En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

kafa yormak

bir iş, bir konu üzerinde çokça düşünmek: 'Oynarken yaptığı hatalar üstüne kafa yoruyor, sonra yığınla düş kuruyordu.' -N. Cumalı.

81 görüntülenme

ümit uyanmak

umut uyanmak.

81 görüntülenme

yolunda gitmek (yürümek)

olumlu gelişme göstermek: 'Ticareti yolunda gidiyordu.' -Ö. Seyfettin. 'Dikkat ve dirayetiyle her işin yolunda yürümesini temin etmişti.' -O. Aysu.

81 görüntülenme

kendini tutamamak

1) bir durum karşısında sessiz ve heyecansız kalamamak: 'Böyle bir taksim, bir gazel dinleyenler arasında, coşarak, kendilerini tutamayarak ağlayanlar az mıydı?' -A. Ş. Hisar. 2) kendine hâkim olamamak.

81 görüntülenme

taç giymek

1) tahta çıkmak; 2) kral veya kraliçe seçilmek.

81 görüntülenme

nevri dönmek

belli etmemeye çalıştığı bir öfkeye kapılmak, çok sinirlenmek: 'Halit'in tavrını beğenmemişti. Herifin birdenbire nevri dönmüştü.' -S. F. Abasıyanık.

81 görüntülenme

hüner göstermek

1) beceriklilik ortaya koymak; 2) herkesin yapamayacağı bir işi yapmak.

81 görüntülenme

kafası almamak

1) anlayamamak, kavrayamamak; 2) zihin yorgunluğu sebebiyle anlayamaz duruma gelmek; 3) olabileceğine inanmamak.

81 görüntülenme

tadı damağında kalmak

1) yenen bir şeyin tadını unutamamak; 2) hoşa giden, zevk alınan bir şeyi unutamamak: 'Eski seyahat hürriyeti, yine tadı damağımızda kalan tatlı bir hatıra olmuş.' -R. H. Karay.

81 görüntülenme

yüzünü yere getirmek (geçirmek)

utandırmak, mahcup duruma düşürmek: 'Baban da, olur, demiş, ak sakallı adamın yüzünü yere mi geçireceksin?' -E. Işınsu.

81 görüntülenme

boşa vermek

boş geçirmek.

81 görüntülenme

ceza almak

cezalandırılmak.

81 görüntülenme

tereciye tere satmak

birine çok iyi bildiği bir şeyi öğretmeye kalkmak: 'Edebiyat dünyamız tereciye tere satmaya kalkışan sahte şöhretlere, üçkâğıtçılara kısa bir zaman için katlanıyor.' -B. Necatigil.

81 görüntülenme

gıllıgışlı olmak

gizli amaçlı, inandırıcılıktan uzak bulunmak: 'Yüreği temiz olan başkalarının gıllıgışlı olabileceğini kolay kolay aklına getirmez.' -H. Taner.

81 görüntülenme

ünsiyet peyda etmek

dostluk, arkadaşlık kurmak, samimi olmak.

81 görüntülenme

hava bozmak

havada yağmur, kar, dolu veya fırtına başlamak: 'Hava birden bozmuş, daha doğrusu poyraza çevirmişti.' -S. F. Abasıyanık.

81 görüntülenme

yorgunluğunu almak

1) dinlenmesine sebep olmak; 2) birini dinlendirmek.

81 görüntülenme

kutu gibi

küçük fakat kullanışlı ve şirin: 'Eviniz kutu gibi küçücük bir evdi / Sarmaşıklarla balkonu örtük bir evdi' -A. M. Dranas.

81 görüntülenme

akarına bırakmak

işin sonucunu sabırla beklemek, doğal gelişmeyi beklemek: 'İçeriğin nasıl aktarılacağına dikkat etmiş, dilin olanaklarını akarına bırakmıştır.' -S. İleri.

81 görüntülenme

(birine) kılçık atmak

bir kimsenin işini karıştırmak, bozmak.

81 görüntülenme

kuyu gibi

1) çok derin (yer); 2) basık ve karanlık (yer).

81 görüntülenme

ölür müsün, öldürür müsün?

çok kızılacak bir terslik karşısında kalındığında söylenen bir söz.

81 görüntülenme

baş bulmak

kazanç bırakmak: Bu fiyata verirsem baş bulmaz.

81 görüntülenme

pandik yemek

elle sarkıntılığa uğramak.

81 görüntülenme

şüphe yok

kuşku yok: 'Evinde yalnız olduğu ve hiç şüphe yok, birçok işi olduğu hâlde saatlerce benim için o pencerenin önünde duruyor.' -M. Ş. Esendal.

81 görüntülenme

keramet buyurdunuz (keramette bulundunuz)

'çok doğru söylediniz, çok güzel yaptınız' anlamında kullanılan bir söz.

81 görüntülenme

damarı kurusun!

birinin huysuzluğuna öfkelenildiğinde söylenen bir ilenme sözü.

81 görüntülenme

kerameti kendinden menkul

sahip olduğu nitelikleri kendisi söyleyen: 'Kerameti kendinden menkul şeyhler gibi bu armağanlar onların eksik olan kabiliyetlerinin bir çeşit icazeti oluyor.' -H. Taner.

81 görüntülenme

selam çakmak

tkz. selam vermek.

81 görüntülenme

hava iyi esmek

ortamla ilgili her türlü şart uygun durumda olmak.

81 görüntülenme