En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Atasözleri

hastalık sağlık bizim için

insan sağ, esen olabildiği gibi hasta da olabilir.

19 görüntülenme

müflis bezirgân eski defterleri karıştırır

1) tüccar züğürtleyince, belki bir kimsede alacağım kalmıştır diye eski defterlerini gözden geçirir; 2) vaktiyle önemli işler yapmış olanlar, düşkünlüklerinde eski durumlarını anarak, anlatarak avunmaya çalışırlar.

19 görüntülenme

hastaya döşek sorulmaz

bir kişiye, onsuz yapamayacağı belli olan bir şeyin gerekli olup olmadığı sorulmaz.

19 görüntülenme

hayvan koklaşa koklaşa, insan söyleşe söyleşe

insanlar konuşarak birbirlerini daha iyi anlarlar.

19 görüntülenme

şık şık (çık çık) eden nalçadır, iş bitiren akçedir

değerli nesneye bir yönüyle benzeyen şey, onun yerini asla tutmaz.

19 görüntülenme

ay (gün) var yılı besler, yıl var ayı (günü) beslemez

öyle zaman olur ki bir aylık kazanç insanı bir yıl geçindirir, öyle zaman da olur ki bir yıllık kazanç bir ay geçindirmeye yetmez.

19 görüntülenme

yüzü güzel olanın huyu (da) güzel olur

insanın yüzü, içinin aynasıdır, güler yüz hoşgörülü, iyi niyetli, uyuşma eğilimli, temiz yürekli kişilerde bulunur; içinde kötülük bulunan kişinin duyguları da yüzüne vurur, kendisini çirkinleştirir.

19 görüntülenme

her damardan kan alınmaz

herkesten yardım istenmez, istense de alınamaz.

19 görüntülenme

her firavunun bir Musa'sı çıkar

insanı, zalimce davranan birinden kurtaracak bir kimse her zaman bulunur.

19 görüntülenme

zengin arabasını dağdan aşırır, züğürt ovada yolunu şaşırır

zengin, para gücüyle güçlükleri yenerken yoksul, parasızlık yüzünden en kolay işi bile başaramaz.

19 görüntülenme

her gün bir olmaz

bir günün işleri, durumları, şartları başka bir gününkine uymaz.

19 görüntülenme

oduncunun gözü omçada

herkes işine yarayan şeyi elde etmeye çalışır.

19 görüntülenme

her işin (şeyin) başı sağlık

insanın yapacağı her şey vücut sağlığına bağlıdır.

19 görüntülenme

el öpmekle ağız aşınmaz

çok önemli bir iş için bir kimseye ricada bulunmak hatta yalvarmak gerekirse, yapılır.

19 görüntülenme

oğlan anası kapı arkası, kız anası minder kabası

eve gelin geldikten sonra oğlanın anası kapı dışarı edilecek kadar fazla görülür ama kızın anası başköşeye oturtulur.

19 görüntülenme

tarlayı taşlı yerden, kızı kardaşlı yerden

tarlanın taşlı olanı, evlenilecek kızın kardeşli olanı halk arasında daha yeğ tutulur.

19 görüntülenme

zora, beylerin borcu var

zor kullanan kişilerin istediğini en güçlü kimseler bile verirler.

19 görüntülenme

el yumruğu yemeyen kendi yumruğunu değirmen taşı sanır

başkasının gücü karşısında boyun eğmek zorunda kalacağını anlayamamış kimse, kendi gücünün herkese boyun eğdireceğini sanır.

19 görüntülenme

çam ağacından ağıl olmaz, el çocuğundan oğul olmaz

her şeyin bir değeri vardır; yapacağı iş, kullanılacağı yer ayrıdır.

19 görüntülenme

ağzına vur, lokmasını al

yumuşak huylu kimseye her istenilen kolaylıkla yaptırılabilir.

19 görüntülenme

çarşı iti ev beklemez

başıboş gezmeye alışanlar, disiplinli iş yapmaya gelemezler.

