Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

gaf yapmak

bilmeden yersiz bir davranışta bulunmak veya başkasını incitecek söz söylemek, pot kırmak, çam devirmek.

120

gafil avlanmak

beklenmedik bir sırada yakalanmak, habersiz ve hazırlıksız bir anda bir olayla karşılaşmak, zor duruma düşürülmek: 'Atatürk bizden ayrılınca öbür sınıflara da girmiş. Fakat onlar bizim gibi önceden hazırlanmadıklarından gafil avlanmışlar.' -H. Taner.

100

gaflet basmak

1) dalgın, dikkatsiz bir durumda bulunmak; 2) uykusu gelmek.

121

gaflet uykusuna dalmak (yatmak)

1) dalgınlıktan ileri gelen uyuşukluk içinde olmak; 2) idraksizlik, bilgisizlik, aymazlık içinde olmak.

92

gaflet uykusundan uyandırmak

bilgisizlikten, idraksizlikten kurtarmak: 'Sanki Orhan Veli'nin okuyucuyu gaflet uykusundan uyandırmak için yazdığı mısra rakı şişesinin içindeymiş gibi.' -S. F. Abasıyanık.

103

gaflete düşmek

gaflet içinde kalmak.

37

gagasından yakalamak

bir kimseyi karşı koyamayacak duruma getirmek.

34

gaipten haber vermek

kendisinde manevi güç olduğuna inanılan kimse, gelecekte neler olacağından veya bilinmeyen âlemden haber vermek.

37

galebe çalmak

1) yenmek: 'Kocanın münasebeti her türlü cazibesini kaybettiği gün rakibine galebe çaldığına emin olabilirsin.' -H. C. Yalçın. 2) üstün gelmek, baskın çıkmak: 'Kadıncağızın gönlü gence kayıyordu. Fakat neticede akıl ve mantık tarafı galebe çaldı.' -R. N. Güntekin.

107

galeyana gelmek

coşmak, hiddetlenmek: 'Bir an çalgılar sustu, herkes şaşırmıştı, kimse padişahın birdenbire galeyana gelmesinin sebebini bilmiyordu.' -F. F. Tülbentçi.

37

galeyana getirmek

coşturmak: 'Nağmeler ve hanende sesleri, uslu ve evcimen halkı heyecana ve galeyana getiriyordu.' -A. Ş. Hisar.

45

galip gelmek

yenmek, üstün gelmek.

36

galop yapmak

at yarışında veya hazırlık çalışmasında iyi bir derece elde etmek.

100

gam çekmek

tasalanmak, kaygılanmak, üzülmek: 'Gam çekme güzel, nasılsa baharın sonu yazdır.' -F. N. Çamlıbel.

97

gam yapmak

gam biçiminde deneme ve alıştırmayı çalgı veya sesle uygulamak.

37

gam yememek

tasa etmemek, kaygılanmamak, üzülmemek: 'Şu anda bile ölsem gam yemem.' -H. Taner.

41

garanti altına almak

güvence altına almak: 'Ondan sonra da, zavallı kuzunun artakalan birkaç kemiğini garanti altına aldılar.' -N. F. Kısakürek.

101

garanti vermek

güvence altına almak: 'Bu konuda size bütün ciddiyetimle garanti verebilirim.' -M. Yesari.

93

garaz bağlamak

birine karşı kin beslemek: 'Bana garaz bağladığını seziyorum.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

94

gardını almak

1) savunma durumuna geçmek; 2) mec. önceden önlemini almak.

108

gargaraya getirmek

1) gürültüye, karışıklığa boğarak bir sözün veya bir işin etkisini azaltmak, dağıtmak, dikkatten kaçırmak; 2) kandırmak, aldatmak.

105

garibine gitmek

yadırgamak, şaşırmak: 'Frankfurt caddelerinde en çok garibime giden insan, dilencisi olmuştur.' -A. Haşim.

104

garip bulmak

yadırgamak, tuhaf ve anlaşılmaz olarak nitelemek: 'Sizin gibi modern bir sosyete adamının böyle düşünmesini garip buluyorum.' -M. Yesari.

37

gark olmak

1) gömülmek, batmak: 'Toprağa gark olmuş nazik tenleri / Söylemekten kalmış tatlı dilleri' -Yunus Emre. 2) mec. boğulmak: Paraya gark oldu.

54

gâvur inadı tutmak

iyiden iyiye inatlaşmaya başlamak.

105

gâvur olmak

1) Müslüman olmamak; 2) dinsiz olmak; 3) mec. boşuna harcanmak: Aldığım, bu şeylerle, beş bin lira gâvur oldu.

36

gâvur ölüsü gibi

çok ağır ve hantal: 'Gâvur ölüsü gibi yemek masası, ona benzer büfe, kasvetli.' -E. Işınsu.

34

gâvura kızıp oruç yemek (bozmak)

başkasına kızıp kendine zararlı olan bir iş yapmak.

100

gaybubet etmek

göz önünde bulunmamak.

98

gayret dayıya düştü

'iş, onu başarabilecek olana kaldı' anlamında kullanılan bir söz: Gayret dayıya düştü, bu işe sen el atmazsan olmayacak.

104