Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

sıra saygı gözetmek

karşılıklı saygı göstermek.

93

sıram sıram dizilmek

sıra veya sıralar oluşturacak biçimde yan yana, arka arkaya gelmek.

107

sırası düşmek

uygun zamanı gelmek.

104

sırası gelmek

1) bir başkasından sonra sıra birinin veya bir şeyin olmak; 2) sırası düşmek: 'Hani bazen sırası geliyor da maziye merbutiyet, filan diyoruz.' -M. Ş. Esendal.

36

sırası gelmişken

'fırsat düşmüşken, söz bu konudayken' anlamında kullanılan bir söz.

48

sırasına getirmek

uygun zamanını, fırsatını bulmak.

104

sırasına göre

durumun gerektirdiği gibi.

105

sırasını kaybetmek

çocuk veya bebek, hastalık veya başka bir sebep dolayısıyla uyku ve meme zamanını şaşırmak.

103

sırat köprüsünden geçmek

bir iş yapılırken sıkıntılı, eziyetli durumlar içinde kalınmak.

100

sıraya dizmek

1) sıralamak; 2) bir topluluk içinde herkese aynı biçimde davranmak.

43

sıraya koymak

düzenlemek, sıralamak.

106

sırık gibi

alay uzun boylu.

47

sırım gibi

ince yapılı ve güçlü: 'Şimdi, altmışını geçmiş olmasına rağmen, sırım gibi bir vücudu vardı.' -R. N. Güntekin.

106

sırra ermek

gizli tutulan veya sır durumunda olan bir şeyi anlamak, kavramak: 'Fakat bu iki genç henüz bu sırra eremedikleri için sabırsızlanıyorlar, öfkeleniyorlardı.' -Y. K. Karaosmanoğlu.

96

sırra kadem basmak

bir kimse ortalıktan yok olmak, ortalıkta görünmemek: 'Denizde bazı balık türleri sırra kadem bastı ama başka nice türler kıyılara akın etmeye başladılar.' -T. Halman.

100

sırt (sırtını) çevirmek

1) bir şeye veya birine önem vermemek: 'Batı âlemi Türkiye'den vazgeçemez, bizi yalnız bırakamaz, askerî ihtiyaçlarımıza sırt çeviremez...' -T. Halman. 2) bir şeyden veya bir kimseden desteğini, ilgisini kesmek; 3) birine darılmak.

35

sırt sırta vermek

iş birliği yapmak: 'Sırt sırta verip bitiririz bu işi.' -İ. O. Anar.

94

sırtı kaşınmak

dayak yemeyi hak edecek davranışta bulunmak.

33

sırtı yere gelmek

yenilmek, alt olmak: 'Anladım ki hayat savaşının birinci büyük dönümünde Ayşe'nin sırtı yere gelmişti.' -H. E. Adıvar.

101

sırtı yere gelmemek

sarsılmamak, yerinden düşürülememek, güçlü olmak.

108

sırtına almak

1) yüklenmek, çuvalı sırtına aldı; 2) bir giyeceği giymek veya sırtına örtmek: Sırtına bir şey almadan sokağa fırladı.

29

sırtına geçirmek

bir şeyi giymek: 'Pardösüyü sırtıma geçirdim.' -S. F. Abasıyanık.

98

sırtında yumurta küfesi olmamak

eski düşünce ve yönünü kolayca değiştirmek veya sözünden caymakta sakınca görmemek: 'Çelişki içinde konuşur ve sırtında yumurta küfesi olmadığından dün ak dediğine bugün rahatlıkla kara diyebilir.' -H. Taner.

107

sırtından atmak

başından savmak veya birinin, bir şeyin sorumluluğunu, yükünü üzerine almamak.

102

sırtından bıçaklamak

ihanet etmek: 'Arkadaşların birbirini sırtından bıçaklaması doğru değil. Bunu ancak düşmanlar yapabilir.' -S. Dölek.

34

sırtını dönmek

sırt çevirmek.

108

sırtüstü yatmak

1) sırtı yere gelmek üzere yatmak: 'Sırtüstü yatıp gözlerinizi kara bir bezle bağlayın.' -H. Taner. 2) hiçbir şey yapmamak: 'Üç gün sırtüstü yattım trende.' -N. Hikmet. 3) mec. çalışmadan rahat bir yaşam sürmek.

97

sıska olmak

1) karın boşluğuna su dolarak karnı şişmek; 2) aşırı zayıf olmak.

96

sıskası çıkmak

çok zayıflamak, sıskalaşmak.

93

sıtma tutmak

ateş ve ter nöbetleriyle titremeye başlamak.

102