Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

gemiyi yatırmak

den. altını temizlemek amacıyla küçük gemileri yan döndürmek.

104

geniş bir nefes almak

sıkıntılı bir durumdan kurtulmak, ferahlığa kavuşmak.

114

geniş karşılamak

hoşgörü ile değerlendirmek: 'Bu vahim skandalı, bu mahdut dışarlık çocuğu niçin bu kadar geniş karşılıyordu?' -R. N. Güntekin.

105

genizden konuşmak (çıkarmak)

burnu tıkalı gibi konuşmak: 'Genzinden çıkardığı seslerle ağlama taklidi yapıyordu.' -O. C. Kaygılı.

124

gerçek yüzünü göstermek

sakladığı düşüncelerini sonradan ortaya koymak.

45

gerdan kırmak

1) naz ile boynu başla birlikte iki yana oynatarak kırıtmak: 'Avrupa tiyatrosunda işveli gerdan kırışları, meşhur kantolarıyla, ortalığı kırıp geçirdiği zamanlar!' -A. İlhan. 2) mec. boynu, başı geriye oynatarak büyüklük taslar bir durum almak.

138

gerdeğe girmek

gelinle damat düğün gecesi bir araya gelmek.

38

gereği düşünülmek

bir sorunu sonuçlandırmak için tutulacak yolu kararlaştırmak.

99

gereği gibi

nasıl olması gerekli ise öyle: Gereği gibi davranmak.

101

gerek görmek

yapılmasını istemek: 'İçeri giren polisin onları sorgulamaya bile gerek görmeden kurşuna dizdiğini söylediler.' -A. Ümit.

98

gerekçe göstermek

gerektirici sebep ve doküman ileri sürmek.

102

gerekli görmek

yapılması icap etmek: 'Ruslar, gerekli gördükleri her yerde konsoloshane açabilecekle.' -N. F. Kısakürek.

41

gerekli kılmak

icap ettirmek.

47

gereksinme duymak

ihtiyacı olduğunu anlamak: 'Doğrusu ya, açık havaya, yeni yüzlere, yeni sözcüklere gereksinme duyuyorum.' -T. Uyar.

110

gereksiz görmek

lüzum görmemek: 'Ona danışmayı gereksiz görerek Sevim'e yöneldi.' -N. Cumalı.

102

gerginlik yaratmak

gergin duruma getirmek.

111

geri almak

1) verdiğini almak; 2) geriye doğru götürmek: Koltuğu biraz geri al. 3) düşmandan kurtarmak; 4) arabayı geri geri götürmek için vites kolunu geri durumuna getirmek.

45

geri basmak

geri geri gitmek.

110

geri çekilmek

karıştığı bir işi sürdürmekten veya sürdürenler arasında bulunmaktan vazgeçmek.

96

geri çevirmek

1) geri vermek, geldiği yere göndermek, iade etmek; 2) kabul etmemek, reddetmek: 'Oğlunun hiçbir dileğini geri çevirmezmiş.' -S. F. Abasıyanık.

99

geri dönmek

geldiği yere gitmek: 'Arada gelenlerin çoğu kapıdan bakıp oturmadan geri dönüyorlardı.' -N. Cumalı.

110

geri durmak

bir iş yapmaktan kaçınmak: 'Kafası kızınca aklına geleni yapmaktan geri durmuyordu.' -A. Kulin.

110

geri geri çekilmek

arka arka gitmek: 'Hamit'in eteğini öpmüş ve geri geri çekilerek odadan çıkmış.' -Y. Z. Ortaç.

107

geri gitmek

kötüleşmek: İşler günden güne geri gidiyor.

106

geri göndermek

geldiği yere göndermek, iade etmek: 'Eteğim gayet fena olmuş, terziye geri gönderdim.' -M. Yesari.

38

geri kalmak

1) arkada kalmak; 2) gecikmek; 3) çağdaşlarının ve yaşıtlarının düzeyine gelememek veya düzeyinde olmamak.

106

geri komamak

yapmazlık etmemek, yapmak: Elinden geleni geri koma!

107

geri saymak

geriye doğru saymak.

113

geriye bırakmak

tehir etmek.

103

geriye yürümek

huk. öncesini kapsamak: 'İptal kararları geriye yürümez.' -Anayasa.

104