19 görüntülenme

ele verir talkını (telkini), kendi yutar salkımı

kendisinin inanmadığı ve tutmadığı öğütleri başkalarına kolayca verir.

19 görüntülenme

olsayı bulsaya vermişler, hiç doğmuş

şu iş şöyle olsa, bu iş böyle olsa diyerek istediğimiz sonuca varamayız, elde etmek istediğimiz sonucu istekle değil çalışmakla gerçekleştirmeliyiz.

19 görüntülenme

tatlı tatlı yemenin acı acı geğirmesi olur

sonunu düşünmeden hoşlandığı şeyleri yapan kişi bir süre sonra bunun sıkıntısını çeker.

19 görüntülenme

kes parmağını çık pazara, em (merhem, ilaç) buyuran çok olur

kişinin bir ihtiyaç içinde bulunduğunu gören herkes ona değişik yol gösterir.

19 görüntülenme

baba (evlat, oğul) ekmeği zindan ekmeği, koca (er) ekmeği meydan ekmeği

bir kadın için babasının veya çocuğunun evinde barınıp onların eline bakmak çok kötü bir durumdur; onun gönül ferahlığı ile yaşayacağı yer, kocasının evi, serbestçe harcayacağı para kocasının parasıdır.

19 görüntülenme

çıkmadık candan umut kesilmez

elden gitti sandığımız bir şeyle ilgimiz büsbütün kesilmemişse gereken çabayı harcayarak onun elimizde kalmasını sağlayabileceğimizi umabiliriz.

19 görüntülenme

tayfanın akıllısı, geminin dümeninden uzak durur

akıllı işçi, beceremeyeceği yönetim işine el atmaz.

19 görüntülenme

baba koruk (erik) yer, oğlunun dişi kamaşır

babanın yaptığı kötü işin sıkıntısını çocuğu çeker.

19 görüntülenme

otu çek, köküne bak

kişinin kimliğini öğrenmek için soyunu sopunu bilmek gerekir.

19 görüntülenme

En Çok Okunan Deyimler

köprüleri atmak

bir işten vazgeçme veya geri dönme imkânı kalmayacak biçimde kesin bir davranışta bulunmak.

86 görüntülenme

yoluna koymak

istenilen biçime getirmek, düzene koymak: 'Arkadaşının mektebe alınması işini o hafta içinde yoluna koymuş.' -A. Ş. Hisar.

86 görüntülenme

amaç gütmek

bir amacı gerçekleştirmeye çalışmak: 'Dernekler, 13'üncü maddedeki genel sınırlamalara aykırı hareket edemeyecekleri gibi siyasi amaç güdemezler.' -Anayasa.

86 görüntülenme

dalıp çıkmak

1) deniz, göl vb. yerlerde suyun içinde kaybolup yeniden görünmek; 2) deniz, göl vb. içinde kısa süre kalmak: Biz bir dalıp çıkacağız. 3) birçok yere girmek: Nerede bulunduğu belli olmaz, her yere dalıp çıkar.

86 görüntülenme

(birine) karşı durmak

direnmek, dayanmak: 'Bak, eğer yüklendiğimiz, karşı durduğumuz kimseler yöneticiler olsalar ılımlılıktan söz açmazdım.' -A. Ağaoğlu.

86 görüntülenme

atsan atılmaz, satsan satılmaz

işe yaramadığı veya sıkıntı verdiği hâlde vazgeçilemeyen şeyler ve kimseler için söylenen bir söz.

86 görüntülenme

kar gibi

temiz, beyaz: 'Kar gibi çamaşırları serip eve döndü.' -O. Rifat.

86 görüntülenme

yüzüğü geriye çevirmek

evlenme sözünü geri almak, nişanı bozmak.

86 görüntülenme

elden ağza yaşamak

günlük kazancı ancak gereksinimlerini karşılayacak kadar olmak.

86 görüntülenme

akarı kokarı olmamak

bilinen herhangi bir eksiği, kusuru bulunmamak: 'Ev bize dar geliyor, çürük çarık, akarı kokarı eksik değil.' -N. Kurşunlu.

