Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

haber almak

kendisine bildirilmek, öğrenmek, bilgi edinmek: 'Sizden haber almayalı bir seneden fazla oldu.' -P. Safa.

43

haber atlamak

gazetecilikte bir haberi vaktinde yayımlayamamak.

22

haber çıkmamak

biri veya bir şey için beklenen bilgi gelmemek.

44

haber geçmek

teleks, telefon vb. ile bilgi iletmek.

25

haber göndermek

herhangi bir araçla bildirmek: 'Kayıkları olmayanlar mahalledeki en alışık oldukları kira sandallarına haber gönderirler.' -A. Ş. Hisar.

48

haber patlatmak

çok önemli bir haberi ilk kez açıklamak: 'Bu haberi patlatacak olan gazete en az bir hafta gündemi belirlemiş olacak.' -A. Ümit.

42

haber salmak (yollamak)

haber göndermek: 'Ben bu sevdadan vazgeçmez iken / Gizli gizli haber salıp durmasın' -Halk türküsü.

54

haber uçurmak

gizlice haber göndermek.

50

haber vermek

1) bildirmek, haber ulaştırmak: 'O evlerin ısıtılacağını, akşama sıcak yemek yapılacağını, evlerin ıssız olmadığını haber verirdi.' -A. Kutlu. 2) bir durumun, bir olayın belirtisi olmak: 'Günlerden beri artan iştahsızlık ve derin yorgunluk fena günlerin yaklaştığını haber vermiş olabilirdi.' -P. Safa.

27

haberden haber vermek

tkz. bir kimse veya bir konuda bilgi istemek.

22

haberi olmak

bilgisi olmak, bilmek: 'Annesinin bir şeyden haberi olmadığı için hemen söze karıştı.' -A. Gündüz.

49

haberin olsun!

birine herhangi bir konuda uyarıda bulunmak için söylenen bir söz.

43

haberli olmak

öğrenmiş olmak, haber almış bulunmak: 'En yeni teknolojik bilgilerden haberli oluyorlar.' -T. Uyar.

55

hacamat etmek

1) hacamat yoluyla kan almak; 2) argo hafifçe yaralamak.

54

hacet dilemek

istekte bulunmak: Artık ne hacet dilese, ne murat etse oluyor.

24

hacet görmek

1) gerekli bulmak, gerekli saymak: 'Kendi kuvvetlerini ve yiğitliklerini söylemeye, vaka ile tespit etmeye hacet görmüyorlar.' -H. E. Adıvar. 2) tuvalete gitmek; 3) alışveriş yapmak.

49

hacet kalmamak

gereği olmamak: 'Lakin zora hacet kalmadı.' -R. H. Karay.

29

hacet yok

'gerekliği yok, gerekli değil, istemez' anlamında kullanılan bir söz: 'Hiç üzülmeyin, yemin etmenize de hiç hacet yok.' -A. Ş. Hisar.

32

hacetini yapmak (görmek)

küçük veya büyük abdestini yapmak.

45

hacıağalık etmek

gereksiz yere, gösteriş için bol para harcamak.

47

hacir altına almak

1) kısıtlamak: 'Mümkün olduğu kadar uzun zaman devam etmesi için onu âdeta hacir altına almıştık.' -R. N. Güntekin. 2) huk. hastalık, bunama vb. sebeplerden dolayı davranışlarının nasıl sonuç vereceğini bilemeyen bir kişiyi mahkeme aracılığıyla mal ve mülk yönetimi bakımından kısıtlamak; 3) huk. Medeni Kanun'a göre çeşitli haklarını kullanmaya yetkili olan kişinin bu haklarını mahkeme kararı ile elinden almak, haklarını kullanma bakımından kısıtlamak.

28

haç çıkarmak

Hristiyanlar, sağ ellerini alın, karın, iki omuz başı ve göğüs hizasına götürerek haç biçiminde tapınma işaretini yapmak, istavroz çıkarmak: 'Beraber eski kilise harabesine girdiler, kadın burada haç çıkardı.' -R. H. Karay.

26

haddeden geçirmek

1) madenleri tel durumuna getirmek için haddeyi kullanmak; 2) mec. en küçük ayrıntısına kadar incelemek, dikkatle araştırmak.

25

haddi hesabı yok

sayılamayacak kadar çok, sınırsız, ölçüsüz: 'Çocuklara yemiş getirenin haddi hesabı yok.' -H. R. Gürpınar.

62

haddi mi (haddine mi düşmüş)

'onun bunu yapmaya yetkisi veya yeteneği yoktur' anlamında kullanılan bir söz: 'Haddine mi düşmüş senin, saçımın teline bile ulaşamazsın.' -R. H. Karay.

45

haddikifayeyi bulmak

yeterince olmak.

49

haddini aşmak

ölçüyü kaçırmak, aşırı gitmek: 'Elverir ki insanı insan eden bu kuvvet, haddini aşmasın ve delilik çapına varmasın.' -N. F. Kısakürek.

25

haddini bilmek

kendi değer ve yeteneğini olduğundan üstün görmemek: 'Kişi haddini bilmeli de kendine yakışacak sevdalara düşmeli.' -N. Ataç.

48

hadım etmek

1) kısırlaştırmak; 2) mec. köreltmek, önemini azaltmak: 'Bugün Batı dünyasında sanatı, tüketim toplumu modelinin yararına olmak üzere hadım etme çabalarına rastlanmakta.' -A. Cemal.

27

hadi canım sen de

haydi canım sen de.

49