Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

gayret göstermek

çaba harcamak, başarmak için çalışmak: 'Azar azar fakat ısrarlı bir gayret göstermeye başladı.' -P. Safa.

63

gayret vermek

isteklendirmek, özendirmek, yüreklendirmek.

92

gayrete gelmek

bir işi yapmaya veya bitirmeye özenmek; canlanmak: 'Ekmeğini zeytinyağına banıp öyle lezzetli bir yiyişi vardı ki ben de gayrete gelmiştim onunla.' -Y. Z. Ortaç.

99

gayretine dokunmak

bir işi yapamayacağını ileri sürenlere kızarak veya kendisinin yapması beklenen işi başkasının yapmasından utanç duyarak başarmaya çalışmak.

92

gaz vermek

1) motorlu taşıtlarda gaz pedalına basmak; 2) mec. dolduruşa getirmek; 3) mec. coşturmak.

40

gaza basmak (dayanmak)

1) harekete geçirmek veya hızını artırmak için motorlu taşıtın gaz pedalına basmak; 2) mec. bir işi hızlandırmak.

42

gaza gelmek

dolduruşa gelmek.

110

gaza yüklenmek

harekete geçirmek veya hızını artırmak için motorlu taşıtın gaz pedalına çokça basmak.

117

gazaba gelmek

öfkelenmek, kızmak: 'Sert kelimeler kullandı, köpürdü, gazaba geldi.' -P. Safa.

98

gazaba uğramak

güçlü bir kimsenin hışmına uğramak.

98

gazabını yenmek

öfkesini, şiddetini göstermemek veya bastırmak.

101

gazel okumak

1) gazel söylemek: 'Karagözcünün makamlar arası dolaşması, şarkı ve gazel okuması lazımdı.' -S. Ayverdi. 2) mec. oyalamak veya kandırmak üzere boş sözler söylemek.

105

gazel tutturmak

yüksek sesle şarkı veya türkü söylemek: 'Sonra makinelerin gemiyi sarsan temposuna uyarak yanık bir gazel tuttururdu.' -H. Taner.

108

gebe kalmak

1) insan veya hayvanın karnında yavru oluşmak: 'Kırk dört yaşında gebe kalan bir kadın böyle bir sabırsızlığa kapılabilir.' -Y. Atılgan. 2) mec. minnet altında kalmak.

39

geberip gitmek

istenmedik bir biçimde ve beklenmedik bir zamanda ölmek: 'En ufak sarsıntıda damlarınız kafanıza yıkılıyor, çoluk çocuk geberip gidiyorsunuz.' -A. Kulin.

107

gece gündüz dememek

1) vaktin uygun olup olmadığına bakmamak, vakit seçmemek; 2) bir işi sürekli olarak, ara vermeksizin yapmak: 'Gece gündüz demez ha bire okurlardı. Sonra başlarlardı yazmaya.' -A. Ümit.

107

gece silahlı, gündüz külahlı

' gerçekte iyi olmadığı hâlde iyi gibi görünen kimseler için kullanılan bir söz' anlamında kullanılan bir söz.

104

gecekondu gibi

derme çatma yapılan (yapı).

97

geceyi (gecesini) gündüze (gündüzüne) katmak

aralıksız, gece gündüz çalışmak, büyük çaba göstermek: 'Başaramayacağı kadar çok işlerin altına girmekten çekinmedi, geceyi gündüze katıp çalışmaya başladı.' -M. Ş. Esendal. 'Köycülük kollarında gecemi gündüzüme kattım.' -Y. Z. Ortaç.

103

geç kalmak

vaktinden sonra davranmak, gecikmek.

101

geç! (geç efendim!)

'kulak asma, önem verme!' anlamında kullanılan bir söz: 'Biz ev yaptırdık ama sen bize bakma; bizim paramız vardı. Geç efendim geç; bu işler sizin gibilerin harcı değil.' -N. Kurşunlu.

113

geçimini doğrultmak

geçinmek için yeteri kadar para kazanmak: 'Biri elbise askısı yapıyor, diğeri de yapılanları satıyor, böylece geçimlerini doğrultuyorlardı.' -S. Ayverdi.

38

geçinip gitmek

çok iyi değilse de şöyle böyle geçinmek: 'Sözün tam anlamıyla bu sayede geçinip gidiyordu.' -M. Mungan.

115

geçiniz

1) 'bu söylediklerinizi kabul etmiyorum, daha mantıklı sözler söyleyin' anlamında kullanılan bir söz; 2) bilgi yarışmalarında kendisinden sonraki yarışmacıya geçilmesini istemek için veya bir sonraki soruya geçmek için söylenen bir söz.

41

geçinmeye gönlü olmamak

herhangi bir konuda isteksizliğini belli etmek.

91

geçit vermek

çay, ırmak, dağ vb.nin geçilecek bir yeri olmak.

108

geçmiş ola

'o fırsat bir daha ele geçmez' anlamında kullanılan bir söz.

91

geçmiş olsun

hastalananlara, kaza geçirenlere, beklenmedik büyük bir olumsuz durumdan kurtulanlara veya hapishaneye girenlere söylenen iyi dilek sözü: 'Geçmiş olsun ağabey, ne oldu sana böyle?' -O. C. Kaygılı.

112

geçmişini kurcalamak

geçmişini araştırarak kötü amaçlı kullanmak için birisiyle ilgili bilgi edinmek.

102

gedik açılmak

giderilmesi çok güç bir eksiklik veya açık ortaya çıkmak: 'El yordamıyla ilerlemeyi sürdürürken, sanki karanlıkta bir gedik açılıyor, bir yerlerden içeriye ışık vuruyor.' -A. Ümit.

33