En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

(birinin önünde, yanında) perende atamamak (atılmamak)

1) herhangi bir konuda birinden aşağı, beceriksiz olmak; 2) oyun çevirememek, aldatamamak.

101 görüntülenme

buzdolabı gibi

çok soğuk bir etki uyandıran (kimse).

101 görüntülenme

emekliye ayırmak (çıkarmak, çıkartmak)

kanuna göre aylık bağlayarak bir görevliyi görevinden ayırmak: 'Size bir fenalık edebilir, sizi işinizden attırır, vekâlet emrine alır, vakitsiz emekliye çıkartabilir.' -H. Taner.

101 görüntülenme

endişeye düşmek

tasaya kapılmak, kaygılanmak: 'Hatta kilise yetkilileri onun sağlığından endişeye düştüler.' -İ. O. Anar.

101 görüntülenme

çemberi yarmak

bir veya birkaç noktayı delerek kuşatmadan kurtulmak.

101 görüntülenme

fiile koymak

eyleme geçirmek: 'Dava insanın, ben daha çok işe yararım kanaatine varması ve bunu fiile koyabilmesidir.' -B. Felek.

101 görüntülenme

(bir yer) örümcek bağlamak

1) üzerinde örümcek ağı olmak; 2) mec. bir şey uzun süre kullanılmadan kendi hâline bırakılmış olmak.

101 görüntülenme

ağır basmak

ağırlık olarak fazla gelmek.

101 görüntülenme

esermek besermek

emek vererek ortaya çıkarmak.

101 görüntülenme

ardı kesilmemek

arkası gelmemek, tükenmemek: Gidiş gelişin ardı hiç kesilmiyor.

101 görüntülenme

duymazlıktan gelmek

ilgilenmek istemediği için duymamış gibi davranmak: 'Evine gönderilen haberleri hep duymazlıktan gelmişti.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

101 görüntülenme

eşeğin kuyruğu gibi

her zaman aynı durumda kalan, hiç değişikliğe uğramayan: 'Benim aylığım eşeğin kuyruğu gibi ne kısalır ne uzar.' -M. İzgü.

101 görüntülenme

(birinin) üstüne kalmak

güçlükler birinin omuzlarına yüklenmek: 'O giderse bütün yük kızın üstüne kalacak.' -M. Ş. Esendal.

101 görüntülenme

enseyi karartmak

ümitsizliğe kapılmak, karamsarlığa düşmek.

101 görüntülenme

(birinin) üstüne vazife olmamak

görevi olmamak, o görev kendini ilgilendirmemek: 'Hiç de değil, üstümüze vazife olmayan şeylere ne karışalım.' -P. Safa.

101 görüntülenme

cakasını bozmak

çalımına engel olmak, böbürlenmesini boşa çıkarmak.

101 görüntülenme

ete kemiğe dönüştürmek (büründürmek)

canlandırmak: 'Aşkımemnu'da Firdevs Hanım'ı inanılmaz bir başarıyla ete kemiğe dönüştürmüş.' -S. İleri.

101 görüntülenme

düğün aşıyla dost ağırlanmaz

'ağırlamanın değeri, özel olarak hazırlanmasında, bir fedakârlık yapılmasındadır' anlamında kullanılan bir söz.

101 görüntülenme

bir kalem geçmek

boş vermek, bir an için göz ardı etmek: 'Üniversiteyi filan bir kalem geçin, liseyi bile okuyamamıştı.' -H. Taner.

101 görüntülenme

iğne yapmak (vurmak)

iğne ile vücuda sıvı bir ilaç vermek: 'Ölecek miyim? İğne yap bana doktor diyordu.' -S. F. Abasıyanık.

101 görüntülenme

bir kenarda durmak

gerektiği zaman kullanmak üzere hazırda tutmak.

101 görüntülenme

dümeni elinde tutmak

yönlendirici durumda olmak.

101 görüntülenme

esasa bağlamak

belirli bir kurala dayandırmak.

101 görüntülenme

arka olmak

maddi veya manevi yönden destek olmak.

101 görüntülenme

(birini) yer kabul etmez

çok günahkâr.

101 görüntülenme

esasına bakarsan

aslına bakarsan.

101 görüntülenme

çıkarını tepmek

1) kendisine yarar sağlayacak bir şeyi veya bir durumu istememek; 2) kendisine yarar sağlayacak bir şeyden veya durumdan yararlanmamak.

101 görüntülenme

dünya başına dar olmak (gelmek)

çok sıkılmak, büyük bir çaresizlik içinde kalmak.

101 görüntülenme

esir almak

1) tutsak etmek; 2) alıkoymak, meşgul etmek.

101 görüntülenme

ağız kullanmak

duruma, ortama göre söz söylemek: Ben nasıl ağız kullanıyorsam sen de o yolda konuş.

101 görüntülenme