En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

fikir edinmek

kanaat sahibi olmak: 'Ama ben, bir kitap üzerine bir fikir edinmek istedim mi o kitabı kendim okurum.' -N. Ataç.

76 görüntülenme

enseyi karartmak

ümitsizliğe kapılmak, karamsarlığa düşmek.

76 görüntülenme

voltasını almak

argo 1) kaçmak, savuşmak; 2) çekilmek, gitmek.

76 görüntülenme

ardını bırakmamak

peşini bırakmamak.

76 görüntülenme

(birinin) üstüne vazife olmamak

görevi olmamak, o görev kendini ilgilendirmemek: 'Hiç de değil, üstümüze vazife olmayan şeylere ne karışalım.' -P. Safa.

76 görüntülenme

perdelerini açmak

tiyatro yeni mevsimde temsillerine başlamak: 'Tiyatro topluluğu 'Kaos' adlı oyunla perdelerini ilk kez açmıştı.' -A. Cemal.

76 görüntülenme

kalebent etmek

suçluluğu yüzünden mahkûm etmek: 'Jön Türklerle alakası var diye, insanı dünyanın öbür ucuna kalebent ediverirler.' -S. M. Alus.

76 görüntülenme

nam vermek

ün kazanmak.

76 görüntülenme

yenilir yutulur değil (olmamak)

1) yenmeyecek nitelikte olan (yiyecek); 2) hoşa gitmeyen, beğenilmeyen nitelikte olan: 'Kağnı gıcırtısını sineye çekmek zor, bu zıkkım pek yenir yutulur şey değil ki!' -B. R. Eyuboğlu. 3) çok ağır (söz); 4) mec. kendisiyle başa çıkılamayacak durumda olan: Bu adam öyle yenilir yutulur gibi değil.

76 görüntülenme

her lafın altından kalkmak

genellikle yerme veya hakaret sözlerinin altında kalmayıp cevap verebilmek: 'Böyle horoz gibi her lafın altından kalkarsan kocan tuttuğu gibi geri yollar seni.' -A. Kulin.

76 görüntülenme

masraftan çıkmak

beklenmedik bir sırada para harcama durumunda kalmak, paradan çıkmak.

76 görüntülenme

ağır söylemek

acı, dokunaklı sözler söylemek.

76 görüntülenme

ne yüzle

hiç utanmadan, sıkılmadan.

76 görüntülenme

başlama!

'hoş olmayan bir söz veya davranışı tekrarlama!' anlamında kullanılan bir söz.

76 görüntülenme

safra bastırmak

açlığını yatıştıracak kadar az bir şey yemek.

76 görüntülenme

ezbere bilmek

1) bir yerin her yanını iyice bilmek: 'Buraların altını ezbere bilirim, ezbere.' -S. F. Abasıyanık. 2) bir şeyin bütün niteliklerini çok iyi öğrenmiş olmak: 'Yolun neresi kayalık, neresi kumsal hep ezbere bilirdi.' -Halikarnas Balıkçısı.

76 görüntülenme

taşlar yerine oturmak

1) her şey yerli yerinde olmak; 2) her makama, işin veya görevin gereklerine uygun kişi yerleşmek.

76 görüntülenme

fişek atmak

1) ortalığı karıştıracak bir söz söylemek; 2) kaba cinsel birleşmede bulunmak.

76 görüntülenme

namerde muhtaç bırakmak

güvenilmeyecek kimselerden yardım istemek zorunda bırakmak: 'İş ki kocam olacak, erkek olsun, beni namerde muhtaç bırakmasın diyormuş.' -H. Taner.

76 görüntülenme

ot gibi yaşamak

amaçsız, beklentisiz gün geçirmek.

76 görüntülenme

işinden olmak

görevini yitirmek, görevinden atılmak: 'Tabii ertesi günü işinden oldu. İşinden olunca o da gitti askere yazıldı.' -H. Taner.

76 görüntülenme

başsağlığında bulunmak

başsağlığı dilemek.

76 görüntülenme

ihaleye çıkarılmak

eksiltmeye veya artırmaya çıkarılmak.

76 görüntülenme

kibrine dokunmak

gururu zedelenmek: 'Ayan azası olduğu için, bekleme salonunda birkaç dakika kalmak bile kibrine dokunmuştu.' -F. R. Atay.

76 görüntülenme

mat etmek

1) satranç oyununda yenmek: 'İki kişiyi birden satrançta mat ettim.' -A. Gündüz. 2) bir tartışma sonunda karşısındakini cevap veremez duruma düşürmek: 'Başkaları onları mat etmeden onlar kendi çelişkileri ile kendilerini çelmeliyorlardı.' -H. Taner. 3) kötü duruma düşürmek, bozmak: 'Başka bir çocuk arabasındaki hafif cümbüşü birdenbire bu araba mat etti.' -O. C. Kaygılı.

76 görüntülenme

şakayı kakaya çevirmek

tkz. şakayken kaka olmak.

76 görüntülenme

(bir yere) adım (adımını) atmamak

gitmemek, uğramamak: 'Faik Bey artık konağa adımını atmıyor, artık ne Servet Bey'e hatta ne de Cemal'e görünüyordu.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

76 görüntülenme

çeşni tutmak

ekmekçilikte una karıştırılacak suyun oranını belirtmek.

76 görüntülenme

kalemiyle yaşamak (geçinmek)

geçimini yazılarıyla sağlamak.

76 görüntülenme

pervane kesilmek

1) saygı duyduğu bir kişiye hizmet edebilmek için devamlı etrafında olmak, didinip durmak; 2) her isteği yapmak için çevrede dört dönmek: 'Ana oğul Leman'ın gözlerini sildiler, kızcağızın başında pervane kesildiler.' -N. Hikmet. 3) dönüp durmak: 'Herkesin çevresinde saygılı bir pervane kesildiği bu huzurlu ortamda, bu genç kızın sıcak ilgisini hissetmek...' -H. Taner.

76 görüntülenme