En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Deyimler

yanına salavatla yaklaşılmak

birini yanına gitmekten korkmak, çekinmek: 'Biliyorum, yarın bu kâğıtları yazanların da yanlarına salavatla yaklaşılacak.' -A. Ağaoğlu.

35 görüntülenme

koyun gibi

1) budala, şaşkın; 2) karar ve davranışlarında başkasına bağımlı olan, başkasına uyan: 'Bizim damat da sessiz sedasız, koyun gibi adam.' -A. Ümit.

35 görüntülenme

rapor almak

1) hasta olup olmadığını belirlemek amacıyla herhangi bir sağlık kuruluşundan belge almak; 2) sorumluluğu altındakilerden herhangi bir konuda bilgi almak.

35 görüntülenme

gülerken ısırmak

iyilik yapar görünüp kötülük yapmak.

35 görüntülenme

İngiliz sicimi ile asılmak

bir işi ustasına yaptırmak.

35 görüntülenme

rapor etmek

rapor vermek: 'İşçileri ariz amik inceleyip rapor edecek.' -A. İlhan.

35 görüntülenme

inkârdan gelmek

inkâr etmek.

35 görüntülenme

dirsek çevirmek

daha önce iş birliği yaptığı kişiyi uzaklaştıracak davranışlarda bulunmak: 'Bugünlerde size dirsek çevirmişler, sebebini biliyor musunuz?' -E. Işınsu.

35 görüntülenme

baş başa olmak

birlikte bulunmak, beraber yaşamak: 'Keyfimizce yaşamamıza mâni olur, baş başa olmamızı tercih ederim.' -R. H. Karay.

35 görüntülenme

kara para aklamak

yasa dışı yollarla elde edilen parayı yasallaştırmak için yatırım yapmak.

35 görüntülenme

lehinde söylemek (bulunmak)

1) iyiliğini söylemek; 2) hakkında iyi söz söylemek, desteklemek.

35 görüntülenme

bok soyu (bokun soyu)

kaba kızılan veya tiksinilen bir şeye karşı sövgü olarak söylenen bir söz.

35 görüntülenme

ırzına geçmek

1) zor kullanarak bir kimseyi cinsel zevkine alet etmek, tecavüz etmek; 2) bekâretini bozmak.

35 görüntülenme

bilincine varmak

anlamak, kavramak: 'İnsanın herhangi bir araçla ne yaşadığının bilincine varmasının bir doyum ve haz kaynağı olduğu unutulmamalıdır.' -A. Cemal.

35 görüntülenme

tadına doyum olmamak

1) bir şeyin tadı çok beğenilmek; 2) mec. herhangi bir şey çok beğenilmek: 'Bir orman, tadına doyum olmayan bükülüşlerle denize kadar iniyordu.' -B. R. Eyuboğlu.

35 görüntülenme

reçete yaptırmak

reçetede yazılı olan ilaçları hazırlatmak veya satın almak: 'Tramvay caddesine çıktı, bir eczaneye girdi, reçete yaptırdı.' -T. Buğra.

35 görüntülenme

rehavet çökmek (basmak)

gevşeklik, ağırlık duymak ve uyumak istemek: 'Bütün asabıma bir rehavet çöktü, gözlerim kapandı.' -N. Hikmet.

35 görüntülenme

yâr olmak

yardım etmek, yararlı olmak: Talihi yâr olmadı.

35 görüntülenme

kerteriz almak (etmek)

bir yerin hangi yönde veya geminin nerede bulunduğunu pusula ile ölçmek: 'Uzakta, sancak tarafında, kerteriz ettiğimiz fenerin ışığı bir yanıp bir sönüyor.' -Z. Selimoğlu.

35 görüntülenme

papağan gibi ezberlemek

anlamını bilmeden ezberlemek.

35 görüntülenme

insan gibi

insanlara yaraşır biçimde.

35 görüntülenme

insan içine çıkmak

toplum içine karışmak, başkalarıyla ilişki kurmak.

35 görüntülenme

karalar bağlamak (giymek)

yas tutmak: 'Bütün yaşamı karardı, sokağa çıkamaz oldu, karalar bağladı.' -H. Topuz.

35 görüntülenme

lokum gibi

1) tatlı, güzel, yumuşak; 2) çok güzel (kadın).

35 görüntülenme

elektriği yakmak

bir yeri aydınlatmak için elektrik enerjisini açıp kullanmak: 'Ondan hemen ayrılıp elektriği yaktı.' -T. Buğra.

35 görüntülenme

kafası yerinde olmamak

gereği gibi düşünecek durumda olmamak.

35 görüntülenme

kestane suyu gibi

sulu (kahve).

35 görüntülenme

lokma (lokması) ağzında büyümek

üzüntü veya iştahsızlık sebebiyle lokmasını yutamamak: 'Ağzımızda lokmalar büyürdü, muşambanın buz gibi teması âdeta ellerimizi yakardı.' -R. H. Karay.

35 görüntülenme

üstünden akmak

bir durumu çok belli olmak.

35 görüntülenme

elektrik almak

etkilenmek, etkisi altında kalmak.

35 görüntülenme