En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

top yapmak

sp. topu rakibe kaptırmadan takım oyuncuları arasında dolaştırmak, topa daha uzun süre sahip olmak.

80 görüntülenme

burnuna karıncalar dolmak

ölmek: 'Bundan sonra müteahhit eline çay verenin burnuna karıncalar dolsun!' -A. Dino.

80 görüntülenme

dönüp dolaşmak

1) uzun süre gezmek; 2) mec. arayış içinde olmak, her çareye başvurmak: 'Yirmi sene hep aynı renkler içinde dönüp dolaştık.' -B. R. Eyuboğlu.

80 görüntülenme

çiriş gibi

yapışkan ve acı.

80 görüntülenme

umudunu kesmek

artık olacağını beklememek: 'Aradan dört beş yıl geçince bir yerden de haber gelmeyince sağlığından umutlarını kesmişler.' -M. Ş. Esendal.

80 görüntülenme

kırk bir (buçuk) kere maşallah!

'pek çok, binlerce kez nazar değmesin!' anlamında kullanılan bir söz.

80 görüntülenme

sıçıp sıvamak

kaba öfkelenip kaba küfürlerle dolu sözler söylemek.

80 görüntülenme

parmaklarını (birlikte) yemek

yemeği çok beğenmek.

80 görüntülenme

ümitsizliğe düşmek

umutsuzluğa düşmek.

80 görüntülenme

gönül yakmak

1) insanı aşırı derecede etkilemek, sarsmak, kendinden geçmesine yol açmak: 'Bu sesler, o zamanki hayat zevklerinin iç bayıltıcı bir içkisi gibi gönlümüzü yakarak ta derinliklerimize kadar nüfuz etmesini bilirdi.' -A. Ş. Hisar. 2) aşk dolayısıyla iç yangınına tutulmak.

80 görüntülenme

kahkaha (kahkahayı) basmak (koparmak, salıvermek)

kendini tutamayıp yüksek sesle gülmek: 'Beni yatakta görünce kahkahayı bastı.' -Ö. Seyfettin. 'Senyörün etrafındakilerden biri dayanamayıp bir kahkaha salıverdi.' -N. F. Kısakürek.

80 görüntülenme

toprağa vermek

ölüyü gömmek.

80 görüntülenme

başına iş açmak

uğraştırıcı ve üzücü bir işin çıkmasına yol açmak: 'Herkesten size ne? Çocuğun başına iş açacaksınız.' -N. Hikmet.

80 görüntülenme

hayra alamet değil

uğursuz sayılacak bir olay için kullanılan bir söz: 'Bu hayra alamet değil, dedi vali, etrafındakilere.' -A. Kulin.

80 görüntülenme

iş çığırından çıkmak

amacından saparak düzeltilmesi güç bir durum almak.

80 görüntülenme

karşısına dikilmek

1) birinin karşısında durmak: 'Sizi bucak bucak arayan ölüm, nihayet izinizi bulup karşınıza dikildi mi?' -A. N. Asya. 2) karşıt olmak: 'Bütün arkadaşlar yarın ele ele vererek karşınıza dikilirler.' -H. Topuz. 3) engel olmak.

80 görüntülenme

kart basmak

işçiler iş yerine giriş ve çıkışta gelip gittiklerini bir makine aracılığıyla belirtmek.

80 görüntülenme

aklına uymak

başka birinin düşüncesine göre iş yapmak, davranmak: 'Zaten bizim Hacer'in aklına uydum da geldim.' -N. Hikmet.

80 görüntülenme

ayakkabılarını çevirmek

1) konuk ayakkabılarını gidiş yönüne doğru düzgün bir biçimde sıralamak; 2) mec. bazı davranışlarla konuğu gitmeye zorlamak.

80 görüntülenme

toprağına ağır gelmesin

bir ölünün aleyhinde konuşulduğunda kullanılan bir söz.

80 görüntülenme

çantadan yetişmek

bir mesleği eğitim görmeden deneyimlerle kazanmak.

80 görüntülenme

toprak çekmek

1) bir yerdeki toprağı başka bir yere taşımak; 2) mec. ölmek.

80 görüntülenme

bilir bilmez

yarım bilgi ile, bilip bilmediğine aldırmadan: 'Günde beş yüz defa, kendiliğimden bilir bilmez bunu haykırıyordum.' -R. H. Karay.

80 görüntülenme

adı kötüye çıkmak

ünü kötü olarak yayılmak.

80 görüntülenme

kasavet etmek

üzülmek, kaygılanmak.

80 görüntülenme

münasebet almak

uygun düşmek.

80 görüntülenme

sıkıntıda olmak

geçim darlığı çekmek.

80 görüntülenme

hayrette bırakmak

şaşmasına sebep olmak.

80 görüntülenme

varsa ... yoksa ...

başına getirildiği kelimenin her şeyin üstünde tutulduğunu anlatan bir söz: Varsa kızı yoksa kızı, oğlunun yüzüne baktığı yok.

80 görüntülenme

kurşun yemek

vurulmak: 'Kurşunu yer yemez, kayalardan aşağı yuvarlanmış leşi, ta derenin kucağına!' -T. Oflazoğlu.

80 görüntülenme