En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

ne oldum delisi olmak

ummadığı bir duruma ulaşan kimse çok şımarmak.

74 görüntülenme

benzetmek gibi olmasın

kötü bir sona uğramış birinden veya bir şeyden söz ederken, ona benzetilen kimse veya şey için kötü bir duygu beslenilmediğini anlatan bir söz.

74 görüntülenme

boğaz içinde kavga var

açlığını aşırı bir biçimde gidermeye çalışanlar için söylenen bir söz.

74 görüntülenme

(birinin) başına gaile açmak

sıkıntı yaratmak, üzüntü vermek: 'Devletin başına sayısız gaileler açmak yolunda hiçbir fırsatı kaçırmadı.' -S. Ayverdi.

74 görüntülenme

laf yakıştırmak

konuşma sırasında yerinde söz söylemek, gerekeni ifade etmek.

74 görüntülenme

zamanı avlamak

uygun zamanı bulmak: 'Nihayet yalnız kaldığım bir zamanı avlayarak yanıma yaklaşıyor.' -R. N. Güntekin.

74 görüntülenme

sıkıntı çekmek

zorluk veya yoksulluk içinde yaşamak: 'İki ateş arasında epeyce sıkıntı çektik.' -A. Gündüz.

74 görüntülenme

çocuk olmak

çocuklaşmak.

74 görüntülenme

(birinin) başına kâhya kesilmek

olur olmaz her işine karışmak.

74 görüntülenme

hışırı çıkmak

1) eşya, çok hırpalanıp örselenmek; 2) insan ağır işlerle uğraşıp çok yorulmak.

74 görüntülenme

iler tutar yeri olmamak (kalmamak)

çok dağınık, kötü, bozuk veya berbat bir duruma gelmek: 'Mamafih, artık iler tutar yeri kalmayan paltosunu eskiciye satmak suretiyle bu kararını biraz daha uzattı.' -H. Taner.

74 görüntülenme

yakınlık görmek

ilgi, sevgi görmek: 'O, Türkiye'de üç yerden yakınlık gördü.' -Y. Z. Ortaç.

74 görüntülenme

benzi solmak

gücünü yitirmek, sağlık sorunu olmak.

74 görüntülenme

eceline susamak

ölmek istermiş gibi tehlikeli işlere girişmek.

74 görüntülenme

poz kesmek (yapmak)

çalım atmak, afili görüntü vermek.

74 görüntülenme

benzi uçmak

yüzü sararmak: 'Benzi uçtu, dudaklarındaki gülümseme soldu.' -M. Ş. Esendal.

74 görüntülenme

gayret vermek

isteklendirmek, özendirmek, yüreklendirmek.

74 görüntülenme

serinlik vermek

1) serin duruma getirmek; 2) mec. acısını, sıkıntısını azaltmak, avundurmak; 3) mec. rahatlatmak, huzura kavuşturmak: 'Evimin cehennemi içinde bana biraz serinlik verebilecek, bir bu fikirler vardı.' -P. Safa.

74 görüntülenme

komadan çıkmak

komaya giren hasta bu durumdan kurtulmak, ölümden dönmek.

74 görüntülenme

lafa karışmak

biri veya birileri konuşurken bir başkası konuşmak, konuşmaya katılmak: 'Müsteşar bile sözüne itiraz edemiyor diye lafa karışıyor.' -H. Taner.

74 görüntülenme

sol tarafından kalkmak

1) aksiliği, huysuzluğu, tersliği üzerinde olmak; 2) işleri ters gitmek, iyi gününde olmamak.

74 görüntülenme

aslına bakarsan

'doğruyu, gerçeği ararsan' anlamında kullanılan bir söz: 'Ömrü savaş içinde geçer insanın, aslına bakarsan ekmeğini topraktan çıkarmak için.' -A. Erhat.

74 görüntülenme

yakışıksız kaçmak

uygun düşmemek, çirkin olmak, münasebetsiz görünmek: 'Kitabın adı uzun fakat insanda okumak merakı uyandırdığı için bu uzunluk yakışıksız kaçmamış.' -N. Hikmet.

74 görüntülenme

berabere kalmak

1) aynı sayıyı almak; 2) başa baş gelmek.

74 görüntülenme

harem selamlık olmak

bir yerde kadın erkek ayrı oturmak.

74 görüntülenme

kabak tadı vermek

aşırı tekrarlanması, sürdürülmesi yüzünden bir şeyden doygunluk, yorgunluk veya bıkkınlık duyarak onu istemez duruma gelmek.

74 görüntülenme

tekme atmak (vurmak)

1) ayakla bir yere sertçe vurmak: 'Kafama bir tekme vurdular, bir şeyler söylenerek bırakıp gittiler.' -M. Ş. Esendal. 2) çifte atmak; 3) mec. ihanet etmek.

74 görüntülenme

kanı donmak (çekilmek)

donakalmak, çok şaşırmak.

74 görüntülenme

nedamet duymak (getirmek)

pişman olmak: 'Ben şimdi nedamet getirdim.' -P. Safa.

74 görüntülenme

yısa beraber!

hep birlikte.

74 görüntülenme