Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

gedik açmak

ask. düşman mevzilerindeki zayıf bir noktadan giriş yeri açmak.

36

gedik kapamak

küçük bir gereksinimini karşılamak.

105

gedik kapmak

bir gelir kaynağı ele geçirmek.

97

gedikleri tıkamak

çıkan veya çıkacak olan zorlukları önlemek.

70

gehgeh tutmak

nöbetli bir hastalığa yakalanmak.

31

gel keyfim gel

büyük bir memnunluk ve alay anlatan bir söz: 'Oh, artık sabahın bu vaktinde güneş henüz doğarken bu serin harman yerinde, gel keyfim gel.' -O. C. Kaygılı.

104

gel zaman git zaman

'aradan oldukça uzun bir zaman geçtikten sonra' anlamında kullanılan bir söz.

125

gelberi etmek

argo aşırmak, çalmak, kendine mal etmek.

91

gelin almak

1) erkeğe bir eş bulmak; 2) gelini babasının evinden özel bir törenle alıp damadın evine götürmek.

32

gelin gibi süzülmek

geline yakışır biçimde edalı, nazlı yürümek.

101

gelin gitmek

bir aileye, bir yere gelin olarak gitmek: 'Bin türlü dedikodu içinde ben oraya gelin gittim.' -H. R. Gürpınar.

97

gelin yazmak

gelinin yüzünü değişik süs gereçleriyle bezemek.

94

gelinliği tutmak

gelinlik etmek.

92

gelinlik etmek

1) gelin, kendisinden beklenilen hizmeti yapmak; 2) aile büyüklerinin yanında susmak.

100

gelip çatmak (dayanmak)

vakti gelmek, kaçınılmaz olmak: 'Ayrılık günleri geldi dayandı.' -Âşık Veysel. 'Konser günü gelip çattığındaysa stadyumda mahşeri bir kalabalık vardı.' -M. Mungan.

99

gelip geçici olmak

kısa süreli, önemsiz olmak: 'Bu ilişkinin nasıl olsa gelip geçici olduğunu biliyormuş gibi aldırışsızdır.' -İ. Aral.

38

gelip geçmek

1) bir yerden geçmek; 2) bir makam, bir yer vb.nde kısa bir süre bulunmak; 3) kısa bir süre etkin olmak: 'Kızcağız bilir ki bu sözler kızgınlık sözleridir, gelir geçer.' -M. Ş. Esendal.

113

gelsin ... (gelsin ... gitsin ...)

1) yaşantı veya durumun rahatlığını anlatan bir söz: 'Ondan sonra o masanın üstüne yığılan mezeler, gelsin gır gır, alay, muziplik.' -H. Taner. 2) sorumsuzca davranıp işine gereken önemi vermemeyi anlatan bir söz.

53

gem almak

at, alışıp hizmete elverişli duruma gelmek.

108

gem almamak

söz dinlememek.

107

gem vurmak

1) hayvanın ağzına gem takmak; 2) mec. her türlü taşkınlığı, isteği, hevesi vb.ni engellemek: 'Senin bütün emellerin, azgın kalbinden korktuğun, ona gem vurmak istediğin içindir.' -P. Safa.

115

gemi azıya almak

1) at, gemi azıları arasına alıp etkisiz bırakarak süvarisinin yönetiminden çıkmak ve alabildiğine koşmak; 2) mec. söz dinlemez olmak: 'Kim var kim yok geldi toplandı. Derken her kafadan bir ses çıktı, kimi kâh nalına, kâh çivisine vurdu, kimi gemi azıya alıp birbiriyle yarıştı.' -E. C. Güney.

98

gemi baş vurmak

den. önden gelen dalgalarla gemi başı kalkıp kalkıp inmek.

108

gemi dövünmek

den. şiddetli dalgaların etkisiyle gemi bağlı veya demirli olduğu yerde inip kalkmak, sallanmak.

50

gemi gezmek

den. dış etkiler yüzünden gemi rota çizgisinden ayrılıp sancak veya iskele yönüne ilerlemek.

98

gemi karaya oturmak

gemi, sığ bir yere saplanıp kalmak.

33

gemini kısmak

bir kimsenin üzerindeki baskıyı arttırmak.

101

gemisini yürütmek

bir işi hiçbir engel tanımadan sürdürmek.

48

gemiyi rotasına koymak

den. gemiyi pusula ile gideceği yönde belli olan rota çizgisi üzerine getirmek.

99

gemiyi tutmak

den. gemiyi belirli bir yerde bir süre bekletmek, çalışmadan durmak.

120