Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

sıva vurmak

bir duvarı sıva kullanarak düzgünleştirmek, sıvamak.

23

sıygaya çekmek

birine sorular sorup cevaplarını istemek: 'Yüksek tahsilli olup olmadığımızı anlamak için bizi kara cümleden bile değil de imladan sıygaya çektiler.' -F. R. Atay.

51

sıyırıp çıkarmak

çekip kurtarmak: 'Bunlar yaşama yolunda bir engele çarptılar mı hemen dedelerinin adını verirler ve kendilerini güçlükten sıyırıp çıkarırlardı.' -İ. O. Anar.

23

sızıp kalmak

çok içki içip veya çok yorulup uyuyakalmak: 'Eskimiş boş çuvallar gibi sızıp kalırlardı bir köşede.' -K. Korcan.

52

sicil vermek

sorumlu bir görevli, yanında çalışan birinin bir aşamaya gelmesinde yeterli olup olmadığını gereken makama bildirmek.

52

siciline işlemek

bir çalışanın yaptığı olumlu veya olumsuz davranışları siciline kaydetmek.

50

sicim gibi

damlaları ince bir sıra oluşturacak biçimde birbiri ardınca akan (yağmur, gözyaşı): 'Gözlerinden sicim gibi yaş inerek hepsini bir kömür sandığına doldurdu.' -A. Ağaoğlu.

444

siftah etmek

1) esnaf sabahleyin ilk alışverişi yapmak: 'Bu vakit kim gelecek? Her günkü gibi siftahı sen ediyorsun?' -E. E. Talu. 2) mec. bir işi ilk kez yapmak.

60

sigarayı tellendirmek (tüttürmek)

keyifle sigara içmek: 'Birkaç tane bira çektikten sonra üzerlerine sigarayı tellendirdim mi değme keyfime artık.' -Ö. Seyfettin.

20

sigorta atmak

bir arıza sonucu sigortada elektrik akımı kesilmek.

45

sigortası atmak

argo çok sinirlenmek.

51

siktir et!

1) 'aldırma, önem verme!' anlamında kullanılan bir söz; 2) 'kov, defet!' anlamında kullanılan bir söz.

70

siktirip gitmek

başını alıp gitmek.

22

silah atmak

silahtan mermileri boşaltmak.

24

silah başı etmek

ask. askerlikte, verilen komut üzerine herkes görevi başına geçmek.

53

silah çatmak

ask. silahları uç uca çapraz bir biçimde dayayarak durdurmak.

59

silah patlamak

1) silah ateş almak; 2) mec. savaş başlamak.

21

silah silaha girmek

karşılıklı olarak ateş etmek: 'Üç serseri birbirleriyle silah silaha girmişler.' -R. H. Karay.

52

silaha davranmak

kullanmak için silahına el atmak.

55

silahaltına almak

askerlik görevine başlatmak.

44

silahaltında bulunmak

silahaltında olmak: 'Silahaltında bulunan er ve erbaşlarla askerî öğrenciler ... oy kullanamazlar.' -Anayasa.

54

silindir gibi ezmek

bir kimseyi her yönüyle güçsüz duruma getirmek.

21

silinip gitmek

bir şey birdenbire yok olmak veya unutulmak: 'Bu sonuncular, ardından gelen büyük dalgaların gürültüsünde silinip gitti.' -M. Mungan.

52

silip atmak

ilgi ve ilişkisini tamamen kesmek: 'Beni aldattı diye onu kalbimden silip attım, ondan nefret ediyorum.' -R. N. Güntekin.

27

silip süpürmek

1) evi, ortalığı temizlemek; 2) ne var ne yoksa hepsini yemek: 'Büyükdere'den yanına bir sepet kiraz aldığı vakit, sandalda bütün kirazı silip süpürür.' -S. Birsel. 3) ne var ne yok hepsini alıp götürmek veya yok etmek: 'Bu, nereden ve kimden geldiği belli olmayan darbe son ümitlerini de silip süpürmüştü.' -E. E. Talu.

52

silkinip sıyrılmak

kendine gelip kurtulmak: 'Sebepsiz duyduğu bu kederden bir türlü silkinip sıyrılamıyor.' -Ö. Seyfettin.

52

silkip atmak

her türlü ilgisini kesmek: '... çocuğun olmazsa bir gün bu herif seni silkip atar.' -M. Ş. Esendal.

52

sinameki gibi

mızmız, sevimsiz, kimseyle ilişki kurmayan (kimse).

58

sinek avlamak

şaka işi veya müşterisi olmayıp boş oturmak.

54