Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

mars etmek

1) tavla oyununda karşısındakine hiçbir pul toplamaya fırsat vermeden kendi pullarını toplayıp oyunu kazanmak: 'İkinci oyunda beni mars etti, mantığımı ya da mantıksızlığımı kavramıştı çünkü.' -T. Uyar. 2) tkz. karşısındakini söz söyleyemeyecek duruma getirmek.

105

mars olmak

1) tavla oyununda pul toplamaya fırsat bulamadan oyunu kaybetmek; 2) tkz. söz söyleyemeyecek duruma gelmek.

42

marsık gibi

koyu esmer, kömür gibi, simsiyah.

92

mart havası gibi

kararsız, huysuz (kimse).

115

mart içeri, pire dışarı

tedirgin edici biri geldiğinde gitmeye kalkan kimseler için kullanılan bir söz.

108

mart kedisi gibi

çapkın ve azgın olan.

104

martaval atmak (okumak)

inanılmayacak sözler söylemek, yalan söylemek.

113

maruz bırakmak

bir olayın veya bir durumun etkisinde bırakmak: 'Türk Cumhuriyeti varlığını, istikbalini safsatalarla tehlikeye maruz bırakamaz.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

35

maruz bulunmak (olmak)

bir olayın veya bir durumun etkisinde bulunmak.

101

maruz kalmak

bir olay veya bir durumla karşı karşıya olmak.

49

masal âleminde yaşamak

1) gerçek olmayan, gerçekleşmesi güç olan şeyler düşünerek yaşamak; 2) masallardaki gibi olağanüstü güzel anlar yaşamak.

98

masal gibi

olmayacak biçimde.

100

masal okumak (anlatmak)

inandırıcı olmayan, oyalayıcı sözlerle kandırmaya çalışmak.

105

masaya oturmak

bir anlaşmazlığı çözümlemek üzere bir araya gelmek, toplanmak.

100

maskara etmek

1) bir kimseyi veya şeyi gülünç ve şerefsiz duruma düşürmek: 'Şu kendini bütün memlekete maskara eden münevver züppenin eksik tarafı millî şuurdan başka nedir?' -O. S. Orhon. 2) bir şeyi bozmak, berbat etmek.

100

maskara olmak

gülünç bir duruma düşmek.

92

maskesi düşmek

gerçek niyeti ve niteliği ortaya çıkmak.

106

maskesini atmak

amaçlarını gizlemesini bilen kimse, bu tutumunu bırakarak gerçek kişiliğini ve amaçlarını açığa vurmak.

105

maskesini düşürmek (kaldırmak)

gizli amaçlarını, gerçek kişiliğini ortaya çıkarmak.

34

masraf etmek

para harcamak.

33

masraf görmek

alışveriş veya ödeme işlerini yapmak.

99

masraf kapısı açmak

para harcamayı gerektiren bir işe girişmek.

94

masrafa girmek

bir iş veya yapım için çok para harcamak: 'Bir adamın hiç tanımadığı insanlar için bu kadar zahmet ve masrafa girmesine bir türlü akıl erdiremiyorum.' -R. N. Güntekin.

31

masrafı çekmek

bir iş için gereken parayı ödemek, gideri karşılamak.

98

masraftan çıkmak

beklenmedik bir sırada para harcama durumunda kalmak, paradan çıkmak.

98

mastor olmak

esrar içerek kendinden geçmek: 'Esrarcılar boğula boğula öksürürler, duman içinde kalırlar, duman olurlar. Buna mastor olurlar demek daha uygundur.' -S. Sema.

34

maşa gibi

zayıf ve kuru (kimse).

104

maşa kadar

çok küçük doğan (çocuk).

89

maşa varken elini yakmak

bir işten gelebilecek zarardan kendini koruyacak bir yol varken o yolu tutmamak.

98

maşalık etmek

başkalarının çıkarı, isteği ve amaçları doğrultusunda çalışmak.

41