Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

keyfi bilmek

isterse yapmak, nasıl isterse öyle yapmak: Gelmeyecekmiş, keyfi bilir!

96

keyfi bozulmak

1) hastalanmak; 2) canı sıkılmak, rahatı kaçmak.

41

keyfi gelmek

neşelenmek.

99

keyfi kaçmak

neşesi kalmamak: 'Bir yatılı okul yatakhanesinde olduğunu hatırlayınca keyfi kaçmıştı.' -R. Ilgaz.

106

keyfi oluncaya kadar

razı oluncaya kadar.

111

keyfi yerinde olmak

sağlığı, neşesi, mutluluğu bulunmak: 'Bugün keyfim yerinde olmadığından, arz odasına gelemeyeceğim.' -T. Oflazoğlu.

123

keyfinden bayılmak (dörtköşe olmak)

tkz. bir şeyden çok kıvanç duymak: 'Derhâl terennüme başlardım, adamcağız keyfinden bayılırdı.' -R. H. Karay.

107

keyfine bakmak

dilediğince yaşamak, güzel vakit geçirmek: 'Beyin seni davet etmiş, iç, ye, keyfine bak!' -A. Gündüz.

117

keyfine diyecek olmamak

mutlu ve huzurlu olmak.

40

keyif çatmak

keyfetmek: 'Türkü söylüyorsun, keyif çatıyorsun.' -P. Safa.

40

keyif sormak

1) birine 'iyi misiniz, nasılsınız' sorularını yönelterek sağlığı hakkında bilgi almak; 2) saygı göstermek.

108

keyif sürmek

sıkıntısız, rahat yaşamak.

105

keyif vermek

neşe vermek, sarhoş etmek: 'Bize hakaret eden, bize utangaçlık yükleyen bu zincir şarkıları, düşmanın kulağına keyif verecektir.' -R. E. Ünaydın.

103

kıç atmak

1) çifte atmak; 2) tkz. çok istemek.

105

kıçın kıçın gitmek

1) geriye doğru gitmek, geri geri gitmek; 2) henüz yürümeyen bebek kıçüstü gitmek.

100

kıçına bakarak (baka baka)

başvurduğu yerden olumlu sonuç alamayarak.

111

kıçına kına yakmak

karşısındaki kişinin uğradığı bir olumsuzluğa aşırı derecede sevinmek.

117

kıçını yırtmak

kaba 1) bağırıp çağırmak; 2) bütün gücünü kullanarak uğraşmak.

97

kıçüstü oturmak

1) kıçı yere gelir duruma düşmek; 2) mec. herhangi bir konuda yenilmek, umduğuna ulaşamamak.

107

kıkır kıkır gülmek

içinden gelerek sesli sesli bir biçimde gülmek: 'Kapalı panjurların ardında, ayıp şeyler anlatıp kıkır kıkır gülüyorlar.' -A. İlhan.

43

kıl gibi

ipince, incecik.

35

kıl kapmak

birisine sinirlenmek, hareketlerinden rahatsız olmak.

114

kıl olmak

birisi sinirine dokunmak.

108

kılağısını almak

kesici araçları bileği taşına veya kayışa sürterek keskinliğini artırmak.

107

kılı kıpırdamamak

durum ve davranışını değiştirmemek, aldırış etmemek, umursamamak: 'Hikmet Bey yaman adam, dikkat ettim, hiç istifini bozmadı, kılı kıpırdamadı.' -H. Taner.

93

kılı kırk yarmak

titiz ve ayrıntılı bir biçimde incelemek, önemle üstünde durmak: 'Senin gibi kılı kırk yaran bir kıza name beğendirme başarısından dolayı sevgiliniz beyefendiyi kutlarım.' -H. R. Gürpınar.

104

kılıbıklık etmek

kılıbığa yakışan davranışlarda bulunmak.

94

kılıcı kınına koymak

savaşı bırakmak, savaştan vazgeçmek.

100

kılıç çalmak

kılıçla savaşmak, kılıç ile öldürmek.

33