Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

girecek delik aramak

saklanmak istemek.

108

girip çıkmak

1) bir yere kısa süre kalmak üzere uğramak; 2) bir yere sık sık gelmek: Onun yanımızdaki eve girip çıktığını görürdük.

44

girişimde bulunmak

davranmak, teşebbüs etmek: 'Mahmut Bey'in adamlarını kendi taraflarına çekmek için her türlü girişimde bulunmuşlardı.' -H. E. Adıvar.

105

gitti de geldi

yaşayabileceğinden umut kesilecek kadar ağır hastalık geçirip de iyi olanlar için söylenen bir söz.

105

gitti gider (dahi gider)

söz konusu olan şeyin bir daha gelmeyeceğini, ele geçmeyeceğini anlatan bir söz.

109

giydiği yakışırken eller bakışırken

'gençken, güzelken' anlamında kullanılan bir söz.

130

giydirip kuşatmak

temiz, yeni giysilerle donatmak: 'O da kendisinden yirmi yaş küçük arabacısını sevmiş, nikâhla varmış, bu arabacıyı giydirip kuşatmış, âlâ bir bey yapmıştı.' -Ö. Seyfettin.

106

giyinip kuşanmak

özenle giyinmek: 'Giyinmiş kuşanmış, benim de giyinip kuşanıp hazır olmamı bekliyor.' -A. Ağaoğlu.

113

gizli din taşımak

göründüğünden farklı bir din veya inanç sahibi olmak.

104

gol atmak

topun karşı takımın kalesine girmesini sağlamak.

116

gol kaçırmak

uygun durumda olmasına rağmen karşı takımın kalesine topu sokamamak.

44

gol yemek

topun kendi kalesine girmesine engel olamamak.

103

göbeği biriyle bağlı (beraber kesilmiş)

her zaman birlikte bulunan, birbirinden ayrılmayan kimseler için kullanılan bir söz.

44

göbeği çatlamak

birçok güçlüğü yenmek için çok uğraşmak: 'Meclisten geçirinceye kadar göbeğim çatlamıştı.' -H. E. Adıvar.

121

göbeği çıkmak

şişmanlamak: 'Benim oğlanın göbeği çıkıyormuş da biraz, her sabah koşu yapıyor, dedi.' -N. Hikmet.

108

göbeği düşmek

göbek deliğinin kapanmamasından fıtık oluşmak.

102

göbeği sokakta kesilmiş

evde durmayıp hep sokaklarda gezen, sürtük.

108

göbeğini eritmek

zayıflamak: 'Göbeğini eritmek için her sabah sıcakta, tozda koşu yapan delikanlıyı düşünüyorum.' -N. Hikmet.

98

göbeğini kesmek

1) çocuğun göbeğiyle etene arasındaki damar örgüsünü kesmek; 2) mec. birini çok eskiden beri tanımak, bilmek.

111

göbek atmak

1) karnını hareket ettirerek oynamak: 'Dillere destan olan oturak âlemlerinde göbeği atan, erkek değil, kadındır.' -B. R. Eyuboğlu. 2) mec. çok sevinmek: 'Dolmuştan inince bir yandan saatine bakar, bir yandan da göbek atarmış, daha bir saat var, diye.' -H. Taner.

115

göbek bağlamak (salıvermek)

şişmanlayarak karnı büyümek, göbeklenmek: 'Şimdi gördüğü kişi, ellisinin üstünde, göbek bağlamış, metal gözlük çerçeveli biriydi.' -O. Aysu.

47

göbek çalkamak (çalkalamak)

göbeğini sağa sola hareket ettirerek oynamak.

44

göç etmek (eylemek)

1) oturduğu yerden başka bir yere gidip yerleşmek, göçmek: 'Kalktı göç eyledi Afşar elleri.' -Dadaloğlu. 2) mec. ölmek.

114

göçüp gitmek

ölmek: 'En güzel halk türküleri çok sevilen bir insanın ansızın göçüp gitmesi ile kopan bir feryattır.' -B. R. Eyuboğlu.

45

göğe merdiven dayamış

çok uzun boylu.

104

göğsü daralmak (tıkanmak)

1) güçlükle nefes almak; 2) mec. içi sıkılmak: 'Öteden beri yola yüzü yoktu. Hele yokuşları karşıdan gördüğü vakit göğsü tıkanırdı.' -R. N. Güntekin.

44

göğsü kabarmak

övünç duymak, kıvanmak, iftihar etmek: 'Onu sapasağlam görünce göğsüm kabardı oğul.' -S. F. Abasıyanık.

108

göğsünü gere gere

1) kendine güvenerek: 'Ne yazık ki geçtiğimiz yılda, göğsümüzü gere gere, işte zafer diyebileceğimiz pek az başarımız olmuştur.' -T. Halman. 2) övünerek: 'Kim bilir, bu erkek, kadınların zaafı ile göğsünü gere gere kaç kere istihza etmiştir.' -H. C. Yalçın.

98

göğsünü kabartmak

bir olay dolayısıyla kıvanç duygusunu ortaya koymak, övünmek: 'Duvarda, güneşe karşı / Göğsünü kabartan bir güvercin / İçimde öksüzün gözyaşı / Yıkılan yıllar için' -H. F. Ozansoy.

106

göğsünü yırtmak

coşkunluğunu ortaya koymak, coşmak, cıvıldamak: 'Sevda mevsimi gelince kuşlar bin türlü teranelerle minimini göğüslerini yırtarlar.' -R. N. Güntekin.

115