Deyimler

Toplam 11,193 deyim bulundu. Alfabetik sıraya göre listeleniyor.

siyem siyem ağlamak

iplik iplik gözyaşı dökmek.

93

siyem siyem yağmak

yağmur, kar ince ince yağmak.

96

siz bilirsiniz

'nasıl istersiniz öyle olsun' anlamında kullanılan bir söz.

54

siz sağ olun

'ne yapalım, ziyanı yok' anlamında kullanılan bir söz.

96

sizden iyi olmasın

birinin, orada bulunmayan bir kimseyi överken karşısındakine söylediği bir nezaket sözü: '... sizden iyi olmasın pek babacan, cana yakın bir adamdır.' -H. Taner.

99

size (sizlere) ömür

bir kimsenin öldüğünü bildirmek için kullanılan bir söz.

101

size doyum olmaz

bir yerden ayrılırken söylenen bir nezaket sözü: 'Doktor 'size doyum olmaz' diye gülerek müsaade istedi. Ayağa kalktı.' -Ö. Seyfettin.

95

skala yapmak

çalgı perdelerine parmak alıştırmak.

98

slogan atmak

sloganı bağırarak söylemek.

38

sofra donatmak

sofraya bol ve türlü yiyecekler koymak.

29

soğuk almak

üşüyerek hastalanmak, üşütmek: 'İliklerine kadar da ıslanmış ve soğuk almış.' -N. F. Kısakürek.

99

soğuk çalmak

soğuk bitkiye zarar vermek.

34

soğuk çıkmak

hava soğumak.

100

soğuk durmak

ilgisiz, sevimsiz davranmak: 'Suat ilgilerine heyecanla karşılık vermiyor, biraz uzak ve soğuk duruyordu.' -A. İlhan.

98

soğuk duş etkisi yapmak

ansızın bildirilen tatsız bir haber olumsuz bir tepki yaratmak.

106

soğuk düşmek (kaçmak)

söz, davranış vb. yersiz ve sevimsiz olmak: 'Bir cenaze alayında böyle bir latife az buçuk soğuk kaçmakla beraber pek yersiz de sayılmazdı.' -R. N. Güntekin.

37

soğuk ter dökmek (basmak, boşanmak)

korkmak, heyecanlanmak, bunalmak, gerilmek: 'Safinaz kardeşini düşününce soğuk ter döktü.' -H. E. Adıvar. 'Hele ansızın alnını, bıyıklarının dibini ve ensesini basan soğuk ter, sinsi bir ölüm korkusunu içine yılan gibi akıtıyor.' -A. İlhan. 'Elleri ayakları buz kesildi, soğuk bir ter boşandı bütün vücudundan.' -Ç. Altan.

109

soğuk vurmak (yakmak)

çok soğuğun etkisiyle bitki kurumak.

39

soğukkanlı olmak

kolayca, öfke, telaş ve heyecana kapılmamak: 'Önce ince manevralar denedi ama soğukkanlı olamadığı için göze çarpıyordu.' -R. Mağden.

96

sokağa (sokaklara) düşmek

1) kadın kötü yola saparak orta malı olmak; 2) bir şey çoğalıp değerini yitirmek; 3) sükûneti, huzuru evin dışında aramak: 'Babamın iğneli bakışlarından kurtulmak için o uyurken sokaklara düşerdim.' -O. Kemal.

101

sokağa atmak

1) birini düşkün, yoksul kalacak biçimde evden, iş yerinden uzaklaştırmak veya kovmak: 'İnsanı kolundan tutup sokağa atmazlar.' -Halikarnas Balıkçısı. 2) para, eşya vb.ni boş yere harcamak.

35

sokağa çıkmak

gezmek veya bir iş görmek için evden çıkmak.

96

sokağa dökülmek

1) herhangi bir sebeple dışarı çıkmak: 'Her zaman, saat on bir buçuk dedi mi kadın erkek, kol kola sokağa dökülürlerdi.' -P. Safa. 2) gösteri, protesto gibi amaçlarla insanlar sokaklara, meydanlara inmek.

102

sokaklara dökülmek

kalabalık hâlde sokakta olmak.

35

sokakta kalmak

sığınacak yeri olmamak, bakacak kimsesi bulunmamak: 'Şimdi eski âdetler kalktı ama bu öksüzün kimseciği yok, sokakta kaldı.' -R. N. Güntekin.

95

sol eli beklemek

şaka yemeğe beklenilen birine, yemeğe başlandığını anlatmak için kullanılan bir söz: Sol elimiz bekliyor, çabuk gelin.

93

sol tarafından kalkmak

1) aksiliği, huysuzluğu, tersliği üzerinde olmak; 2) işleri ters gitmek, iyi gününde olmamak.

98

sol yapmak

direksiyonu sola doğru çevirmek, sola yöneltmek.

99

sola kaymak

siyasette ve ekonomide sol eğilimli olmak.

102

solda sıfır kalmak

1) anlamı olmamak, değersiz olmak: 'Benim hâlim memleketin düştüğü hâlin yanında solda sıfır kalır.' -A. Kulin. 2) sönük kalmak.

113