Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

nabız yoklamak

nabzını yoklamak.

98

nabzı atmak

1) kalp vuruşu sürmek; 2) mec. ortaya çıkmak, görünmek, belli olmak: 'Viyana'da hayat sevincinin nabzı kahvelerde atar.' -H. Taner.

46

nabzı durmak

ölmek: 'Nabzı durdu, nefesi durdu galiba.' -Y. Z. Ortaç.

113

nabzını saymak

bir dakikadaki kalp atışını saymak: 'Sonra bileğini avucumun içine alarak nabzını sayıyorum.' -R. N. Güntekin.

101

nabzını tutmak

1) nabzını saymak için bileğini tutmak: 'Doktor, hallacın yanına vardı. Nabzını tuttu.' -S. F. Abasıyanık. 2) mec. düşüncesini, niyetini, eğilimini anlamaya çalışmak.

161

nabzını yoklamak

1) niyetini, düşüncesini, eğilimini anlamaya çalışmak: 'Milletin sesini işitmek, nabzını yoklamak, meselesini ve durumunu kaynakta öğrenmek istiyordu.' -T. Buğra. 2) düşünce, niyet ve eğilimi anlamak için ön araştırma yapmak.

123

naçar kalmak

çare, çıkar yol bulamamak: 'Bu eski kafanın nasihatlerinden yıldığı için pek naçar kaldığı anlarda bu kapıyı çalar.' -H. R. Gürpınar.

108

nadasa bırakmak (yatırmak)

tarlayı ekmeyip bırakmak.

92

nafaka bağlanmak

yasaca, bakılması zorunlu olan kişiye mahkeme kararıyla evlat, koca gibi bir kimsenin, geçim parası vermesini sağlamak.

94

nağme yapmak

tkz. 1) bildiği bir şeyi bilmez görünmek; 2) bahane ileri sürmek.

93

nal deyip mıh dememek

bir düşüncede direnmek.

99

nal toplamak

1) at, yarışta sonlara kalmak veya sonuncu olmak; 2) mec. herhangi bir alanda geride kalmak.

46

nalıncı keseri gibi kendine yontmak

yaptığı işlerde hep kendi çıkarını düşünmek.

112

nalları dikmek

argo hayvan veya hayvana benzetilen kişi ölmek: 'Kitap bastırmak, yazı yazmak takatinden mahrum, nalları dikeceksiniz.' -S. F. Abasıyanık.

111

nam almak

şöhret sahibi olmak, tanınmak.

34

nam kazanmak

ün sahibi olarak tanınmak: 'Karaman alayı, bizim harp tarihimizde büyük nam kazanmış bir alaydır.' -A. Gündüz.

100

nam salmak

ününü her yana yaymak.

102

nam vermek

ün kazanmak.

97

namaza durmak

namaza başlamak: 'Arabalar uzaktan görününce köyüne, adamına göre kâh derviş, kâh sofu olur, hemen namaza dururdu.' -M. Ş. Esendal.

38

namazı kılınmak

Müslüman birinin cenaze namazı kılınmak: 'Bir akşam uyudu / Uyanmayıverdi / Aldılar götürdüler / Yıkandı, namazı kılındı, gömüldü' -O. V. Kanık.

94

namazında niyazında

İslam dininin gerekliliklerini tam anlamıyla yapan: 'Bunlar namazında niyazında iki temiz gardiyandı.' -N. F. Kısakürek.

100

name okumak

herkesin bildiği deyimleri veya sözleri söylemek.

88

namerde muhtaç bırakmak

güvenilmeyecek kimselerden yardım istemek zorunda bırakmak: 'İş ki kocam olacak, erkek olsun, beni namerde muhtaç bırakmasın diyormuş.' -H. Taner.

97

namerde muhtaç olmak

güvenilmeyecek kimselerden yardım istemek zorunda kalmak.

98

namı nişanı kalmamak

yok olup unutulmak.

89

namusu iki paralık olmak

onursuz bir duruma düşmek.

46

namusu temizlenmek

bir işin içinden kendi saygınlığını yitirmeden çıkmak: 'Öyleyse evvela, senin istediğin dava görülmüş olur. Yani hırsız olmadığın meydana çıkar. Namusun temizlenmiş olur.' -Ö. Seyfettin.

95

namusuna dokunmak

birinin namus ve onurunu olumsuz biçimde etkilemek.

94

namusuna sinek kondurmamak

1) kollamak, gözetlemek; 2) namusuna, onuruna laf söylettirmemek.

94

namusunu temizlemek

ahlak ve onuruna ters düşen bir durumdan kurtulmak için birini veya kendini öldürmek.

30