En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

hayata geçirmek

uygulanır duruma getirmek, canlılık kazandırmak.

80 görüntülenme

ruhu (bile) duymamak

haberi olmamak, anlamamak: 'Birinin yukarıdan topladığını öteki sokağa taşır, konak soyulduğu hâlde, kimsenin ruhu bile duymaz.' -H. E. Adıvar.

80 görüntülenme

mum olmak

1) hırçınlığı, yaramazlığı bırakmak; 2) argo razı olmak: O bu işe çoktan mum olmuştur ama kendini naza çekiyor.

80 görüntülenme

fenalık geçirmek (gelmek veya çökmek)

kendini bilmeyecek veya bayılacak bir duruma gelmek: 'Ben biraz fenalık geçirdim de eczaneden rica ettik.' -B. Felek.

80 görüntülenme

istavroz çıkarmak

haç çıkarmak: 'Lanet kelimesini her anışında istavroz çıkarıyordum.' -N. Meriç.

80 görüntülenme

çakılı kalmak

1) yerini veya biçimini değiştirmeden durmak; 2) iz bırakmak: 'O günkü sözleri çakılı kaldı bende.' -N. Cumalı.

80 görüntülenme

fenasına gitmek

üzülmek, gücenmek, kırılmak, sinirlenmek.

80 görüntülenme

içi kağşamak

isteksiz ve gönülsüz olmak: 'Uzunca bir süredir, bir daha âşık olamayacak kadar içinin kağşadığını düşünüyordu.' -M. Mungan.

80 görüntülenme

mum yapıştırmak

1) bir şeyi kırmızı mumla mühürlemek; 2) mec. önemli bir şeyi unutmayıp akılda tutmak.

80 görüntülenme

oltayı yutmak

argo aldanmak.

80 görüntülenme

çakılıp kalmak

bir yerde uzun süre hareketsiz kalmak: 'Bir arıza yapsa araba çakılıp kalacağız.' -Ç. Altan.

80 görüntülenme

buna değdi (idi) buna değmedi (idi) demek

birçok şeyin, iyilerini seçip önceden beğenmeyip bıraktıklarını da sonradan almak.

80 görüntülenme

pide gibi

yamyassı: Minderler pide gibi olmuş.

80 görüntülenme

(birinin) kuyruğunu kıstırmak

birini güç bir duruma düşürmek.

80 görüntülenme

karnı büyümek

hamile kalmak: 'Felaket bununla bitmemiş, üç ay sonra karnı büyümeye başlamış.' -H. E. Adıvar.

80 görüntülenme

yüreği kaldırmamak

dayanamamak, katlanamamak.

80 görüntülenme

parmak atmak

sorun yaratmak.

80 görüntülenme

suratını ekşitmek (buruşturmak)

yüzüne memnun olmadığını belirten bir anlam vermek: 'İşte ilmin, âlimin kıymeti bilinmeye başladı diye suratımı ekşittim.' -Ö. Seyfettin. 'Ben suratımı buruşturdukça, bir yaz öğlesinde yarı açık kalmış bir musluktan akarak ak mermer bir yalakta şarkı söyleyen serin bir su gibi gülsün o!' -N. Hikmet.

80 görüntülenme

kime ne

'başkasını ilgilendirmez' anlamında kullanılan bir söz.

80 görüntülenme

haydi canım sen de

'böyle şey olmaz, sana inanmam' anlamında kullanılan bir söz.

80 görüntülenme

eline ayağına üşenmemek

her türlü ayak hizmetini yüksünmeden yapmak, hamarat olmak.

80 görüntülenme

kulakları dolmak

aynı şeyi dinlemekten usanmak.

80 görüntülenme

beynini kemirmek

rahatsızlık vermek, huzurunu kaçırmak: 'İşte birkaç zamandır beynini kemiren şüphe: Ben deli miyim?' -H. R. Gürpınar.

80 görüntülenme

içi yağ bağlamak

yüreği yağ bağlamak.

80 görüntülenme

kırıp sarmak

bir şeyi yapmak için her türlü imkândan güçlükle yararlanmak: 'Düğüne kimlerin çağrıldığı anlaşılmaz, ne hediye gönderileceği de belli olmaz. Olmaz ama hepsi çağrılmıştır, hepsi de kırıp sarar, birer hediye alır yollar.' -M. Ş. Esendal.

80 görüntülenme

omzuna atmak

ceket vb. şeyleri tam olarak giymeden sırtına koymak: 'Kadifeye benzer dokumalı pahalı kumaştan paltolarını omuzlarına atmışlar.' -C. Külebi.

80 görüntülenme

top yapmak

sp. topu rakibe kaptırmadan takım oyuncuları arasında dolaştırmak, topa daha uzun süre sahip olmak.

80 görüntülenme

burnuna karıncalar dolmak

ölmek: 'Bundan sonra müteahhit eline çay verenin burnuna karıncalar dolsun!' -A. Dino.

80 görüntülenme

dönüp dolaşmak

1) uzun süre gezmek; 2) mec. arayış içinde olmak, her çareye başvurmak: 'Yirmi sene hep aynı renkler içinde dönüp dolaştık.' -B. R. Eyuboğlu.

80 görüntülenme

çiriş gibi

yapışkan ve acı.

80 görüntülenme