Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

çizmeyi aşmak

bilmediği, aklının ermediği, yetkisi dışındaki bir işe karışmak: 'Politika üstüne fikir yürütmek, çizmeyi aşmaktı.' -E. Atasü.

100

çoban kulübesinde padişah rüyası görmek

içinde bulunduğu duruma uygun düşmeyen düşler kurmak.

107

çocuk (çocuğunu) düşürmek

gebe kadın çocuğunu vaktinden önce ve ölü olarak doğurmak, düşük yapmak: 'Beklenmedik acı olaydan ötürü Ayşe de çocuğunu düşürdü, ağır hastalandı.' -Halikarnas Balıkçısı.

101

çocuk aldırmak

tıp kadın karnındaki bebeği hekime ameliyatla aldırmak.

36

çocuk dünyaya getirmek

çocuk doğurmak.

101

çocuk gibi

1) yetenekleri gelişmemiş, çocuk kalmış: Çocuk gibi adam. 2) kolay kanar, kolay inanır: Sen de çocuk gibisin, o adamın sözüne inanılır mı?

108

çocuk gibi sevinmek

çok sevinmek: 'Güzel sözler duyduğunda çocuk gibi sevinir.' -A. Kabaklı.

104

çocuk kalmak

büyümüş olmasına rağmen çocukça düşünceler taşıyıp çocuk gibi davranmak: 'Araya araya bu oyunu mu buldun? Ayol sen sahiden çocuk kalmışsın.' -R. H. Karay.

103

çocuk mu avutuyorsun (kandırıyorsun)

söylenenlere inanmadığını belirtmek bir için kullanılan bir söz.

106

çocuk olmak

çocuklaşmak.

92

çocuk oyuncağı hâline getirmek

yeteneksiz kimselerin karışmasıyla bir işi değerinden düşürmek.

41

çocukla çocuk, büyükle büyük olmak

içinde bulunulan yere veya çevredeki insanlara uymak.

108

çocukluğu tutmak

çocuksu davranışlarda bulunmak.

88

çocukluk etmek

1) çocukça davranışlarda bulunmak; 2) gereği gibi düşünmeden deneyimsizce davranmak: 'Çocukluk etme, Halis, âlemin kulağına gider. Sonra büyük dedikodu olur.' -H. R. Gürpınar.

96

çok baharın otunu yemek

hayatı dolu dolu yaşamış olmak.

97

çok şey!

şaşma anlatan bir söz.

113

çokbilmişlik taslamak

kendini çokbilmiş gibi göstermek: 'Zekâ gösterisine yeltenmemiş, çokbilmişlik taslamamıştı.' -K. Tahir.

107

çoluk çocuğa karışmak

evlenip çocukları dünyaya gelmek: 'İsa Bey, burada zengin bir eşraf kızıyla evlenerek çoluk çocuğa karıştığı için 24 Meşrutiyeti'nde İstanbul'a dönmemiştir.' -R. N. Güntekin.

110

çoluk çocuk elinde kalmak

deneyimsiz, çok genç kişilerin eline geçmek.

104

çomak sokmak (koymak)

bir işi aksatan, engelleyen davranışta bulunmak.

96

çorap kaçmak

çorabın bir teli kopup örgüsü uzunlamasına açılmak.

95

çorap söküğü gibi gitmek (gelmek)

başlayan bir iş veya birbirine bağlı birçok iş arka arkaya ve kolayca sürüp gitmek.

110

çorba gibi

1) pek sulu (yemek); 2) karmakarışık.

97

çorba içmeye çağırmak

yemek yemeye çağırmak.

96

çorbada tuzu (maydanozu) bulunmak

bir iş veya görevde az da olsa emeği geçmiş olmak.

93

çorbaya sinek düşmek

işin tadı kaçmak, yeteri kadar iyi ve güzel olmadığı anlaşılmak: 'Bu canım yolların, bu sevimli yapıların harcına dünyamızdan nasibini almamış yüz binlerce insanın alın teri karıştığı akla gelince çorbaya sinek düşüyor.' -B. R. Eyuboğlu.

36

çöle dönmek

harap olmak, bozulmak.

42

çömlek patlatmak

çocuk oyunlarında ebeyi yanıltmak.

104

çöp gibi

çok ince, zayıf.

47

çöpe dönmek

çok zayıflamak.

107