Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

kısmetine mâni olmak

kazancına veya evlenmesine engel olmak.

41

kısmetini ayağıyla tepmek

kavuşacağı iyi bir durumu, değerini bilmeyerek istememek.

43

kısmetini bağlamak

bir inanışa göre büyü ile evlenmesine engel olmak.

73

kıssadan hisse almak (çıkarmak)

anlatılan bir olaydan ders almak: 'O zaman, diplomatlar bu kıssadan lazım gelen hisseyi çıkarmasını bilmişler miydi? Ne gezer!' -Y. K. Karaosmanoğlu.

108

kıstas tutmak

ölçü olarak almak.

102

kış basmak

kışın şiddetli soğukları başlamak.

102

kış yapmak

hava çok soğuk ve karlı olmak.

108

kışı geçirmek

kış mevsimini bir yerde geçirmek.

40

kıtır atmak

argo yalan söylemek: 'Kim dedi bunu sana, Kâmil Bey mi? Boş ver kardeş, inanma sakın, kıtır atıyorlar, moralimizi bozmak istiyorlar.' -A. İlhan.

112

kıtır kıtır kesmek

bıçak veya kesici bir aletle acımaksızın yaralamak veya öldürmek.

42

kıtıra almak

argo alay etmek.

114

kıtlıktan çıkmış

doymak bilmeyen.

110

kıtlıktan çıkmış gibi yemek

doymak bilmezcesine yemek.

106

kıvamına (kıvama) gelmek

kıvamını bulmak: 'Kâhya, vakit gayri Süleyman, haber saldık gelecekler, pamuklar da kıvamına geldi, demişti.' -S. Kocagöz. 'Dışarıda şimşekler çakıp gök gürülderken koyunlar kızarmaya başlamış, kazanlar dolusu hoşaf çoktan kıvama gelmişti.' -İ. O. Anar.

103

kıvamını bulmak

gerekli ve istenilen şartlar yerine gelmek, en uygun anında olmak: 'Yumurtayla zeytinyağı kıvamını bulunca bir kaşıkla onu soğumuş levreğin üstüne gezdireceksin.' -O. V. Kanık.

110

kıvanç duymak

1) övünmek; 2) sevinmek, mutlu olmak.

105

kıvrım kıvrım kıvranmak

1) çok acı çekerek kıvranmak; 2) yalvarma, sıkıntı vb. bir sebeple çok kıvranmak.

113

kıyak geçmek (çekmek)

maddi ve manevi destek olmak.

114

kıyak kaçmak

argo çok uygun düşmek, yakışık almak.

47

kıyamet kopmak

1) kıyamet günü gelmek; 2) mec. bir yerde çok gürültü ve telaş olmak.

41

kıyamet mi kopar?

'ne olur, ne çıkar, ne önemi var' anlamında kullanılan bir söz: 'Asker az olmakla kıyamet mi kopar?' -N. Kemal.

40

kıyamete kadar

dünya durdukça, uzun süre: 'Senin minimini elinden yediğim tokadın acısını yüzümde kıyamete kadar duyacağım.' -A. N. Asya.

98

kıyamete kalmak

sorun, çözülememek: 'Seni bir daha görmek kıyamete mi kaldı?' -H. E. Adıvar.

102

kıyametler koparmak

1) bir şeye çok kızarak bağırıp çağırmak, feryat etmek: 'Eşin var, aşiyanın var, baharın var ki beklerdin / Kıyametler koparmak neydi ey bülbül, nedir derdin?' -M. A. Ersoy. 2) aşırı gürültülere, kargaşaya yol açmak.

93

kıyas kabul etmez

iki şey arasındaki ayrımın çok fazla olduğunu belirtmek için kullanılan bir söz.

103

kıyıcılık etmek

gaddarlık etmek, gaddarca davranmak.

34

kıyıda köşede kalmak

göze çarpmayan bir yerde unutulmuş olmak.

38

kıyıya atmak

karaya çıkartmak veya sürüklemek: 'Sular, sandalı kıyıya atıyordu.' -R. H. Karay.

94

kıyıya çıkmak

karaya çıkmak, gemiden karaya inmek.

101