Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

sıkı basmak

güçlü davranmak, direnmek.

109

sıkı durmak

güçlü, dayanıklı olmak, dikkatli bulunmak.

114

sıkı tutmak

1) önem vermek: İşini sıkı tut. 2) sürekli olarak denetlemek, kontrol altında bulundurmak; 3) bir işte disiplinli olmak.

107

sıkıdan geçirmek

argo dayak atmak: 'Onlarla ahbaplıkta direnirse iş kolaydı; kapıaltına çekilir, güzel bir sıkıdan geçirilirdi.' -K. Korcan.

104

sıkıntı basmak

çok sıkılmak, can sıkıntısı duymak.

104

sıkıntı çekmek

zorluk veya yoksulluk içinde yaşamak: 'İki ateş arasında epeyce sıkıntı çektik.' -A. Gündüz.

96

sıkıntı vermek

tedirgin etmek, bunaltmak.

104

sıkıntıda olmak

geçim darlığı çekmek.

106

sıkıntısı olmak

1) tedirgin, rahatsız eden bir durumda bulunmak: 'Bir derdi, bir sıkıntısı olup da öyle susup durduğu akşamlar bile yanında bulunmaktan hoşlanıyoruz.' -N. Ataç. 2) işemesi gerekmek, sıkışmak.

113

sıkıntıya düşmek

darlık, yokluk içinde olmak.

103

sıkıntıya gelememek

güç işlere dayanamamak.

41

sıkıya almak

1) hareketlerini sınırlamak veya önlemler almak: 'Seniha etrafını bu kadar sıkıya alan bu adamlardan hiç sıkılmıyor mu?' -Y. K. Karaosmanoğlu. 2) disiplin altına almak: Başkan son zamanlarda işleri sıkıya aldı.

98

sıkıya gelmek

güç bir durumla karşılaşmak: 'Sıkıya geldi mi borç etmekten çekinmez, sonra bu borçları ödemek için evinin eşyasını satar.' -R. N. Güntekin.

113

sıla etmek

sılaya gitmek.

47

sılaya gitmek

1) bir süre ayrı kaldığı evini, yurdunu görmeye gitmek: 'Ara sıra memlekete, sılaya gitmek lazım.' -R. H. Karay. 2) anne, baba ve diğer akrabalarını görmek için memlekete gitmek.

42

sınav vermek

sınavdan geçmek.

107

sınava çekilmek

birinin bilgisi ölçülmek.

103

sınava girmek

bir kimse, bir konu üzerindeki bilgisinin ölçülmesini sağlamak için yapılan yoklamada hazır bulunmak.

104

sınavda bırakmak

sınavda başarısız saymak.

105

sınavdan geçmek

1) sınava girmek: 'Evet, bir sınavdan geçeceksin. Ben de sınav amirin tayin edildim.' -A. Ümit. 2) girilen sınavda başarılı olmak.

98

sınıfta bırakmak

sınıf geçmesine engel olmak.

104

sınıfta çakmak

argo sınıfta kalmak.

99

sınıfta kalmak

1) başarılı olamayan öğrenci, bir üst sınıfa geçemeyerek aynı sınıfta yeniden okumak; 2) mec. herhangi bir işte başarısız olmak.

43

sınır çekmek (çizmek)

1) sınırını belirtmek: '1920 baharı muhteşem bir mart sabahında Sultan Dağları'nın sınır çizdiği Batı Anadolu'ya kan ve barut kokularıyla geliverdi.' -T. Buğra. 2) son vermek.

39

sınır dışı etmek

bir kimseyi bulunduğu ülkede yaptığı yasa dışı eyleminden dolayı ülkenin sınırları ötesine çıkarmak.

99

sır tutmak (saklamak)

bir sırrı açığa vurmamak, başkasına söylememek.

108

sır vermek (sızdırmak)

bir sırrı açığa vurmak, başkasına söylemek: 'Mustafa dışarı sır sızdırmıyordu lakin üzüntüden de eriyordu.' -R. H. Karay.

105

sıra (sırasını) savmak

sırayla yapılan bir işte sıra kendine geldiğinde gereğini yapmak: 'Neyse, sıramızı savdık ve yine yola çıktık ve yolda beni bir düşüncedir aldı.' -N. Hikmet.

107

sıra dayağı çekmek

birden çok kişiyi teker teker ve birbirinin ardı sıra dövmek.

109