En Çok Okunanlar

En popüler atasözleri ve deyimler

En Çok Okunan Atasözleri

ırak yerin haberini kervan getirir

erişemediğimiz şeyle aramızdaki ilişkiyi bir aracı sağlar.

22 görüntülenme

herkes ektiğini biçer

nasıl davranırsan öyle karşılık görürsün.

22 görüntülenme

tırnağın varsa başını kaşı

hiç kimse başkasından yardım beklememeli; kendisinin olanakları varsa bir işe girişmeli, yoksa girişmemelidir.

22 görüntülenme

herkes gider Mersin'e, biz gideriz tersine

bir işin bilerek ters yapıldığını, yolunda yapılmadığını anlatır.

22 görüntülenme

tilki tilkiliğini anlatıncaya kadar post elden gider

bir gerçeği anlatıncaya kadar çoğu kez başa gelmedik şey kalmaz.

22 görüntülenme

balı olan bal yemez mi?

bir kimsenin elinde başkasına verilecek veya satılacak bir şey bulunması, ondan kendisinin de yararlanmasına engel değildir.

22 görüntülenme

esirgenen (sakınan) göze çöp batar

üzerine çok düşülen şeyler genellikle kazaya veya zarara uğrar.

22 görüntülenme

ön tekerlek nereye giderse art tekerlek de oraya gider

küçükler büyüklerin izinde gider, her işte onları örnek tutarlar.

22 görüntülenme

kimse kendi memleketinde peygamber olmaz

insanların kendi çevrelerinde değeri bilinmez.

22 görüntülenme

tok açın hâlinden bilmez

varlıklı olan, yoksulun ne denli sıkıntı içinde bulunduğunu bilmez.

22 görüntülenme

imece günü bulutlu, görmeyene ne mutlu

zamanın elverişli olup olmadığına bakmadan yardıma gelenleri bulunan iş sahibine ne mutlu.

22 görüntülenme

kimseden kimseye hayır yok (gelmez)

insan, yapacağı işte başkasının yardımına güvenirse hayal kırıklığına uğrar.

22 görüntülenme

tok iken yemek yiyen, mezarını dişiyle kazar

tok karnına yemek yemek, sağlık için çok zararlıdır.

22 görüntülenme

işkilli büzük dingilder

gizli bir ayıbı olanlar herhangi bir sözden alınarak kendilerini ele verirler.

22 görüntülenme

çürük tahta çivi (mıh) tutmaz

aslında yaramaz olan veya sonradan o duruma getirilen şeyi, ne kadar uğraşsanız da işe yarar duruma getiremezsiniz.

22 görüntülenme

önünde ardında gidilmez

arkadaşlığına güvenilmez.

22 görüntülenme

it ulur, birbirini bulur

aşağılık bir kimse bir konu üzerinde sesini yükselttiğinde aynı amacı güdenler onun etrafında toplanırlar.

22 görüntülenme

ibadet de gizli, kabahat de

yapılan iyilikler göstermelik olmamalı, işlenen suçlar, ayıplar açığa vurulmamalıdır.

22 görüntülenme

kişi arkadaşından bellidir

bir kimsenin nasıl bir kişi olduğunu öğrenmek isteyen, arkadaşının kimliğine bakmalıdır.

22 görüntülenme

kişi ne yaparsa kendine yapar

iyilik yapan iyilik, kötülük yapan kötülük bulur.

22 görüntülenme

öpmeye niyeti olmayan 'yanağın nerede' diye sorar

bir işi yapmaya niyeti olmayan, istek duymayan kişi, bunu davranışlarıyla belli eder.

22 görüntülenme

bana dokunmayan (beni sokmayan) yılan bin yaşasın

birçok kimse, kendilerine kötülüğü dokunmayan kişiye ilişmek istemez.

22 görüntülenme

kişi refikinden azar

kötü arkadaş insanı kötü yola sürükler.

22 görüntülenme

kefenin cebi yok

ölürken mal veya para götürülmez.

22 görüntülenme

kişiyi vezir eden de karısı, rezil eden de

bir kimsenin toplum içinde yücelmesi de alçalması da karısına bağlıdır.

22 görüntülenme

kişi ektiğini biçer

nasıl davranırsan öyle karşılık görürsün.

22 görüntülenme

ahbap çıkmak

önceden tanışmış olmak: 'Gümrükten itibaren her rast geldiği adamla ahbap çıktı.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

22 görüntülenme

tuz ekmek hakkını bilmeyen kör olur

iyiliğini gördüğü, ekmeğini yediği kimseye karşı saygısızlık ve hainlik eden kişinin sonu iyi olmaz.

22 görüntülenme

koç yiğit bunalıp ölmez

insanın sıkıntılı zamanı sürüp gitmez, arkasından iyi günler de gelir.

22 görüntülenme

koça boynuzu yük değil

kişiye kendi işi ve yakınlarının sorumluluğu ağır gelmez.

22 görüntülenme

En Çok Okunan Deyimler

yüreği şişmek

can sıkıcı şeyler dinlemekten bunalmak.

110 görüntülenme

(bir yer) kazan (biri) kepçe

'bir yeri etraflıca (dolaşmak, aramak)' anlamında kullanılan bir söz: İstanbul kazan ben kepçe, üç gün onu aradım.

110 görüntülenme

(bir şey) ters gitmek

bir iş doğru ve düzgün yürümemek, sorun çıkmak: 'Kadın elinde olmadan yutkundu, bir şeylerin ters gittiğini hemen anlamıştı.' -O. Aysu.

