Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

dişine göre

1) gücünün yeteceği, altından kalkabileceği bir durumda; 2) uygun, kolay.

51

dişine vurmak

1) ısırmak, dişlemek; 2) mec. değerini anlamak için kontrol etmek: 'Kelimeyi dişimize vurmuşuz, beğenmişiz, saklamışız. Benimsemişiz.' -B. R. Eyuboğlu.

57

dişini sıkmak

darlığa, sıkıntıya dayanmak, katlanmak: 'Hele biraz dişini sık, hepsi yoluna girer.' -R. H. Karay.

31

dişini tırnağına takmak

1) çok büyük güçlüklere, sıkıntılara katlanmak: 'Türk milleti İstiklal Savaşı'nda varlığını dişini tırnağına takarak göstermişti.' -A. Erhat. 2) bütün gücünü kullanmak.

60

dişinin kovuğuna bile gitmemek

yiyecek çok az gelmek.

67

dişleri dökülmek

yaşlanmak, ihtiyarlamak.

55

dişli tırnaklı

saldırıcı olan, sözünü geçiren.

37

dişten tırnaktan artırmak

dişinden tırnağından artırmak: 'Sabah akşam nerde, kimin tarlasında iş varsa gittik, dişten tırnaktan artırdık, zorla üç beş kuruş sahibi olduk.' -N. Cumalı.

65

divan durmak

el pençe divan durmak: 'Araba yürürken karşımda divan durur gibi el pençe duruyor.' -O. C. Kaygılı.

61

divaneye dönmek

çok üzülmek.

63

diyalize girmek

diyaliz makinesine bağlanmak.

57

diyalog kurmak

anlaşma ve uyum sağlayacak yolda karşılıklı konuşmak: 'Kendisiyle diyalog kuramamaktan yakındığımız insan, bazen en yakın çevremizden olabilir.' -H. Taner.

63

diyecek yok

'eleştirilecek bir yanı yok, söz yok' anlamında kullanılan bir söz.

52

diz çökmek

1) dizlerini yere koyarak oturmak: 'Beni dinleyin deyip hemen önümüze diz çöktü.' -S. M. Alus. 2) dize gelmek.

64

dize gelmek

baş eğmek, boyun eğmek.

61

dize getirmek

kendisine karşı geleni yenerek buyruğuna uyacak duruma getirmek: 'Beş yüz sene evvel bahadır babalarımızın sizi dize getirerek zapt ettiği yerleri alamayacaksınız.' -Ö. Seyfettin.

79

dizgin vurmak

dizgin takmak.

49

dizgine gelmek

düzelmek, belli bir disipline ve sisteme girmek: 'Kötülerin pek azı terbiyeye ve dizgine gelebilir.' -T. Buğra.

56

dizginleri (dizginlerini) ele almak

yönetimi eline geçirmek: 'Uykusunun dizginlerini ele almak ve istediği zaman uyanmak.' -P. Safa.

36

dizginleri ele vermek

başkasının yönetimini kabullenmek: 'O koşturmalar yakayı kaptırışın, dizginleri ele verişin açıklamaları gibi geliyordu ona.' -T. Buğra.

75

dizginleri gevşetmek

birinin üzerindeki baskıyı azaltmak.

52

dizginleri koparmak

her türlü bağ ve baskıdan kurtulmak.

41

dizginleri salıvermek

başıboş bırakmak.

60

dizi (dizinin) dibinden ayrılmamak

yanından hiç gitmemek, ayrılmamak: 'Bir nişanlısı var ki hiçbir iş görmez, evden dışarı çıkmaz, kızın dizi dibinden ayrılmaz.' -M. Ş. Esendal.

69

dizini (dizlerini) dövmek

pişmanlık duymak: 'Ne ettik de kaderimizi İngilizlerle Fransızların kaderine bağladık diye dizlerini döven ... amatör diplomatlar.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

55

dizleri kesilmek (tutmamak)

dizlerinde derman, güç kalmamak: 'Şuracıktan şuracığa yürüyemedim. Dizlerim kesiliverdi.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

55

dizlerine kara su inmek

beklemekten veya yorgunluktan güçsüz kalmak.

57

dizlerinin bağı çözülmek

korkudan ayakta duramayacak duruma gelmek: 'Mengene gibi bir el, cerrahın yakasına yapışınca zavallının dizlerinin bağı çözülecek gibi oldu.' -İ. O. Anar.

66

doğduğuna bin pişman

anasından doğduğuna bin pişman.

64

doğduğuna pişman etmek

anasından doğduğuna pişman etmek.

32