En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

baz almak

esas veya temel olarak almak.

79 görüntülenme

kazık gibi

dimdik ve sert: 'Kara, kuru, kibirli, kazık gibi bir kadın, komutan Muhsin Bey, bunun neresini beğenmiş?' -H. E. Adıvar.

79 görüntülenme

ödü bokuna karışmak

kaba çok korkmak: 'Fırsatını bulsa pencereden atlayıp kaçacak, öyle de ödü bokuna karışmış.' -A. Ümit.

79 görüntülenme

halt karıştırmak

tkz. halt etmek: 'Şu kendisine üç saniye gibi gelen bir saat on beş dakika zarfında ne halt karıştırmıştı.' -S. F. Abasıyanık.

79 görüntülenme

fütur etmemek

umursamamak, önemsememek: 'El âlem huzurunda fütur etmeden akıllarına estiği zaman gelir, iki tek atarlar.' -S. F. Abasıyanık.

79 görüntülenme

iş mi?

yapılan bir şeyin beğenilmediğini, küçümsendiğini bildiren bir söz: 'Hint postasını getirmek iş mi?' -M. Ş. Esendal.

79 görüntülenme

canı acımak

1) çarpma, vurma vb. sonucu acı duymak: 'Şaşkınlığından bir kestane yığınına çarptı, canı acıyordu.' -S. F. Abasıyanık. 2) üzülmek, rahatsız olmak.

79 görüntülenme

kazık yemek

aldatılmak, kazıklanmak: 'O levhayı görünce istediği parayı verip afiyetle kazığı yiyerek çıkarsın.' -H. R. Gürpınar.

79 görüntülenme

yerinde bulmak

doğru olduğunu kabul etmek: 'Hayatını değiştirme kararımı yerinde bulması beni de memnun etti.' -C. Uçuk.

79 görüntülenme

alıcı gözüyle bakmak

inceden inceye gözden geçirmek: 'Şimdiye kadar pek alıcı gözüyle bakmamıştı.' -S. F. Abasıyanık.

79 görüntülenme

kitap (kitaplar) devirmek (devretmek)

bir veya birden çok kitabı başından sonuna kadar okuyup bitirmek: '... zengin bir tasvir ve izah yapabilmek için evde kitaplar devirdi.' -M. Ş. Esendal.

79 görüntülenme

kündeden atmak

1) güreşçi, rakibini belinden kavrayıp kendi üzerinden aşırarak arka üzeri atmak; 2) mec. aldatarak tuzağa düşürmek.

79 görüntülenme

tavuk ayağı yemek

gevezelik etmek, dedikodu yapmak: 'A, o nasıl lakırtı, dedi. Bunlar da tavuk ayağı yemişler, ağızlarında bakla ıslanmıyor.' -M. Ş. Esendal.

79 görüntülenme

hedef gütmek

asıl amaç olarak belirlemek: 'Metin yayını ve çeviri: İnsancı davranış bu çalışmayı hedef güder.' -A. Erhat.

79 görüntülenme

arkasını (birine) vermek

birinin koruyuculuğuna güvenmek.

79 görüntülenme

ucu (herhangi birine) dokunmak

birine olumsuz etkisi veya zararı gelmek.

79 görüntülenme

gelinlik etmek

1) gelin, kendisinden beklenilen hizmeti yapmak; 2) aile büyüklerinin yanında susmak.

79 görüntülenme

canı burnundan çıkmak

çok kızgın olmak, öfkelenmek: 'Öte yandan Osman da canı burnundan çıkarak 'karışma, hırsını alsın, anne!' der.' -M. Seyda.

79 görüntülenme

kamış atmak (koymak)

argo birine oyun etmek, arabozanlık etmek: 'Sıkıntılı bir durumdu ama onun kamışı o kadar zekice atması hoşuma gitmişti.' -R. Erduran.

79 görüntülenme

ne âlemde?

nasıl?

79 görüntülenme

sinyal vermek

bir şeyi işaretle bildirmek.

79 görüntülenme

hey gidi (hey)

çeşitli duyguları pekiştiren veya özlem ve acınma bildiren bir söz: 'Hey gidi gençlik hey! Unutulmaz günlerdi onlar, Yenikapı'ya, meyhanelere indik mi şöyle bir.' -A. İlhan.

79 görüntülenme

alıp sattığı olmamak

hiç ilgisi bulunmamak: 'Lisan kursunu filan alıp sattığı yokmuş.' -H. Taner.

79 görüntülenme

taze ot görmüş eşek gibi

iştahlanmış bir biçimde: 'Çamur, taze ot görmüş eşek gibi pis pis sırıtmış bunun üzerine.' -H. Taner.

79 görüntülenme

arma donatmak

den. armayı yerli yerine koymak.

79 görüntülenme

canı cehenneme

sevilmeyen bir kimse için duyulan öfke ve nefreti bildiren bir söz.

79 görüntülenme

bire beş katmak

bire bin katmak: 'Rahmi'nin neyi var neyi yoksa özellikle de son zamanda aldıklarını, bire beş katarak sayanlar ... çıktı.' -T. Buğra.

79 görüntülenme

ucuza gitmek

basit, kolay, önemsiz olarak değerlendirilmek: 'Tezgâhtarlık, figüranlık derken kendini satmasını bilememiş, ucuza gitmişti.' -N. Cumalı.

79 görüntülenme

çifte koşmak

çift koşmak: 'Harmanı biz dövelim, öküzleri biz çifte koşalım, tarlayı biz sürelim, siz yukarıda aşık atın.' -S. F. Abasıyanık.

79 görüntülenme

eteği ayağına dolaşmak

eli ayağı dolaşmak.

79 görüntülenme