Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

malı götürmek

herkesin göz diktiği bir çıkarı elde etmek.

103

malum değil

bilinmeyen konular için kullanılan bir söz.

109

malum ya!

'bilinen şey' anlamında kullanılan bir söz: 'Bana gücenmeyiniz hanımefendi, malum ya, elçiye zeval yoktur.' -H. R. Gürpınar.

114

malumu ilam etmek

bilinen ve açık olan bir şeyi söylemeye, açıklamaya kalkmak.

106

mana çıkarmak

1) yersiz bir yargıya varmak, yanlış değerlendirmek; 2) bir söze, söyleyenin aklından geçmeyen bir anlam vermek; 3) anlam çıkarmak.

102

mana vermek

kendince bir yargıya varmak, yorumlamak.

131

manasına gelmek

anlamına gelmek.

94

manaya gelmek

anlam bildirmek.

97

manda gibi

çok iri ve hantal.

96

manda gibi yayılmak

dikkatsizce ve bütün ağırlığıyla oturmak.

110

manda gibi yemek

çok ve acele ile yemek.

41

mandepsiye basmak (düşmek)

aldatılmak, tuzağa düşürülmek: 'Karı kocaya benzemiyordu ya neyse beni adamakıllı mandepsiye bastırdılar.' -A. Gündüz.

103

maneviyatı bozulmak

moral gücü sarsılmak.

114

maneviyatını kırmak

moral gücünü sarsmak.

42

manevra yapmak

1) bir araca istenilen hareketi yaptırmak. 2) ask. askerî birlikler savaş denemesi yapmak.

102

mangal gibi yüreği olmak

cesareti çok olmak: 'Sen bana iyi baksana, bende mangal gibi yürek var!' -O. Kemal.

109

mangalda kül bırakmamak

yapamayacağı işleri yapabilirmiş gibi söylemek.

128

mâni düzmek (yakmak)

1) mâni okumak; 2) müzik eşliğinde mâni söylemek.

40

manken gibi

vücut ölçüleri düzgün ve ince olan.

108

mantar atmak

argo yalan söylemek, martaval atmak.

109

mantar gibi (yerden) bitmek

birdenbire veya kendiliğinden ortaya çıkmak.

104

mantar gibi üremek

hızla çoğalıp yayılmak: 'Son zamanlarda mantar gibi üreyen yeni kahveci dükkânlarından birinde oturmuş, derin bir sohbete dalmışlardı.' -O. Aysu.

112

mantara basmak

argo birinin hazırladığı oyuna düşmek, oyuna gelmek.

39

manzara koymak

televizyon yayını sırasında beklenmeyen kesinti aralarını doldurmak için ekrana değişik manzara resimlerini getirip göstermek.

102

mapusa düşmek

hapse girmek.

104

mapushaneye düşmek

hapse girmek.

46

maraza aramak

çekişmek, olay çıkarmak için bahane aramak: 'İkinci yarıda herkesin dili bir karış dışarı çıktığı, maraza aradığı, çamurlaştığı zaman, seninki, oyuna yeni girmiş gibi terütaze koşar durur.' -H. Taner.

105

maraza çıkarmak

kavgaya yol açmak, kavga çıkarmak, anlaşmazlığa yol açacak işler yapmak.

103

marifet göstermek

ustalığını ortaya koyabilmek: 'Bütün bu zahmetlere ... rağmen bari bir marifet gösterse idik.' -R. H. Karay.

102

Marmara çırası gibi yakmak (yanmak)

perişan etmek, mahvetmek veya perişan olmak, mahvolmak.

101