En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

(bir yerde) içecek suyu olmak

o yere gitmesi kısmet olmak.

44 görüntülenme

(bir yerden) ayağını çekmek

sık sık gittiği bir yere artık uğramaz olmak, ilgiyi kesmek.

44 görüntülenme

fiske kondurmamak (dokundurmamak)

bir kimse veya nesneyi en küçük bir tehlikeden bile korumak, titizlikle savunmak.

44 görüntülenme

gözden ırak tutmak

görmek istememek.

44 görüntülenme

işine bak!

1) 'görevini, işini sürdür' anlamında kullanılan bir söz: 'Otururuz, otururuz sen işine bak!' -M. Ş. Esendal. 2) 'sen karışma' anlamında kullanılan bir söz.

44 görüntülenme

alabora olmak

1) tekne, sandal vb. deniz araçları devrilip ters dönmek: 'Kaptan, gemiyi ağzına kadar doldurmuş, gemi yan yatmış, bir deniz çalkantısıyla alabora olmuş.' -N. Hikmet. 2) mec. işler altüst olmak.

44 görüntülenme

(birini veya bir şeyi) kendi hâline bırakmak

ilgilenmemek, karışmamak: 'Ertesi sabah beni balığa çıkarken uyandırmayacaklardı. Bırakacaklardı kendi hâlime.' -S. F. Abasıyanık.

44 görüntülenme

kaleminden kan damlamak

1) yazıları acı ve dokunaklı olmak; 2) etkili yazmak: 'Kaleminden kan damlayan kavgacı yazarları sevmiyordu.' -T. Buğra.

44 görüntülenme

(bir şeyi) kir götürmek

bir şey çok kirli olmak.

44 görüntülenme

(bir yere) kakılıp kalmak

beklemek zorunda kalmak, hiçbir yere gidememek: 'Dedeye -yeni şakirdiniz efendim- diyerek çekilip gidince kız odanın ortasında kakılıp kaldı.' -H. E. Adıvar.

44 görüntülenme

küçük köyün büyük ağası

büyüklük taslayanlar için söylenen bir söz.

44 görüntülenme

şanından olmak

bir şey onun büyüklüğüne, karakterine uygun olmak, yaraşmak.

44 görüntülenme

(birinin) acısını almak

sıkıntısını, üzüntüsünü azaltmak.

44 görüntülenme

(birinin) adını ağzına abdestle almak

bir kişiyi anarken çok saygılı davranmak.

44 görüntülenme

kazdığı çukura (kuyuya) kendisi düşmek

başkası için hazırladığı kötülüğe kendi uğramak.

44 görüntülenme

ömür sürmek

1) iyi ve rahat yaşamak; 2) yaşamı belli şartlar içinde sürüp gitmek.

44 görüntülenme

cemre düşmek

sıcaklık yükselmek: Bugün cemre suya düştü.

44 görüntülenme

(bir yola) baş koymak

bir şey uğruna ölümü göze almak: 'Çeşitli tehlikelerden var olduğunu bilerek bu işe girişip baş koymuşlardı.' -O. Aysu.

44 görüntülenme

ağzı açık kalmak

şaşırmak: 'Dillere destan İstanbul nezaketini o evde gördüm, ağzım açık kaldı.' -A. Kutlu.

44 görüntülenme

çıtı çıkmamak

hiç konuşmamak.

44 görüntülenme

kazma gibi

büyük, kocaman (diş).

44 görüntülenme

(biriyle) selam yollamak (salmak)

birine esenleme haberi göndermek: 'Züğürtlükten telefonumuz kesildi mi ona bir selam yollar, açtırırdık.' -Y. Z. Ortaç. 'Şimdi bizden yüz çevirdi ahbaplar / Bir çift selam salanım yok, gardiyan' -Âşık Ali İzzet.

44 görüntülenme

dik dik bakmak

çok sert bir biçimde, sert sert, öfkeli öfkeli bakmak: 'Karşı sıradaki bıyıklı adam gelmiş yanında duruyor, dik dik bakıyordu.' -R. Mağden.

44 görüntülenme

eteğine düşmek (sarılmak)

yalvarıp yakarmak.

44 görüntülenme

ölçülü olmak

dikkatli, hassas, düşünceli olmak.

44 görüntülenme

kol uzatmak

yayılmak, ulaşmak.

44 görüntülenme

(bir şey, birinin) vazifesinden olmak

bir şey o kimsenin görevleri arasında olmak.

44 görüntülenme

ikisi bir kapıya çıkmak

aynı sonuca varmak, aynı sonucu doğurmak.

44 görüntülenme

ağzına geleni söylemek

1) nezaket dışına çıkarak ağır ve kırıcı sözler söylemek; 2) gelişigüzel, saçma sapan konuşmak.

44 görüntülenme

(birinin) başına çalmak

bir şeyi öfkeyle, nefretle geri vermek.

44 görüntülenme