En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

yüreği rahatlamak

üzüntü ve kaygısı azalmak, kalmamak: 'Lüzumsuz bir şey satın aldığı zaman garip bir üzüntü duyar, karısı -ziyanı yok, üzülme, ne yapalım, olmuş bir şey -diye teselli etmedikçe bir türlü yüreği rahatlamazdı.' -R. N. Güntekin.

80 görüntülenme

sevgi beslemek

sevgi duymak, sevmek: 'Makedonya'da savaşmıştı ve Türk köylüsüne karşı büyük sevgi besliyordu.' -H. E. Adıvar.

80 görüntülenme

ferz çıkarmak

acemi bir oyuncuya karşı vezirsiz oynamak.

80 görüntülenme

dehşet saçmak

ortalığa korku vermek: 'Oyun, okuyanı hiçbir tarih kitabının etkilemeyeceği kadar kuvvetle Fransız İhtilali'nin amansız, dehşet saçan günleriyle karşı karşıya bırakır.' -N. Cumalı.

80 görüntülenme

mülahazat hanesini açık bırakmak

bir kimse hakkında kesin bir kanıya varamayarak zamanla ortaya çıkacak gelişmeleri beklemek.

80 görüntülenme

tanış çıkmak

daha önceden tanışmış olmak.

80 görüntülenme

(bir şeyin) örneğini almak

biçimini çizmek.

80 görüntülenme

kırkından sonra saz çalmak

yaşlandıktan sonra uzun ve güç bir işe girişmek.

80 görüntülenme

saat gibi işlemek

aksamadan, ara vermeden çalışmak.

80 görüntülenme

yaya bırakmak

1) yarışma söz konusu olan durumlarda geride bırakmak: 'Özellikle süper devletler, kendi çıkarları için kendilerine muhtaç dostları bir çırpıda yaya bırakıverirler.' -T. Halman. 2) yarı yolda bırakmak.

80 görüntülenme

(birini) çileden çıkarmak

çok kızdırmak: 'Karşı taraftan konuşanın kolağası Mustafa Kemal oluşu hepsini çileden çıkarır.' -F. R. Atay.

80 görüntülenme

burnunu sıksan canı çıkacak

çok zayıf ve güçsüz kimseler için kullanılan bir söz: 'Nerdee iş nerede. Bizimkinin ağzını bıçak açmıyor. Burnunu tutsan canı çıkacak.' -O. Kemal.

80 görüntülenme

görev almak

bir görevde bulunmak, bir görevi üstlenmek: 'Hâkimler ve savcılar kanunda belirtilenlerden başka resmî ve özel hiçbir görev alamazlar.' -Anayasa.

80 görüntülenme

deli gibi

deliye yaraşır davranışta, delicesine: 'Bizimkinin kıza deli gibi âşık olduğu daha ilk bakışta anlaşılıyor.' -A. Ümit.

80 görüntülenme

mandepsiye basmak (düşmek)

aldatılmak, tuzağa düşürülmek: 'Karı kocaya benzemiyordu ya neyse beni adamakıllı mandepsiye bastırdılar.' -A. Gündüz.

80 görüntülenme

domuzluk etmek

hainlik etmek, haince davranmak.

80 görüntülenme

aklında kalmak

1) hatırlamak: 'Aklımda kaldığına göre, Raşit çocukla aramızda ancak iki üç aylık bir fark var.' -R. N. Güntekin. 2) unutamamak.

80 görüntülenme

toprak olmak

1) ölümünün üzerinden çok zaman geçtiği için artık çürümüş olmak, toprağa karışmış olmak; 2) ölmek: 'Boş saatlerde, şimdi ikisi de toprak olan iki dostumla sanat tartışmaları yapıyorduk.' -Y. Z. Ortaç.

80 görüntülenme

(üzerine) tüy dikmek

tkz. kötü bir durum almış bir işi büsbütün kötü bir duruma sokmak: 'Otelin kapıcısı yalan söylemekte tüy dikiyordu.' -S. F. Abasıyanık.

80 görüntülenme

deli olmak işten değil

densiz davranışlar, güç durumlar veya duyulan öfke karşısında düşülen çaresizliği anlatan bir söz.

80 görüntülenme

yaygarayı basmak

bağırıp çağırmak: 'Gün geçmiyor ki evdeki kadınlardan biri, önüne bir ıslak şeker parçası düştüğünü görüp yaygarayı basmasın!' -R. N. Güntekin.

80 görüntülenme

deniz bindirmek

denizde birden fırtına çıkmak.

80 görüntülenme

aklından çıkmak

unutmak.

80 görüntülenme

başına vurmak

1) içki, gaz veya sıcak baş ağrısı yapmak; 2) dayanamaz olmak: Bekârlık başına vurdu. 3) ne yapacağını bilemez hâle gelmek: 'Bu harp başına vurdu galiba, sapıtmışsın sen.' -R. Erduran.

80 görüntülenme

iç etmek

argo eline geçen bir şeyi sahibine bildirmeyerek kendine mal etmek: 'Hem parayı iç et, üstüne bir de söv, ha?' -O. Hançerlioğlu.

80 görüntülenme

yer vermek

1) önemli saymak, saygı göstermek: 'Etrafını zehirleye zehirleye yaşadıktan sonra hâlâ insanlar ona kendi aralarında bir yer veriyorlardı.' -M. Yesari. 2) bir olaya yol açmak, imkân tanımak; 3) önemli bir görev vermek; 4) kendi yerini bir başkasına bırakmak: 'Kadınlara yer vermek alışkanlığı da olmadığından, çok kez ayakta kalır.' -E. Bener. 5) kullanmak: 'Orta oyununda dekor gibi donatıma da pek az yer verilmiştir.' -M. And. 6) söz etmek, değinmek; 7) ağırlık vermek: 'Bu dönem, daha çok kısa ve vodvil türünde komedyalara yer vermiştir.' -M. And. 8) konu edinmek.

80 görüntülenme

başına yıkmak

harap etmek, zor durumda bırakmak: 'Babamın evinden çıktım / Evini başına yıktım' -Halk türküsü.

80 görüntülenme

çark etmek

1) bir doğrultuda giden kimse, şey sağa veya sola doğru yön değiştirmek: 'Küçük hizmetçi masanın öbür ucundan yarım sağa çark ederek elektrik düğmesine doğru döndü.' -S. F. Abasıyanık. 2) geri dönmek; 3) mec. savunduğu düşünceden vazgeçmek.

80 görüntülenme

pasta çekmek

otomobilleri pasta ile parlatmak.

80 görüntülenme

topuk kapmak

dalmak.

80 görüntülenme