Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

sevaba girmek

sevap kazanmak.

102

sevap kazanmak (işlemek)

hayırlı bir davranışta bulunmak: 'Gülsüm'ün sevinci sade sevap kazanmak ümidinden doğmuyordu.' -R. N. Güntekin.

118

sevda çekmek

birine tutkun olmak, aşk tutkusu içinde olmak.

106

sevgi beslemek

sevgi duymak, sevmek: 'Makedonya'da savaşmıştı ve Türk köylüsüne karşı büyük sevgi besliyordu.' -H. E. Adıvar.

103

sevinci kursağında kalmak

bir engel sebebiyle hayal kırıklığına uğramak.

98

sevinç yaşları (gözyaşları) dökmek

sevinçten ağlamak: 'Şu mendilini burnuna tutmuş, sevinç yaşları döken hanım herhâlde gelinin anası olacaktı.' -H. Taner.

55

sevinçten uçmak

çok sevinmek.

121

sevk etmek

1) göndermek, götürmek; 2) mec. sürüklemek, itmek: 'Burada başka bir olay anlatacağım ki bu, Türk'ü şuuraltı bir kuvvetle İstiklal Savaşı'na sevk eden amillerin biridir.' -H. E. Adıvar.

92

seyirci kalmak (olmak)

bir olay karşısında hiçbir tepki göstermeyerek işe karışmamak: 'Kavga edenlere kimse karışmaz, sadece uzaktan seyirci kalırlar.' -N. Hikmet. 'Sadece seyirci olduğumu, olayların dolayısıyla hayatın dışında kaldığımı bu sorudan sonra anladım.' -E. Işınsu.

42

seyrana çıkmak

gezmeye, gezintiye çıkmak.

37

seyre çıkmak

1) bir yerden başka bir yere gitmek için yola çıkmak; 2) eğlenmek üzere gözlemek, bakmak: 'Seyrimize çıktınız değil mi? Yürek soğutuyorsunuz değil mi? Allah sizi bizden besbeter etsin inşallah!' -O. Kemal.

98

seyre dalmak

bir şeye kendini vererek bakmak: 'Sanki Rumeli baştan başa bir arena idi ve Avrupa siyaset adamları da birer Roma imparatoru gibi mermerden localarına kurulmuşlar, oradaki olumlu güreşleri seyre dalmışlardı.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

99

seyreyle gümbürtüyü

'çıkacak olayları gör, ibretle seyret' anlamında kullanılan bir söz.

97

sıcak bakmak

anlayışla karşılamak, olumlu değerlendirmek, ilgi duymak: 'Onlardan genelleme yaparak bütün kol emekçilerine sıcak bakma eğilimini edindim.' -R. Erduran.

109

sıcak basmak

hava çok ısınmak.

105

sıcak yüz göstermek

yakınlık göstermek.

102

sıçan deliği aramak

saklanacak bir yer aramak: 'Askere gitmemek için sıçan deliği arıyordu değil mi?' -O. Kemal.

107

sıçan deliği bin akçe

'kaçıp saklanacak yer yok' anlamında kullanılan bir söz.

43

sıçan deliğine paha biçilmez olmak

'güç bir durumda sığınacak bir yer bulmakta güçlük çekmek' anlamında kullanılan bir söz.

103

sıçan düşse başı yarılır

'hiçbir şey yok' anlamında kullanılan bir söz: 'Bir zamanlar hazinemiz tamtakırdı, sıçan düşse başı yarılırdı.' -T. Halman.

104

sıçana dönmek

üstü başı çok ıslanmak.

103

sıçıp sıvamak

kaba öfkelenip kaba küfürlerle dolu sözler söylemek.

105

sıçtı Cafer, bez getir

kaba birinin berbat bir iş gördüğünü anlatan bir söz.

114

sıfır çekmek

sp. halter yarışmalarındaki silkme ve koparma dallarında belirlenen ağırlığı kaldıramayıp elenmek.

94

sıfıra inmek

1) bitmek, tükenmek, yok olmak: 'Zannedersem kocamın ziyaretçileri de sıfıra indi.' -Ö. Seyfettin. 2) sp. futbol, hentbol vb. oyunlarda hücum oyuncusu rakip alanda bitiş çizgisine kadar gitmek.

94

sıfıra sıfır, elde var sıfır

bütün çalışmaların boşa gittiğini, istenilen sonucun alınamadığını anlatan bir söz.

46

sıfırdan başlamak

en baştan, hiçbir şeye sahip olmadan bir işe girişmek: 'Batı tiyatrosu Türkiye için yepyeni bir şey olduğu için sıfırdan başlamak gerekiyordu.' -M. And.

104

sıfırı tüketmek

1) gücü kalmamak: 'Sonra ulusal sporumuzda hızla geriledik, çok geçmeden sıfırı tükettik.' -T. Halman. 2) yoksul duruma gelmek, yoksullaşmak; 3) ölmek.

91

sıhriyet peyda etmek

hısımlık oluşturmak: 'Süleyman Şah, kurtuluşu Osman Oğulları ile sıhriyet peyda etmekte görüyordu.' -F. F. Tülbentçi.

107