En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

esrara dalmak

sırlara gömülmek: 'Sular büsbütün kararınca Boğaz'ın hayatı da büsbütün esrara dalar.' -A. Ş. Hisar.

77 görüntülenme

kambur üstüne kambur (kambur kambur üstüne)

sıkıntı ve tersliklerin üst üste geldiğini anlatan bir söz.

77 görüntülenme

şarj etmek

1) yüklemek; 2) argo bir şeyi anlamaya, kavramaya başlamak.

77 görüntülenme

yadigâr olmak

hatıra olarak kalmak: 'Bir de yadigâr olmak üzere fotoğraf bıraktı.' -Ö. Seyfettin.

77 görüntülenme

cehennem olup gitmek

defolmak: 'Başımı örtünce cehennem olur giderim.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

77 görüntülenme

gözleri takılıp kalmak

bir şeyden gözlerini ayıramamak: 'O anda pek çok şeyler yapmak istediği hâlde, gözleri köşeyi ağır ağır dönen tramvaya takılıp kalmıştı.' -P. Safa.

77 görüntülenme

kambura yatmak

ayakta duran birini sırtüstü düşürmek için gizlice arkasında iki büklüm olup eğilmek ve başka birinin onu önden üzerine itmesini sağlamak.

77 görüntülenme

tavşana kaç, tazıya tut demek

iki tarafı, karşıt olan davalarında kışkırtmak, ikili oynamak.

77 görüntülenme

yerin dibine batırıp çıkarmak

çok utandırmak, rezil etmek: 'Bir hikâye anlatır, erkekleri yerin dibine batırır çıkarırdı.' -N. Meriç.

77 görüntülenme

iki eli şakaklarında düşünmek

derin derin düşünmek.

77 görüntülenme

arkasını bırakmak

peşini bırakmak.

77 görüntülenme

gözleri yaşarmak

1) gözleri sulanmak: 'Öyle halk türküleri vardır ki gözleriniz yaşarmadan okuyamaz veya dinleyemezsiniz.' -M. Kaplan. 2) mec. duygulanmak: 'Bütün başarılarda gözlerim yaşarır, bütün ayrılışlarda aynı şey.' -B. Necatigil.

77 görüntülenme

itibardan düşmek

saygınlığını yitirmek.

77 görüntülenme

sak durmak

dikkatli, uyanık durumda bulunmak.

77 görüntülenme

sinirleri gergin olmak

sinirlendirici yeni bir olay çıkarsa hemen tepki gösterecek durumda olmak.

77 görüntülenme

iki gözü iki çeşme ağlamak

sürekli veya çok ağlamak: 'Sen gittin de aylarca yas tuttu, iki gözü iki çeşme ağladı.' -Y. Kemal.

77 görüntülenme

itidalini kaybetmek

aşırılığa kapılmak, soğukkanlılığını yitirmek.

77 görüntülenme

gelin gitmek

bir aileye, bir yere gelin olarak gitmek: 'Bin türlü dedikodu içinde ben oraya gelin gittim.' -H. R. Gürpınar.

77 görüntülenme

sinyal almak

işaret almak, belirtilerin farkına varmak: 'Ruhunun derinliklerinden ürperti dolu, hiç de yabancısı olmadığı sinyaller alıyordu.' -O. Aysu.

77 görüntülenme

keçe külah etmek

aldatmak, kandırmak.

77 görüntülenme

kürdan gibi

çok zayıf, incecik, çelimsiz.

77 görüntülenme

canı canına (içine) sığmamak

sabırsızlık göstermek, tahammül etmemek.

77 görüntülenme

pişmiş armut gibi (birinin) eline düşmek

olmuş armut gibi birinin eline düşmek.

77 görüntülenme

ucuz atlatmak (kurtulmak)

zor veya tehlikeli durumdan az zararla sıyrılmak: 'Bizim tekrar tekrar dinlemeyi sevdiğimiz bu fıkrayı anlatırken o hâlâ bu işten ucuz kurtulmuş olmasının heyecanını duyardı.' -A. Ş. Hisar.

77 görüntülenme

hoş geldiniz

gelen kişiye söylenen selamlama sözü.

77 görüntülenme

dibine kadar

en ince ve gizli noktasına kadar: 'Hakkında söylenti çıkan, derhâl dibine kadar incelenir, ya mahkûm olur ya temize çıkardı.' -A. Boysan.

77 görüntülenme

şehadet şerbetini içmek

şehit düşmek.

77 görüntülenme

tebdilimekânda ferahlık vardır

sağlık veya görev değişikliği nedeniyle bir yerden başka bir yere giderek huzur sağlanacağını bildiren bir söz.

77 görüntülenme

yerine koymak

1) gibi görmek, saymak: 'Hem de yetişkin, yosma bir kadın beni erkek yerine koymuştu.' -N. Cumalı. 2) yitirilen, elden çıkan bir şeyin, benzerini veya eşini sağlamak: Kaybolan kitaplarımı yerine koyamadım.

77 görüntülenme

ne de olsa

'ne denli eksiği, kusuru olursa olsun, böyle olmakla birlikte' anlamında kullanılan bir söz: Ne de olsa o bizden tecrübelidir.

77 görüntülenme