En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

baş koşmak

bir işi başarmak için çalışmak: 'Artık evde herkesten fazla bağırıp gülmüyor, çocuklarla eskisi gibi baş koşmuyordu.' -R. N. Güntekin.

44 görüntülenme

elektrik almak

etkilenmek, etkisi altında kalmak.

44 görüntülenme

inşirah bulmak

iç açılmak, ferahlamak.

44 görüntülenme

ciğeri sızlamak

yüreği sızlamak.

44 görüntülenme

baş üstünde yeri var

'büyük bir saygı ve ilgi ile karşılanır veya ağırlanır' anlamında kullanılan bir söz.

44 görüntülenme

ipi sapı yok

birbirini tutmaz, yersiz, anlamsız.

44 görüntülenme

keyfine diyecek olmamak

mutlu ve huzurlu olmak.

44 görüntülenme

başak bağlamak (tutmak)

arpa, buğday, yulaf vb. ekinlerde başak oluşmak.

44 görüntülenme

kukumav kuşu gibi

tek başına, kimsesiz: 'Çıkmış, kukumav gibi oraya tünemiş!' -A. İlhan.

44 görüntülenme

dolduruşa kapılmak

dolduruşa gelmek.

44 görüntülenme

bozguna uğramak (vermek)

yenilip perişan olmak, dağılmak, hezimete uğramak: 'Durdu ve bir anda bütün mukavemeti bozguna uğradı.' -P. Safa.

44 görüntülenme

kulağı (bir şeyde) olmak

dikkatini bir şeye vermek.

44 görüntülenme

içeriye atmak (almak veya tıkmak)

hapsetmek: 'Bundan da başka yarın bunu tutar, içeri tıkabilirdi.' -M. Ş. Esendal.

44 görüntülenme

buyur etmek

1) buyurun diyerek konuğu saygı ile içeri almak: 'Soldaki bahçeli kahveye buyur ettim.' -S. F. Abasıyanık. 2) sofraya çağırmak: 'Aliş'e de buyur ettiler, ekmek, peynir ve üzümden ibaret yemeklerini yemeye koyuldular.' -Halikarnas Balıkçısı.

44 görüntülenme

gönlü kanmak

bir işle ilgili kaygısı kalmamak, mutmain olmak, müsterih olmak.

44 görüntülenme

güvenceye bağlamak

güvence altına almak.

44 görüntülenme

anlaşmaya varmak

bir konuda birisiyle anlaşmak.

44 görüntülenme

çağın gerisinde kalmak

gelişmelere ve yeni düşüncelere uyum sağlayamamak, ayak uyduramamak: 'Ben yeniliklere yabancı, eski moda, çağın gerisinde kalmış, emekli bir istihbaratçıyım.' -O. Aysu.

44 görüntülenme

güvenoyu almak

hükûmetin tutumu milletvekilleri tarafından onaylanmak.

44 görüntülenme

bulantı vermek

1) midesini bulandırmak; 2) mec. bıkkınlık vermek: 'Gözlerime, kulaklarıma, beş duyuma birden tiksinti, bulantı veren bu manzaraların ortasında niye duruyordum?' -A. Gündüz.

44 görüntülenme

kıpkırmızı kesilmek (olmak)

yüz herhangi bir nedenle çok kızarmak: 'Kız utancından kıpkırmızı kesilmiş.' -Ö. Seyfettin. 'Orhan'ın pembe esmer yüzü kıpkırmızı olmuştu.' -T. Buğra.

44 görüntülenme

elinden hiçbir şey kurtulmamak

her şeyi becerebilmek.

44 görüntülenme

cehennemin dibine gitmek

kızılan bir kimse defolup gitmek.

44 görüntülenme

karman çorman etmek

çok karışık ve düzensiz duruma getirmek.

44 görüntülenme

kafayı tütsülemek (dumanlamak)

argo sarhoş olmak: 'Barba Manol kafayı iyice dumanladıktan sonra, iki bacağının nasıl tutulduğunu anlattı.' -Halikarnas Balıkçısı.

44 görüntülenme

apışıp kalmak

ne yapacağını bilemez duruma gelmek: 'Bu sonsuzluğun içinde işte besbelli sen de kendini kaybederek apışıp kalmışsın.' -H. R. Gürpınar.

44 görüntülenme

ayak oyununa gelmek

kandırılmak.

44 görüntülenme

çamaşır ertesi olmak

çamaşır yıkamaktan aşırı yorulup hasta olmak: 'Kaynanam da yıkar ama iki gün de çamaşır ertesi olur yatar.' -M. Ş. Esendal.

44 görüntülenme

eline fırsat geçmek

imkân bulmak: Hazır fırsat geçmiş eline, hiç öyle mi konuşulur?

44 görüntülenme

kâğıt kaleme sarılmak

hemen yazmaya başlamak: 'Partinin kurulacağını duyunca kâğıda kaleme sarılmış, korkunç bir telgraf yazmıştı.' -Y. Z. Ortaç.

44 görüntülenme