Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

dili varmak

bir sözü söylemeye gönlü razı olmak: 'Süleyman Kâhyaya söylemeye kimsenin dili varmıyor, gücü yetmiyordu.' -Y. Kemal.

36

dili yanmak

1) üzüntü ve eziyet çekmek, zarara uğramak: 'Otobüs yolculuğundan bir hayli dilim yandı.' -B. R. Eyuboğlu. 2) bıkmak, nefret etmek: 'Şair neslinin şarkıdan o kadar dili yandı ki şarkı kelimesini nerede görse silip üstüne türkü diyecek.' -B. R. Eyuboğlu.

107

dilim dilim etmek

dilimlemek.

42

dilin kemiği yok

'insan doğru veya yanlış her şeyi söyleyebilir' anlamında kullanılan bir söz.

109

dilinde tüy bitmek

tekrar tekrar söylemekten usanmak, bıkmak.

48

dilinden anlamak

1) bir canlının çıkardığı seslerden veya onun davranışlarından ne anlatmak istediğini anlamak; 2) mec. söz konusu olan şeyin özelliğini bilmek: 'Bunda yenilmiş, içilmiş bir şey yok ya! Sen onun dilini de anlarsın.' -M. Ş. Esendal.

35

dilinden düşürmemek

sürekli olarak aynı kişiden veya şeyden söz etmek, sık sık anmak: 'Dilinden hiç düşürmediği cümleleri hep birer bilmece gibi şeylerdi.' -A. Ş. Hisar.

117

dilinden kurtulamamak

sürekli olarak bir kimsenin sitem, eleştiri ve sataşmalarına uğramak.

107

diline dolamak (takmak)

1) aynı şeyi durmadan ve her yerde tekrarlamak: 'Bu aydınlardan bazılarının son zamanlarda dillerine doladıkları bir hikmet var.' -O. V. Kanık. 2) bir kimseyi her yerde kötülemek.

106

diline kira istemek

ağzına kira istemek.

157

diline pelesenk etmek

diline dolamak: 'Hacı Kasap, âdeta bu sözleri aferin tarzında diline pelesenk etmişti.' -Ö. Seyfettin.

106

diline sağlam olmak

1) saklanacak konuları açığa vurmamak; 2) kötü söz söylemekten kaçınmak.

105

diline sağlık

ağzına sağlık.

96

diline virt etmek

diline dolamak: 'Şartını âdeta manzum, kafiyeli bir nakarat gibi diline virt etmişti.' -Ö. Seyfettin.

110

dilini değdirmemek

hiç yememek veya içmemek.

105

dilini kedi (fare) mi yedi?

'neden konuşmuyorsun?' anlamında kullanılan bir söz.

39

dilini tutamamak

sonunu düşünmeden gelişigüzel konuşmak.

97

dilini tutmak

sonunu düşünmeden gelişigüzel konuşmaktan sakınmak: 'Şarkta, insanın selameti dilini tutmasındadır diye bir söz vardır.' -B. Felek.

51

dilini yutmak

sevinç, korku, heyecan vb. sebeplerle konuşamaz olmak: 'Satılmışın hiddetli hiddetli çıkışması üzerine dilini yutup ters yüzüne mutfağına döndü.' -E. E. Talu.

35

dilinin altında bir şey olmak

bir kimsenin sözlerinden, açıkça söylemediği bir şeyler anlaşılmak: 'Günlerdir doktorun dilinin altında bir şeyler olduğunun farkındaydı.' -Y. Kemal.

95

dilinin altındaki baklayı çıkarmak

gizli tutulması gereken bir şeyi söylemek: 'Çıkar şu dilinin altındaki baklayı da ne demek istiyorsan söyle, ben de anlayayım.' -O. C. Kaygılı.

96

dilinin cezasını (belasını) çekmek (bulmak)

ölçüsüz, düşüncesiz konuşma yüzünden zarar görmek.

101

dilinin ucuna gelmek

söyleyecek duruma gelmek: 'İsmi dilimin ucuna gelir gelmez kalbimden hafif bir cereyanın kopup damarlarıma aktığını duyuyorum.' -E. İ. Benice.

98

dilinin ucunda

bir söz hatırlanacak gibi olup da hatırlanamadığında söylenen bir söz.

97

dilinin ucuyla

içten, yürekten olmayarak, laf olsun diye.

86

diliyle sokmak

bir kimseye ağır ve kırıcı sözler söylemek.

33

diliyle tutulmak (yakalanmak)

suçunu, kendi konuşması ile açığa vurmak.

36

dillerde dolaşmak (gezmek)

her yerde kendisinden söz edilmek: 'Hangi hanım, dillerde gezen aşk maceralarından dolayı mevkisinden düşüyor?' -H. C. Yalçın.

104

dillere destan olmak

herkes tarafından konuşulur olmak: 'Dillere destan İstanbul nezaketini o evde gördüm, ağzım açık kaldı.' -A. Kutlu.

39