En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

göze çarpmak

dikkati üzerine çekmek: 'Evin nizamında Türk kadınlarının vakur zarafeti göze çarpar.' -O. S. Orhon.

99 görüntülenme

fiyat vermek

isteyeceği veya ödeyeceği fiyatı bildirmek: 'Ne fena fena bakar, ne de olmayacak bir fiyat verdiğim zaman homurdanır.' -S. F. Abasıyanık.

99 görüntülenme

zehir kesilmek

1) çok acı ve yakıcı olmak; 2) mec. ortalık ümit, sıkıntılı bir durum olmak: 'İçimde elim bir boşluk, aşk ve hayat ortasında derin bir yalnızlık hissiyle bütün uykum acı ve zehir kesildi.' -H. C. Yalçın.

99 görüntülenme

(bir yere) temel kakmak

bulunduğu yerden kolay kolay ayrılacak gibi olmamak.

99 görüntülenme

eski ağza yeni taam

turfanda bir şey yenilirken söylenen söz.

99 görüntülenme

gözleri berraklaşmak

bakışları daha canlı ve parlak olmak: 'Çocukluğuna ait bazı hatıralarını söylerken, gözleri berraklaşıyordu.' -R. N. Güntekin.

99 görüntülenme

gibisine gelmek

imiş gibi gelmek, sanmak: Öyle gibime geliyor ki bu işin içinden kolay çıkamayacağız.

99 görüntülenme

esmayı üstüne sıçratmak

davranışlarıyla belayı üstüne çekmek.

99 görüntülenme

bayram koçu gibi

gösterişli görünmek amacıyla aşırı biçimde süslenmiş olan.

99 görüntülenme

siniri tutmak

birdenbire sinirlenmek veya davranışlarını denetleyememek: '... moda deyince çıldırmaz, çok gülerse siniri tutup sonra yarım saat ağlamaz.' -M. Ş. Esendal.

99 görüntülenme

fiskos etmek

başkalarının bulunduğu yerde birkaç kişi gizlice, alçak sesle konuşmak: 'Düşüncelerimizi açık seçik ortaya koymak yerine fiskos etmeyi yeğleriz.' -T. Uyar.

99 görüntülenme

aleyhinde (aleyhine) söylemek (bulunmak)

çekiştirmek, yermek.

99 görüntülenme

babasının hayrına

hiçbir çıkar gözetmeksizin: Herkes babasının hayrına çalışmıyor ya!

99 görüntülenme

bacakları kopmak

çok yorulmak.

99 görüntülenme

bel kırmak

kırıtmak, salınmak.

99 görüntülenme

badem gibi

taze ve gevrek (salatalık).

99 görüntülenme

gaflet uykusuna dalmak (yatmak)

1) dalgınlıktan ileri gelen uyuşukluk içinde olmak; 2) idraksizlik, bilgisizlik, aymazlık içinde olmak.

99 görüntülenme

çocukluk etmek

1) çocukça davranışlarda bulunmak; 2) gereği gibi düşünmeden deneyimsizce davranmak: 'Çocukluk etme, Halis, âlemin kulağına gider. Sonra büyük dedikodu olur.' -H. R. Gürpınar.

99 görüntülenme

siyem siyem yağmak

yağmur, kar ince ince yağmak.

99 görüntülenme

beleşe konmak

bir şeyi emek harcamadan, para vermeden elde etmek.

99 görüntülenme

doyurucu gelmek

yeterli olmak: 'Verdiğim yanıt doyurucu gelmemişti madama ama kibarlığını da bozmamıştı.' -A. Ümit.

99 görüntülenme

izi belirsiz olmak

iz bırakmadan ortadan çekilmek.

99 görüntülenme

ağzına burnuna bulaştırmak

bir işi beceremeyip berbat etmek, bozmak.

99 görüntülenme

bağrını ezmek

üzülmek, dertlenmek: 'Kışlanın uğrunda bir ufak mezar / Anama söylemen bağrını ezer' -Halk türküsü.

99 görüntülenme

(birinin) ayağının türabı olmak

bir kimse başka bir kimseye kul gibi bağlanıp onun her emrini yerine getirmek: 'Ayağınızın türabıyım, çakeriniz efendimizi dünyada bırakmam.' -M. Ş. Esendal.

99 görüntülenme

garaz bağlamak

birine karşı kin beslemek: 'Bana garaz bağladığını seziyorum.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

99 görüntülenme

asıda olmak (kalmak)

bir işe son verilmeyip öylece bırakılmış olmak: Bu iş bundan fazla asıda kalamaz.

99 görüntülenme

ne oldum delisi olmak

ummadığı bir duruma ulaşan kimse çok şımarmak.

99 görüntülenme

görücülüğe gitmek

evlenmek isteyen erkek için kız görmeye gitmek.

99 görüntülenme

(birinin) başına gaile açmak

sıkıntı yaratmak, üzüntü vermek: 'Devletin başına sayısız gaileler açmak yolunda hiçbir fırsatı kaçırmadı.' -S. Ayverdi.

99 görüntülenme