Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

mekân tutmak

bir yere yerleşmek.

95

mekik atmak

1) mekiği arışlar arasından hızla geçirmek; 2) mec. hiçbir yerde duramayıp iki yer arasında gidip gelmek.

94

mekik dokumak

iki nokta veya durum arasında sürekli gidip gelmek: 'Görüntümüz iyi ile kötü arasında mekik dokudu.' -T. Halman.

98

mekik gibi

sürekli gidip gelen.

108

mektebi asmak

derslere girmemek için keyfî olarak okula gitmemek, okulu asmak: 'Güzel havada mektebi asamamış bir ilkokul öğrencisi somurtkanlığı ile kafileye katıldım.' -H. Taner.

98

mektep görmemiş

1) okula gitmemiş; 2) tkz. kaba, saygısız.

110

mektep medrese görmüş

okumuş, öğrenim görmüş.

40

mektubu dışından okumak

bir kimsenin içinden geçeni yüz çizgilerinden anlamak.

36

mektup atmak

mektubu postaya vermek.

98

melek gibi

1) sessiz, sakin: 'Annem melekler gibi iyi kadındır.' -S. F. Abasıyanık. 2) güzel: 'Kimi tarafları pek ince delikanlılar melek gibi kızları övüyorlardı.' -S. F. Abasıyanık.

106

meme vermek

emzirmek: 'Genç kadın arkasını dönerek göğsünü açtı ve özenle meme vermeye başladı.' -A. Gündüz.

43

meme yapmak

tek. motorlu araçlarda platin elektrik akımını geçirmeyecek ölçüde oksitlenmek, işlevini yapmaz olmak.

34

memede olmak

henüz meme ile beslenmek.

95

memeden kesmek

artık emzirmemek.

109

mendil atmak

herhangi bir duyguyu, gizli bir mesajı haberleşilen insana çeşitli anlamları olan renkli mendille bildirmek: 'Pencereyi açıp gözünün önünde oyalı yeşil mendil mi atacağım Ferit'e?' -N. Cumalı.

97

mendil kadar

çok küçük (alan): 'Mendil kadar olsun tarlamızı ayır/ Beni doyuracak ağacı göster' -B. R. Eyuboğlu.

88

mendil sallamak

birini uzaktan mendil sallayarak selamlamak veya uğurlamak: 'Arabalar yaklaşıyor, mendil sallayalım mı?' -A. Gündüz.

35

menfaat gütmek

çıkarını ön planda tutmak: 'Hayatımda hiçbir zaman menfaat gütmedim, paragözlü olmadım.' -S. M. Alus.

93

menopoza girmek

1) âdetten kesilmek, doğurma özelliğini yitirmek, hayızdan nifastan kesilmek: 'Yakışmıyordu bu hafiflik çoktan menopoza girmiş bir kadına.' -İ. Aral. 2) mec. bu sebeplerden dolayı kadın bunalım içerisinde olmak.

89

menzil atmak

tar. ok atış yarışmalarında rekor kırmak.

103

menzil beygiri gibi koşmak

durup dinlenmeden çalışmak.

101

menzil dikmek

tar. atılan ok ile kırılan rekorun yerini belirten taş dikmek.

99

merak getirmek

kara sevdaya tutulmak.

92

meraka düşmek

1) meraklanmak: 'Sevecek birini görse bile acaba daha güzeli bulunmaz mı diye meraka düşer.' -S. Birsel. 2) kaygılanmak.

32

meraka sokmak

meraklandırmak: 'Sizleri meraka sokmamı aranızda bulunmamın sevincine bağışlayın.' -Halikarnas Balıkçısı.

31

merakına dokunmak

ilgisini çekmek.

95

merakından çatlamak

1) çok kaygılanmak; 2) bir şeyi öğrenmek isteğini aşırı ölçüde duymak: 'Rica ederim söyleyiniz, merakımdan çatlayacağım.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

88

merakını mucip olmak

merakına dokunmak.

97

merakını uyandırmak

merak etmesine sebep olmak, meraklanmak: 'Kızın en çok merakını uyandıran şey, Hasan'ın yeni kıyafetiydi.' -O. C. Kaygılı.

93

merakta bırakmak

kaygı içinde bırakmak.

94