Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

dimdik ayakta durmak

yıkılmamak.

49

dimdik durmak

1) tam dik durumda olmak: 'Pencerenin önünde, sırtı odaya dönük olarak dimdik durdu.' -T. Buğra. 2) mec. tutumunu değiştirmemek, yılmamak: 'Onun nasıl hiç sarsılmadan dimdik durduğunu gördüm.' -Y. Z. Ortaç.

32

dinden imandan çıkmak

kendini kontrol edemeyecek kadar çok öfkelenmek, çok sinirlenmek.

104

dinden imandan olmak

dinî inancını yitirmek.

102

dini bir uğruna

Müslümanlık için: 'Senin yanına fedai yazılacağım ve dini bir uğruna çalışacağım.' -R. H. Karay.

36

dini gibi bilmek

çok iyi bilmek: 'Ufacık bir düşüncenin en büyük bir dikkati iflas ettirdiğini dini gibi bilirdi.' -Ö. Seyfettin.

112

dini imanı para

tek düşüncesi para olan kimseler için kullanılan bir söz.

117

dinim hakkı için (aşkına)

'dinimi tanık tutarım' anlamında kullanılan bir ant sözü: 'Şevki Bey dedi, dinin aşkına sen Romenlerin gemi yaptıklarını işittin mi?' -M. Ş. Esendal.

102

dinine yandığım

argo öfke, kızgınlık vb. duyguları belirtmek için kullanılan bir ilenme sözü.

103

dipsiz kile, boş ambar

para, mal tutmayanın durumunu veya bir iş için boş yere uğraşıldığını anlatan bir söz: 'Politika ne nankör bir meslek, ne dipsiz kile, boş ambar imiş.' -R. H. Karay.

105

direk gibi

sağlam, iri yapılı.

102

direksiyon kırmak

aracı istenilen yöne çevirebilmek için direksiyonu o yöne döndürmek.

123

direksiyon sallamak

argo motorlu taşıt kullanmak.

106

direksiyona geçmek

1) aracı kullanmak üzere sürücü yerine oturmak; 2) mec. bir işin yönetimini üzerine almak.

47

direktif almak

talimat almak, emredilmek: 'Herkes benden emir, direktif almaya mecbur değil!' -A. Gündüz.

108

direktif vermek

talimat vermek, emretmek, buyurmak: 'Projelere, tasavvurlara geçildi, Paşa direktifler veriyordu.' -T. Buğra.

125

dirhemle söylemek (konuşmak)

çok az veya yavaş konuşmak: 'Üstadı, profesörle taban tabana zıt yaradılışlı bir insandı yani dirhemle lakırtı söylüyordu.' -R. N. Güntekin.

115

diri kalmak

1) dinç, sağlıklı görünmek; 2) pirinç, bulgur vb. bakliyat gereği kadar pişmemiş olmak: Pirinçler biraz diri kalmış.

112

dirlik yüzü görmemek

rahata kavuşamamak.

40

dirsek çevirmek

daha önce iş birliği yaptığı kişiyi uzaklaştıracak davranışlarda bulunmak: 'Bugünlerde size dirsek çevirmişler, sebebini biliyor musunuz?' -E. Işınsu.

41

dirsek çürütmek

1) okumak için yıllarca çalışmak: 'Dirsek çürütüp emek verdiği kitapları, can vermeden can bulunamayacağını ona hiç söylememişti.' -S. Ayverdi. 2) öğrenimde veya meslekte uzun yıllar geçirmek: 'Bu meslekte senelerce dirsek çürüttüğüne göre kendisini gayet iyi anlayabilirdi.' -O. Aysu.

118

disipline girmek

disiplinli bir biçimde yaşamaya başlamak: 'İnsan hoşlandığı işte hamaratlaşıyor, gerekli disipline farkına bile varmadan giriyor.' -R. Erduran.

93

diskur geçmek (çekmek)

argo nutuk verir gibi konuşmak: 'Adayın etnoloji kürsüsüne layık olmadığına dair bir diskur geçer.' -H. Taner.

107

diş açmak

madenî boruları birbirine birleştirebilmek amacıyla özel aletle sarmal yiv ve set oluşturmak.

41

diş çıkarmak

çene kemikleri içinde bulunan diş, diş etini deldikten sonra ağız boşluğuna doğru sivrilmek.

105

diş geçirmek

zorla veya inatla istediğini yaptırmak: 'Karşısındakine diş geçirmek inadı gene kabarmıştı.' -R. N. Güntekin.

126

diş gıcırdatmak

öfkesini davranışlarıyla göstermek.

44

diş göstermek

güçlü olduğunu, saldırıya geçebileceğini durumuyla belli etmek, tehdit etmek.

106

dişe dokunmak

işe yarar olmak, önemli olmak, yerinde ve anlamlı olmak: 'Şöyle iki dişe dokunan, ciğere işleyen söz işitsem, şöyle tatlı, basit bir nağme duysam yok mu...' -S. F. Abasıyanık.

47

dişinden tırnağından artırmak

yiyecek giderlerini kısarak para biriktirmek: 'Susuz Yaz adlı öykü kitabımı, oyunlarımı hep böyle dişimden tırnağımdan artırarak bastırdım.' -N. Cumalı.

122