durum almak: 'Sabık komiserin sahiden bir komisermiş gibi tavır aldığı anlarda kadın kuzu kesilirdi.' -H. E. Adıvar.

82 görüntülenme

ortada kalmak

1) yersiz kalmak, barınacak yer bulamamak; 2) güç bir durumda veya iki şey arasında kalmak: 'Bu plana göre kadın o sırada oyuncuyu da bırakmış olduğu için ortada kalacak.' -İ. Aral. 3) bir şeyi hiç kimse üzerine almamak.

82 görüntülenme

vay sen misin?

herhangi bir söz veya davranışın öfke yarattığını anlatan bir söz.

82 görüntülenme

yazıklar olsun

üzüntü ve kınamanın çokluğunu anlatan bir söz: 'Yazıklar olsun, seni sevmesini bilmeyenlere; ey gamlı ülke!..' -Y. K. Karaosmanoğlu.

82 görüntülenme

kısmeti ayağına (kadar) gelmek

beklenmeyen bir nedenle kazançlı bir durumla karşılaşmak.

82 görüntülenme

sınav vermek

sınavdan geçmek.

82 görüntülenme

vazife etmek

görev bilmek.

82 görüntülenme

yüreğini boşaltmak (dökmek)

derdini, üzüntüsünü anlatarak hafiflemek.

82 görüntülenme

sınava çekilmek

birinin bilgisi ölçülmek.

82 görüntülenme

vazife görmek

bir görevi yerine getirmek, sürdürmek: 'O evde ne yapacağını, ne gibi bir vazife göreceğini sana şimdi noktası noktasına anlatacağım.' -N. F. Kısakürek.

82 görüntülenme