110 görüntülenme

derdine deva bulmak

sıkıntıyı çözümlemek, atlatmak, çaresizliği yenmek: 'Ağlamak, dertleşmek, dertlerine deva bulmak ihtiyacı her zamankinden fazla idi.' -A. Gündüz.

110 görüntülenme

içini çekmek

iç çekmek: 'Öyle ağlıyor ki ben de içimi çeke çeke onu teselli etmeye çalışıyorum.' -A. Ağaoğlu.

110 görüntülenme

ortaya dökmek

1) çıkarmak, göstermek; 2) açıklamak: 'Bunun için dağarcığında ne var ne yok, tümünü ortaya döker.' -S. Birsel.

110 görüntülenme

yüz takınmak

yüze verilen biçimle bir duyguyu belirtmek: 'Osman Nuri Bey umutsuzluğa düşerek sessiz sessiz ağlamaya başlayınca Seniye Hanım onu teselli için hemen güler bir yüz takınmış, aman ne yapıyorsunuz bey, demişti.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

110 görüntülenme

(bir yer) zindan kesilmek

1) çok karanlık duruma gelmek; 2) çok sıkıcı ve içinde yaşanmaz duruma gelmek: 'Lakin bir gün öyle bir şey olmuştu ki Özbekiye Bahçesi gözümde âdeta zindan kesildiydi.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

110 görüntülenme

yüreğine su serpmek

bir kimseyi kaygı sebebinin ortadan kalkmasıyla veya yeniden umut verecek bir haberle ferahlatmak: 'Bizim nesil sözü, Selma Hanım'ın yüreğine biraz su serpti.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

110 görüntülenme

iftihara geçmek

okuldaki başarısı ve iyi davranışları sebebiyle üstün öğrenci seçilmek, övünç çizelgesinde yer almak.

110 görüntülenme

ayrı düşmek

1) birbirinden uzakta kalmak: 'Köyümden, şehrimden ayrı düştüm.' -A. Kabaklı. 2) mec. uyuşmamak: Düşüncelerimiz ayrı düşüyor.

110 görüntülenme

iftiraya uğramak

kasıtlı ve asılsız suç yüklenmek: 'Uykusuzdum, yorgundum, bir otobüs dolusu insanın içinde iftiraya uğramıştım.' -A. Ağaoğlu.

110 görüntülenme

geri dönmek

geldiği yere gitmek: 'Arada gelenlerin çoğu kapıdan bakıp oturmadan geri dönüyorlardı.' -N. Cumalı.

110 görüntülenme

ergen olmak

evlenecek çağa girmek.

110 görüntülenme

vur patlasın, çal oynasın

aşırı zevk ve eğlenceyi anlatan bir söz: 'Komşu konaklarda vur patlasın çal oynasın saz âlemleri devam ediyor, uzak yakın piyano sesleri işitiliyordu.' -Ö. Seyfettin.

110 görüntülenme

yer demir gök bakır

1) çorak ve sıcak bir yeri niteler; 2) mec. şartların zor, imkânların kısıtlı olduğu durumlarda söylenen bir söz; 3) mec. hiçbir yardım ve umut olmadığında kullanılan bir söz.

110 görüntülenme

yer tutmak

1) yer ayırmak; 2) yer kaplamak; 3) işlevi ve etkisi olmak: 'Çağdaş insanın hayatında gazete mühim bir yer tutar.' -M. Kaplan. 4) önemli sayılmak, önemi olmak: 'Herkes onun az zamanda büyük yer tutacağını, bir zaman gelip sefir, nazır olacağını söylüyorlar.' -M. Ş. Esendal.

110 görüntülenme

ismi geçmek

adı geçmek.

110 görüntülenme

arka arkaya vermek

birbirini korumak için birleşmek, destek olmak, dayanışmak.

110 görüntülenme

ihdas etmek

1) ortaya çıkarmak, meydana getirmek; 2) kurmak; 3) mec. bir şeyin olmasına, ortaya çıkmasına sebep olmak.

110 görüntülenme

işten el çektirmek

görevden uzaklaştırmak.

110 görüntülenme

(bir yere) başını sokmak

barınacak bir yer bulmak: 'Çok şükür başımızı bir yere soktuk, şimdilik tatlı söyleyelim tatlı yiyelim.' -Z. Selimoğlu.

110 görüntülenme

can bulmak

dirilmek, canlanmak: 'Eylül sonunda ruhunu teslim eden heves / Can bulmak üzredir yeni baştan bahar ile' -F. N. Çamlıbel.

110 görüntülenme

silah çatmak

ask. silahları uç uca çapraz bir biçimde dayayarak durdurmak.

110 görüntülenme

yere bakan yürek yakan

'uysal ve uslu göründüğü hâlde sinsice kötülük yapan' anlamında kullanılan bir söz.

110 görüntülenme

arka vermek

1) desteklemek: 'Sen ona arka vermesen o bize böyle sırtarmazdı.' -O. Kemal. 2) dayamak.

110 görüntülenme

ihtilafa düşmek

anlaşamamak, bozuşmak, uyuşamamak.

110 görüntülenme

yoğurt gibi

koyu ve katılaşmış (nesne).

110 görüntülenme

kim kime dum duma

kimsenin kimseyle ilgilenmediği, kimseye önem verilmediği, çok karışık bir durumu anlatan bir söz: 'Gece yarısı kim kime dum duma, köşk de eski yapı zaten, baca gibi alev bir anda dört yanı sarıvermiş.' -H. Taner.

110 görüntülenme

göz nuru dökmek

fazla emek sarf etmek: 'Kızcağız göz nuru dökmüş, çok ince şeyler işlemiş.' -H. Taner.

110 görüntülenme