Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

çöpe gitmek

yapılan iş boşa gitmek.

115

çörten gibi

oluk gibi, çok gür bir biçimde.

111

çözümsüz kalmak

çözümü olmamak, çözüm bulunamamak: 'Yalın bir söyleyişin altında hemen hep çözümsüz kalan birtakım belirtkeler göze çarpıyor.' -S. İleri.

98

çubuğunu tüttürmek

üzüntüsüz, kaygısız yaşamak.

108

çukura düşmek

kötü ve uygunsuz bir duruma girmek: 'Kendi ayağınız ve büyük aklınızla gidip düştüğünüz çukurdan bize ne?' -A. Gündüz.

111

çulu düzmek (düzeltmek)

1) giyimi kuşamı yenilemek: 'Muharrem, çulu epey düzmüş vaziyetteydi.' -S. F. Abasıyanık. 2) maddi durumu iyileşmek: 'Aranızdan ayrılalı bir ay var mı? Belki yok bile. Çulu derhâl düzelttim.' -R. N. Güntekin.

51

çuval gibi

1) kaba ve seyrek (kumaş); 2) bol ve ütüsüz (giysi).

117

çuvalla para kazanmak

aşırı kazanç sağlamak.

98

çürüğe çıkarmak

bir nesneyi işe yaramayacak durumda olmasından dolayı kullanmamak.

89

çürük (çürüğe) çıkmak

1) birinin sağlam olmadığı anlaşılmak; 2) ask. sağlık durumunun elverişsiz olması yüzünden askerlik ödevinden bağışlanmak.

103

çürük tahtaya basmak

tedbirsizlik edip sonu tehlikeli olabilecek bir işe girişmek.

103

dadılık etmek

1) çocuk bakıcılığı ile uğraşmak: 'Elli yaşlarında bir adam, konaklarda dadılık eden bir kadının erkeğidir.' -M. Ş. Esendal. 2) mec. üzerine sorumluluk almak, göz kulak olmak, sahip çıkmak, sahiplenmek.

100

dağ (dağlar) gibi (kadar)

1) çok büyük, çok iri, çok güçlü: 'Bizim de kalbimizi kımıldatır yerinden / Toprağa diz vuruşu dağ gibi bir zeybeğin' -F. N. Çamlıbel. 2) pek çok: 'Önüne bırakılmış dosyalar dağ gibiydi.' -A. Kulin.

96

dağ (dağları) devirmek

çok zor işleri başarmak.

106

dağa çıkmak

1) eşkıyalık etmek; 2) hükûmete karşı gelmek için dağlara çekilmek.

39

dağa kaldırmak

birini, herhangi bir amaçla, zorla dağa veya ıssız bir yere götürüp orada tutmak: 'Yalnız Efe'den kimsenin şikâyeti yokmuş. Ne kimseyi dağa kaldırırmış ne de fidye istermiş.' -Ö. Seyfettin.

106

dağarcığına atmak

bir bilgiyi eski bilgilerine katmak, zihnine yerleştirmek.

112

dağarcığındakini çıkarmak

hazırladığı bir sözü söylemek.

103

dağarcıkta bir şey kalmamak

her şeyi tüketmek, bitirmek.

96

dağda büyümüş

kaba ve görgüsüz kimse.

105

dağdan gelip bağdakini kovmak

sonradan geldiği bir yerde, kendinden önce gelen kişinin yerini almaya çalışmak.

107

dağlara düşmek

büyük bir üzüntü dolayısıyla insanlardan kaçıp ıssız yerlerde yaşamak.

98

dağlara taşlara

kötü bir durumdan söz edilirken 'hepimizden ırak olsun' anlamında kullanılan bir söz.

40

dağların şenliği (gelin anası)

şaka kaba, anlayışsız kimse: 'Hay kör olası, dağların şenliği, bak şimdi de hanımın saksısını devirdi.' -M. Ş. Esendal.

40

daha neler!

'hiç öyle şey olur mu?' anlamında kullanılan bir söz.

99

dahası var

bir konuda bilinmesi gereken başka şeyler de olduğunu anlatmak için kullanılan bir söz: 'Dahası var fakat dahasını siz merak edip arayın, bulun.' -B. R. Eyuboğlu.

110

dakikası dakikasına uymamak

her an başka bir ruh durumu göstermek.

102

daktilo etmek

yazı makinesiyle yazmak.

96

daktiloya çekmek

yazı makinesiyle yazmak: 'İmtihanlarına çalışırken destek veriyor, tezlerini daktiloya çekiyordu.' -A. Kulin.

97