86 görüntülenme

zevkli geçmek

eğlenceli bir biçimde sürmek: 'Orta yolu bulunca oyunlar çok zevkli geçerdi.' -A. Kutlu.

86 görüntülenme

avucunu yalamak

alay umduğunu ele geçirememek: 'Sen avucunu yalarsın! Beni daha fazla rahatsız etme, tamam mı?' -E. Bener.

86 görüntülenme

avucunun içi gibi bilmek

bir yeri, bir şeyi çok iyi ve ayrıntılı olarak bilmek: 'Sizin analarınızın, babalarınızın hayat idealini avucumun içi gibi bilirim.' -H. Taner.

86 görüntülenme

razı olmak (gelmek)

uygun bulmak, beğenmek, benimsemek, istemek, kabul etmek: 'Allah'ın emri, Peygamber'in kavliyle varmaya belki razı olurum.' -H. R. Gürpınar. 'Her akşam, üstlerinin aranmasına razı gelecek on işçi daha aldı.' -L. Tekin.

86 görüntülenme

sözü ağzında kalmak

konuşmasını bitirememek: 'Doktorun sözü ağzında kaldı. Sevim hanım: -Hâl neresi oluyor? diye sordu.' -M. Ş. Esendal.

86 görüntülenme

acısını almak

1) acılığını gidermek; 2) sızıyı dindirmek.

86 görüntülenme

boya tutmak

bir şey iyi boyanır olmak.

86 görüntülenme

öne düşmek

1) önden yürümek; 2) kılavuzluk etmek: 'Siz öne düşün. Ne derseniz onu deriz.' -A. Rasim.

86 görüntülenme

elden ele dolaşmak (gezmek)

iyi nitelikleri dolayısıyla çok ilgi görmek, çok beğenilmek: 'Gönülden Sesler, Meşrutiyet gençliğinin elden ele dolaşan kitabı idi.' -Y. Z. Ortaç.

86 görüntülenme

sözü dağıtmak

konuşurken birçok konuya değinerek anlatmak isteği konudan uzaklaşmak: 'Konuştuğu konu üstünde, sözü dağıtmadan dikkatini, bilgisini onun kadar toplayan insan görmedim.' -Y. Z. Ortaç.

86 görüntülenme

(birine) kredi açmak

1) birine peşin para istemeden belirli bir ölçüye kadar mal vermeyi kabul etmek; 2) ödünç para vermek.

86 görüntülenme

elden kaçırmak

elde edilebilecek bir şeyden türlü sebeplerle yararlanamamak: 'Cin yahut periler bu evi elden kaçırmamak için ne kadar hırçınlık etseler yeridir.' -R. N. Güntekin.

86 görüntülenme

gırtlak gırtlağa gelmek

kıyasıya dövüşmek.

86 görüntülenme

dehşete düşürmek

çok korkutmak, dehşete kapılmasına sebep olmak: 'Korkunç jestlerle yaptığı kara bulut tasvirleri bizi yeniden dehşete düşürdü.' -R. N. Güntekin.

86 görüntülenme

üstün tutmak

bir kimseye, bir şeye başkasından daha çok değer vermek.

86 görüntülenme

ısrar etmek

1) bir konuda, bir düşüncede sürekli direnmek, ayak diremek: 'Siz benim usule bakın diye ısrar ediyordu.' -Ç. Altan. 2) çok istemek.

86 görüntülenme

boş gezmek (gezinmek)

işsiz güçsüz dolaşmak: 'On gün boş mu gezdin?' -Ö. Seyfettin.

86 görüntülenme

el pençe

el pençe divan.

86 görüntülenme

kafası sarmamak

anlamamak, aklı ermemek.

86 görüntülenme

cızlamı çekmek (cızlam etmek)

1) kaçmak, savuşup gitmek; 2) argo ölmek: 'Adam bir hafta içinde cızlamı çekerse hiç günahım yokken adım kötüye çıkar.' -T. Yücel.

86 görüntülenme